Beslenme piramidinde, en fazla tükettiğimiz ürünlerin başında gelen birkaç üründen biridir,

Kırmızı et. Ancak ne var ki; şeker pancarı, tereyağ, süt ürünlerinde olduğu gibi kırmızı et tede

dışa bağımlı hale geldik. Yıllardır uygulanan tarım politikaların verimsizliği, bu sonucu doğurmuştur. Son düzenleme de sanki bunu körükler gibi.

27 Haziran 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kararla, canlı hayvan ithalatındaki gümrük vergisi oranları yüzde 26’ya, karkas ette de yüzde 40’a indirildi. Karar kapsamına tahıllardaki vergi indirimleri de söz konusu oldu.

Ekonomi Bakanlığı, kararın enflasyonu olumsuz olarak etkileyen kırmızı et, beyaz et, yumurta ve ekmek fiyatlarını düzenlemek için alındığını açıklamış bulunuyor. Böylece arz açığı olan dönemlerde, iç piyasa fiyatlarının belirli bir düzeyin üzerine çıkması durumunda ithalat yapılacağı, gerektiğinde gümrük vergisi oranlarında tekrar güncelleme yapılabileceği de belirtilmiş.!

Kırmız Et Açığı Neden Ortaya Çıktı?

Yaklaşık on yıl önce de bu doğrultuda 23 Temmuz 2007 tarihinde uzmanlar,“Hayvancılık AlarmVeriyor!”diye uyarıda bulunmuş, bununla ilgili olarak çeşitli makaleler kaleme alınmıştı..Konunun temeline ilişkin birkaç tespiti burada tekrarlayalım.

“…Türkiye’ de 1980’li yıllarda başlayan tarımsal gerileme, tarımın bir kolu olan hayvancılıkta da alarm vermeye başladı. Bu durum, Uluslararası Para Fonu (UPF) ve Dünya Bankası(DB)’ na egemen olan ABD ve Avrupa Birliği (AB) yönlendiriciliğinde uygulanan tarım politikalarının sonucu olarak ortaya çıkmıştı….Batı’nın elinde olağanüstü bitkisel ve hayvansal üretim fazlalıkları ile tarımsal sanayi girdileri var. Batı açısından bunların Türkiye gibi çevre ülkelerinde eritilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk . Bunun için Türkiye’ de yurtiçi üretimin geriletilmesi gereği ortaya çıktığı ve bunun sonucu olarak, nüfusumuz artarken hayvan varlığımızın yarıya düştüğünü ,üretimin gerilediğini ve Türkiye tarım işletmelerinin büyük bir çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli çiftçilerin hayvancılığı bıraktığını ve dolaysıyla pazardaki et fiyatlarının el yaktığını belirtiliyordu.

Kısaca aradan on yıl geçmesine karşın değişen bir şey olmamış bulunuyor.Biz “Çözümsüzlüğe Boyun Eğmişiz!”

Geçmişte olduğu gibi, günümüze gelince,kırmızı et ithalatından kimler karlı? Kimler zararlı çıkacak’? Şimdi bunların cevabını bulmaya çalışalım. İşte cevapları…

Kırmız Et İthalatından Kimler Kazanacak?

* İçte ithalat izni alabilen birkaç aracı firma, et tüketen yemek firmaları ve sucuk-salam üreticileri ithal etten karlı çıkacaklar.

* Geçmişte Uluslararası Para Fonu (UPF) ve Dünya Bankası(DB)’na egemen olan ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri kazanmıştı. Onların bu kazançları devam edecek.Çünkü ellerinde hayvan ve kırmızı et stokları var. Dolaysıyla göreli olarak, Türkiye’ye göre daha zengin olan Batı’nın çiftçileri, yine bu işten karlı çıkacak.

Kırmızı Et İthalatından Kimler Zararlı Çıkacak?

* Yine hayvan sahibi köylü ve üretici zarar edecek .Kararla, 4 dolara canlı hayvanı ve 3 dolara karkas eti getirmek mümkün.!Vergileriyle birlikte 4.5 dolar maliyeti olacak. Yerli üreticinin daha düşük fiyatlarla gelen ithal hayvanlar ve karkas etle fiyat açısından yarışma şansı yok gibi. Bunun için dışarıdan gelen hayvanlarla kurulan çiftlikler dışında yerli üreticiler için zorlu bir dönem olacak.

* Aslında tüketici de zararlı çıkacak. Belki göreli olarak fiyat çok az düşebilir,ancak daha sonra hızla artacak.Çünkü sorun,yapısal.

Kırmızı Et Üretimini Artırmak İçin Ne Yapmalı?

*Tarımda uygulanan yeni-liberal politikalardan vazgeçilmeli.

*Mademki Avrupa Birliği’ne girmek isteniyor. Orada uygulanan Ortak Piyasa düzeni Türkiye’de de gerçekleştirilmeli.

*Özelleştirilen ve kimileri de kapatılan Tarımsal KİT’leri; Süt Endüstri Kurumu, Yem Sanayi, Yapağı ve Tiftik Anonim Şirketleri yeniden açılmalı. Et ve Süt Kurumu,işlevsel hale getirilmeli.

*Ulusal Süt Konseyi ve Ulusal Et Konseyi süs olmaktan çıkartılmalı.

*Koyun ve keçiciliğin hayvansal üretim içindeki payını yükseltecek düzenlemeler yapılmalı.

*Hayvan ıslahı çalışmalarına önem verilmeli. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, yetiştirici Birlikleri ve üniversitelerle ortak ıslah çalışmaları yapmalı.

*Kesinlikle ve kesinlikle hayvansal ürünlerinde ithalata yönelmemeli. Dünya Ticaret Örgütü’nün getirdiği zorlamalara çare aranmalı. Örneğin ithalatta kalite standartları yükseltilmeli.

Son olarak şunu belirtmekte yarar var:

İthalat çözüm değil. Bağımlılık yaratıyor. Tıpkı afyon, esrar gibi.Bağımlılığa karşı çıkılmalı. Çağdaş, modern, halkı düşünür olmanın anlamı budur.

SON SÖZ:’’AT, BİNİCİSİNE GÖRE KİŞNER’’ *Atasözü*