Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 18.03.2021 günü 200 baz puan faiz artışıyla “politika faizini” % 19’a yükseltmiştir. Bu artışıyla, dünyada en fazla faiz veren ülkeler arasındaki yerimizi iyice sağlamlaştırmış olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Piyasa oyuncuları 100 baz puan faiz artışı bekliyordu, Merkez Bankası herkesi şaşırtarak 200 baz puan faiz artırdı. Buna da “önden yüklemeli” faiz artışı denilmek suretiyle konu sevimsiz olmaktan kurtarılmış oldu. Halkın anlayacağı dille söylersek, siz bizden bir isteyin biz size iki verelim şeklinde bir uygulamaydı Faize karşı olduğunu her fırsatta söyleyen, faizi enflasyonun nedeni olarak gören siyasi iktidara, bu faiz artışları nasıl izah edilir bilemiyorum.

2020 yılının ekim ayından itibaren siyasi iktidarın ekonomi ekibini ve eş zamanlı olarak da faiz politikasını değiştirdiğini hepimiz biliyoruz. Enflasyonun altında(negatif ) faiz oranı belirleme şeklindeki politika, yerini piyasanın istediği oranın verilmesi şekline evrilmiştir. Buna piyasaya boyun eğme de denilebilir. Politikadaki değişiminin doğal sonucu olarak, değinilen değişime direnen ekonomi kurmayları koltuklarını terk etmek zorunda kaldılar. Akabinde yapılan faiz artırımlarıyla, döviz kurlarındaki korkutucu yükselme yerini % 30’lara varan geri çekilmeye bırakmıştır. Ne var ki ağrı kesicinin bir süre sonra etkisini yitirmesi gibi yapılan faiz artışları etkisini yitirdi ve kurlar yaklaşık % 8 oranında yeniden artış kaydetti. Bu gelişmenin ardından gelen piyasanın faiz artış talebine, dayanamayan siyasi iktidar istenilenin de üzerinde faizleri artırmıştır.

İlk bakışta yaşadıklarımız kur artışı-faiz artışı şeklindeki kötü bir sarmala işaret etmektedir. Umarım yapılan son faiz artışı kurlarda istikrar sağlayarak, ekonomimizi bu sarmaldan çıkarır ve ileriki tarihlerde faiz indirimine zemin hazırlamış olur. Aksi halde faiz artışlarının devamı ekonomimizde ciddi sorunların oluşmasına neden olacaktır. Otuz iki yıl bankacılık hayatı olan birisi olarak esnaf, zanaatkar, küçük ve orta ölçekli firmaların ne kadar borçlu olduklarına, faiz artışlarından nasıl olumsuz etkilendiklerine tanık olduğumu belirtmek istiyorum. Zaten daha şimdiden esnaf ve zanaatkar odalarının, yine büyük firmalarımızın temsilcilerinin mevcut kredi faizlerinin yüksekliğinden yakındıklarını hatırlatmakta yarar görüyorum. Salgının da etkisiyle kullanılan kredilerin taksit ve faizlerinin ödenemediği, yeniden yapılandırma taleplerinin hızlı artış gösterdiği ortamda, faizlerin yükseltilmesi sıkıntıyı daha da derin hale getirecektir.

Faiz artışlarının ekonomiye bir diğer olumsuz etkisi yatırımların azalmasıdır. Dünya genelinde yatırımların karlılığının düştüğü günümüzde, faizler hızlı bir yükselme trendine girdiğinde yatırımlar durmaktadır. Şirketler yatırım yapmak yerine fonlarını faiz elde etmeye yönlendirmektedir. Yatırımların azalması büyümeyi olumsuz etkilemekte, daralan ekonomide kaçınılmaz bir şekilde işsizlik, artma eğilimi göstermektedir. Yine, tüketicilerin satın alma tercihleri son yıllarda faizlerden çok fazla etkilenmeye başlamıştır. Zira artık ev, araba, beyaz ve kahve rengi eşya alımları, hatta tatil harcamaları kredi ile yapılmaktadır. Tüketici kredileri faizlerinde yaşanan artışlar talebi ciddi oranda düşürmektedir. Büyümesinin önemli bir kısmı iç talep artışıyla gerçekleşen ülkemizde, faiz oranlarında yaşanacak artışlar bu nedenlerden dolayı oldukça önemlidir.

Saygılarımla,