Projenin ana hedeflerinden birisi; ağın tesisi ve bunun üzerinden verilecek hizmetlerin üretiminde yerli katkı payını en yükseğe çıkarmaktır. Plân, 1999 yılında bitirilip, Yürütme Kurulunda onanarak, bir Devlet Belgesi kimliğine kavuşmuştur. Buna ve 10 Ocak 2000 tarihinde zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından projenin Çankaya Köşkünde sanal temeli atılmış olmasına karşın, hazırlanması için 1milyon dolar harcanmış olan proje sahipsiz kalmış, eskimeye ve unutulmaya terkedilmiştir.

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun (BTYK) 13 Aralık 2000 tarihli toplantısında “ Türkiye’nin 2003-2023 yılları için Bilim ve Teknoloji Stratejileri Belgesi” hazırlanması kararı alınmıştır. Daha sora Projenin adı “Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri” olarak değiştirilmiştir.

Vizyon 2023’ün Ana Teması,Cumhuriyetimizin 100. Yılında, Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda:

*Bilim ve teknolojiye hâkim,

*Teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen,

*Teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış,

bir refah toplumu yaratmakolarak belirlenmiştir.

Projede aşağıdaki çalışmaların yapılması plânlanmıştır:

*Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanında mevcut konumunun saptanması,

*Dünyada bilim ve teknoloji alanındaki uzun dönemli gelişmelerin saptanması,

*Türkiye’nin 2023 hedefleri bağlamında, bilim ve teknoloji taleplerinin belirlenmesi,

*Bu hedeflere ulaşılabilmesi için, gerekli stratejik teknolojilerin saptanması

*Bu teknolojilerin geliştirilmesi ve/veya edinilmesine yönelik politikaların önerilmesi.

Stratejinin tanımında, “Teknoloji Öngörü Projesi” temel oluşturmuştur. Elbette ki, bir ülkenin kaynakları, her alanda uzmanlaşmaya yetmez. Bu sebeple alan seçimi ve önceliklerin belirlenmesi, bilim ve teknoloji ile ekonomik ve sosyal ihtiyaçların ilişkilendirilmesi gerekir. Bu bağlamda bazı hedeflere ulaşmak için vazgeçilmez olan teknoloji takımı olarak tanımlanan “kritik teknolojilerin’’ saptanması önemlidir. Teknoloji politikası süreci, kritik teknolojiler etrafında gelişir. Bunların saptanmasında yönetim ve sanayinin ihtiyaç ve hedefleri, yaygın ve şümullü teknolojiler (enformasyon ve telekomünikasyon teknolojileri gibi), en büyük potansiyeli olanlar (örneğin biyoteknoloji) ve gelecekte rekabet gücü için gerekli olanlar belirlenir. Bu süreç, en önemli konuların büyüteç altına getirilmesini sağlar. Böylece, devletçedesteklenecek Ar-Ge konularında tercihlerin, koordinasyonunu ve tekrarların azaltılmasını gerçekleştiren bir zemin oluşur. Kritik teknolojiler kavramı bir çok adresle ilgilidir. Vergi ve kamu tedarik politikaları, fikri mülkiyet hakları, eğitim ve diğer tamamlayıcı politikaların geliştirilmesi ve değiştirilmesi hususunda öneriler üretilmesini sağlar. Dolayısıyla Vizyon 2023’e Türkiye’nin ekonomik kalkınma stratejisi gözü ile bakmak yanlış olmaz.

  1. gerekir ki, teknoloji bir amaç değil bir araçtır. Zenginliği yaratan teknolojinin kendisi değil bilinçli ve akıllıca kullanılmasıdır. Girişimciler konuya ancak bu yönü ile ilgi duyarlar.

Büyük çaba ve titizlikle hazırlanan ve başlık isimleriyle yetinilmeyip her sektörde detaylara kadar inilen Vizyon 2023, bitirilip tasvip ve tasdik gördükten ve yapılan BTYK toplantılarında atıfta bulunularak takip ediyor gibi yapıldıktan sonra rafa kaldırılmıştır.

15 Aralık 2009 tarihinde yapılan 20’nci BTYK toplantısında, Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi 2011-2016 kabul edilmiştir. Burada stratejik çerçeve şu temel eksenler üzerine kurgulanmaktadır:

*Ar-Ge ve yenilik kapasitemizin güçlü olduğu alanlarda hedef odaklı yaklaşımlar. Bu alanlar Otomotiv, Makine İmalatı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri olarak tespit edilmiştir.

*Bilgi kazanmamız gerekli alanlarda ihtiyaç odaklı yaklaşımlar: Alanlar; Savunma, Uzay, Enerji, Su, Gıda olarak seçilmiştir.

*Tabandan yukarı yaklaşımlar (Temel, uygulamalı ve öncü yaklaşımlar dahil).

Birinci ve üçüncü gruba giren alanlar arz şeklindeki AR-GE projeleriyle beslenir. İkinci gruptakiler ise, talep tarzının büyüyüp genişlemesine yardımcı olabilirler.

27 Aralık 2011 tarihinde yapılan 23. BTYK toplantısında ise, Ulusal Yenilik Sisteminin 2023 hedefleri saptanmış, bunda 2023 yılında Türkiye’nin, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesi ve verilen hedeflere (yerli otomobil, yerli uçak, yerli helikopter vb.gibi) ulaşabilmesi için daha yoğun Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri yürütmesi bir zorunluluktur denmektedir. Bu amaçla 2010 yılında % 0.84 olan Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payının 2023’de % 3’e, 64341 olan tam zaman eşdeğerli araştırmacı sayısının ise 300 000’e çıkarılması hedeflenmiştir.

Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı, bugün dahi %1’in altındadır. Mevcut ekonomik durum dolayısıyla önümüzdeki kısa dönemde, özel sektörün Ar-Ge bütçelerinde yapacakları kısıntılar yüzünden bu oranda artış beklenemez.

Bütün bu örneklerde alınan kararlar, birer devlet belgesi niteliğinde olmasına rağmen, ısrar ve ciddiyetle takip edilmemiş ve kağıt üzerinde kalmıştır. Siyasi irade eksikliği açık şekilde ortadır.İrili, ufaklı örnek sayısı artırılabilir.

Bunlar, önemli bir seçim öncesi, gelecekte siyasilerin tutumlarında değişiklik olması ümidi ile hatırladıklarımızdır…Detaya inildiğinde, son derece halisane düşüncelerle hazırlanmış projelerin, raflarda nasıl tozlandığını görebiliriz.

SON SÖZ: ‘’ ÖNEMLİ OLAN, ‘’ NE YAPABİLDİĞİNİZ DEĞİL,’’ ‘’NE YAPABİLECEĞİNİZDİR.’’

(x) Bu örneklerle ilgili daha geniş bilgi, “Fikret Yücel, Cumhuriyet Türkiye’sinin Sanayileşme Öyküsü, TTGV 2017,ikinci baskı” ve “Fikret Yücel, TTGV ile 21 Yıl 1991-2012, TTGV 2013” isimli kitaplarda mevcuttur.