Bugün konumuz yerel bazda gerçekten oldukça önemlidir. Bir Adanalı olarak bu çöplük konusu neden çok uzun zamanlardan beri bizim ilimizi bu kadar meşgul ediyor anlamakta doğrusu zorlanıyorum. Aslında anlamamakta zorlanmamak gerekir belki ama ben söyletilere göre hareket etmiyorum.
Seçimden önce seçimle ilgili çok yazı yazmış olduğumuz için bazı yerel konuları geçici olarak askıya almıştık. Aslında genel seçim konularına çok ağırlık vermek taraftarı da değilim ama bu seçimlerde çeşitli nedenlerle farklı davrandık. Neden genel seçimlere çok fazla ağırlık vermek istemediğimi kısaca açıklayarak konumuza dönebiliriz: Yaratılmış İktidar ve Üretilmiş Muhalefet için ne söylemeliyim ki?
Bugün konumuz yerel bazda gerçekten oldukça önemlidir. Bir Adanalı olarak bu çöplük konusu neden çok uzun zamanlardan beri bizim ilimizi bu kadar meşgul ediyor anlamakta doğrusu zorlanıyorum. Aslında anlamamakta zorlanmamak gerekir belki ama ben söyletilere göre hareket etmiyorum.
Bu çöplük, plastik atık koularında yapılan uyarılar ilgililer tarafından adeta kulak arkası ediliyor. Neden acaba?
Çöplük konusunda Av. Yusuf ÖZER’in beraber hareket ettikleri insanlarla ilgili yaşadıkları hakkında ve Sofulu Çöplüğü’nün kaldırılması konusunda yaptığı Basın Bildirisi var ki, gerçekten insanın bu yaşanan olaylara inanası gelmiyor.
Bu bildiriden bazı bölümleri aktaralım:
“Çöplüğün bulunduğu alan, 1990 yılından bu yana çöplük olarak kullanılmaktadır. 90-2000 yılları arasında vahşi depolama sistemi ile açıkta çöp dağları şeklinde kullanılmış ve şehrin genişlemesi ile birlikte o zamanki adıyla “Sofulu çöplüğü” olarak 2002 yılına kadar kullanılmıştır. 1998-2008 yılları arasında Çevre Bakanlığı’nın Mersin- Adana Bölgesel Katı Atık Yönetim Projesi çerçevesinde JICA (Japonya Uluslararası İşbirliğ Ajansı) ile düzenli depolama yoluna gidilmiştir. Bu projenin süresi 2008 yılında sona ermeden hemen önce Adana Büyükşehir Belediyesi ile ITC firması arasında 18.08.2008 tarihinde yönetimde bulunan Adana Büyükşehir idaresi; Katı Atık Bertaraf tesisi kurup işletmek üzere 1880 dönümlük dev bir alanı bedelsiz olarak 30 yıllığına ITC firmasına vermiştir.
Tesisin kullanıldığı alan 300 dönümü geçmiyor ve ITC firması yabancı ortaklı dev bir şirket. Benzer sözleşmelerde 10 yıl, ya da en fazla 20 yıl iken burada 30 yıllığına verilmesi, ton başına Büyükşehir’in 4.5 USD bedel ödemesi, çöpün ayrıştırılmasından ortaya çıkan metal gazından elektrik üretip devlete satması ve bu enerjiden belediyenin pay almaması 30 yıllık sürenin de geçici kabul tarihi olan 05.11.2011 tarihinden başlatılması dikkat çekmektedir.
Tüm bu süreçler ve gerçekler karşısında maalesef yerel ve merkezî yöneticilerimiz bugüne kadar sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.”
Bildirinin bu giriş cümlelerini okuduğunuzda yukarıda sorduğum soru aklınıza gelmiyor mu? Neden acaba?
Bildiri devam ediyor.
““Çöplüğün” kaldırılması için bugüne kadar birçok dernek, kişi ve oluşum çeşitli girişimlerde bulunmuş, eylemler yapılmış, davalar açılmış, açıklamalar yapılmıştır.”
“Alınan kararlar, iyi niyetli tüm çabalar ve eylemler maalesef bugüne kadar bir sonuç vermemiştir.”
Sofulu çöplüğü adı verilen bu yer ile ilgili gelişmeleri açıklayan Av. Yusuf ÖZER kişisel görüşlerini de aynı bildiride belirtmiştir.
“Kanaatimce, Çöplüğün insan ve çevreye zararları deprem gibi, elektrik çarpması gibi ani değil. Çöplük insan ve çevreyi yavaş yavaş bitiriyor, hastalık yaparak, kanser yaparak zamana yayarak bitiriyor ve bunu da maalesef yöneticilerimiz dikkate almıyor. Diğer bir sebep ise çöplüğe karşı gösterilen tepkiler kitleler halinde, etkili ve sürekli bir tepki niteliğinde değil. Maalesef tepkilerimiz anlık ve geçici nitelikte olduğundan hemen unutuluyor. Birkaç kişi ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisi niteliğinde görülüyor. Geniş katılımlı ve sistemli bir halk tepkisi oluşmadığından ÇÖPLÜKLE YAŞAMAYA ALIŞTIRILIYORUZ. Adana bunu hak etmiyor, Sarıçam bunu hak etmiyor.”
Bu kişisel kanaatten ben son derece üzülerek bir de şu gerçeğ çıkarttım: Gerek merkezî, gerekse yerel yöneticiler çöplük gibi son derece zararlı bir konuyu tepki olursa gündeme alıyorlar demek ki. Tepki olmaz ise hiç umurlarında değil.
Yazık, çok yazık ve çok çok üzücü.
Bildiri çok ilginç ve çok önemli bilgilerle devam ediyor.
“Bu “Çöplük” tesisinin hemen 150 m karşısında apartmanlar var. 300 m yakınlıkta 5.000 öğrencilik Alparslan TÜRKEŞ BTÜ, 200 m yakınlıkta 1.500 kişilik Kutul Amare Öğrenci Yurdu var. 1500 m yakınlıkta 33.000 kişilik yeni stadyum var.
Son 5 yılda doğrudan çöplükten etkilenen ve 2 km alan içinde kalan 30.000 yeni konut yapıldı.
Kısaca ülkenin geleceği gençler, çocuklar, sporcular ve 200.000 nüfus çöplüğün göbeğinde kalmış durumda.”
Bildiride yapılacak eylem, bu eylemin engellenmesi, camiden duyuru yapılması ve bu konudaki gelişmeler, çöplük arsasının ne yapılması gerektiği ile ilgili ayrıntılı bilgiler de var. Bu ayrıntılar için genelağ (internet)’dan yararlanılabilir.
Bu bildiriyi okuduğumuzda şöyle demekten kendimi alamıyorum: Daha ne söylenir, daha ne anlatılır?
Tüm insanımızı bu duyarlı eylemlere destek vermeye çağırıyoruz. Dikkat etmeyenlerin dikkatini çekmek hepimizin görevi olmalıdır.
İyi ki, duyarlı insanlarımız, kuruluşlarımız var da kamuoyunun her şeye rağmen dikkati çekiliyor ve bir duyarlılık farkındalığı yaratılıyor. Bu nedenle bu konuda emeği geçen herkese teşekkürlerimi, tebriklerimi iletiyorum.