Ramazan yaklaşıyor..
Eli kulağında..
İyi, güzel de;
-Vatandaşın eli kalbinde, yerinden çıkmasın diye korumaya çalışıyor, "yaşam ve yaşamak adına" çok tedirgin.
-O ne olacak?
-Nasıl olacak?
-Ne zaman olacak?
-Kimle olacak?
-Getirileri mi, götürüleri mi olacak?
İşte o belli değil..
Belli olmayanı, o-la-ma-ya-nı tahmin ölçüleri doğrultusunda değil, "kesin doğrultu da" diyeyim ki, "Muhataplar utansın, ar etsin.. Yapmaları gerekeni de yapsın."
Ramazan'da da "zamzodi zamzam" türküsünü dinlemeye "en üst perdeden" devam edeceğiz..
Bu çok NET..
Mesela, Ramazan pidesinin kanat takıp, arş-ı alalara çıkacağını hep birlikte görme şansımız olacak..
"Alt tarafı bir pide, ne kadar olabilir?" Diyebilirsiniz..
Teklisi: 35 - 40...
Çiftlisi de: 60 - 65 lira olur..
Dikkat buyurun, "olabilir" demedim, tam tersini söyledim.. İkisinin arasına Almanya, Avusturya'yı sığdırırsınız... Malezya, Malta'ya da yer kalır.
Bu kadar mı?
Değil elbet..
DAHA'sı var..
Onlar da şunlar;
-Mesela, baklava..
-Mesela Antep fıstığı..
-Mesela ceviz..
-Mesela kuş üzümü..
-Mesela şeker..
-Mesela kayısı..
-Mesela fıstık..
-Mesela incir..
-Mesela baharat ailesinden tarçın.
Bu saydığım ürünlerin Ramazan Ayı'nda "uygun ve ulvi" bir görevi var...
O görev de;
"Bir kez değil, bir milyon bir kez analarımızın hatırını sormak."
.....
Ramazan geliyor...
-Hoş gelsin, safalar getirsin de, delip geçmesin be arkadaş..
-Gözlerini para hırsı bürümüş, Allah'tan korkmayan, kuldan utanmayan müptezellere uymasın be arkadaş..
-"Pide-i zam" diyerek, üzerimize yürümesin be arkadaş..
-Yetti be arkadaş..
-Yeter be arkadaş..
-Ayıptır be arkadaş..
-Yazıktır be arkadaş..
-Günahtır be arkadaş..
-Sabır taşı olsa çatlar be arkadaş.