Siyasi iktidar bundan yaklaşık üç ay önce beklenmedik bir şekilde ekonomi yönetimini değiştirdi. Önce Merkez Bankası başkanı, ardından Hazine ve Maliye bakanı değişti. Asıl şaşırtan değişiklik faiz politikasında oldu. Ekonomide bütün kötülüklerin anası olarak kabul edilen faiz, bir anda döviz kurlarındaki korkutan yükselişi durdurmanın çaresi olarak takdim ediliyordu. Oysa bir kaç gün öncesine kadar, faizleri yükseltmek gerekir diyenlere neler söylenmişti. Değişim bunlarla sınırlı kalmadı. Piyasaları heyecanlandıracak açıklama sona bırakılmıştı. Siyasi iktidarın en üst yöneticisi “Ekonomik ve hukuk alanında reform yapılacağını, faiz politikasının piyasalarla uyumlu hale getirileceğini” ilan ediyordu.

Açıkça söylemek gerekirse, ekonomi politikasında 180 derece dönüşü muhalefet bile beklemiyordu. Yürütülen ekonomi programı, iktidarın medya güçlerince öyle kuvvetli savunuluyordu ki buradan geri adım atılacağı düşünülemezdi. Ana muhalefet partisi şaşkınlığını üzerinden atınca, yapılacak değişikliklerin ülke yararına olması durumunda destekleneceğini beyan etti. Birkaç gün sonra, uygulanan eski programın, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinde 130 milyar dolar tutarında erimeye neden olduğunu, rezervlerin eksiye düştüğünü, döviz kurlarında yaşanan hızlı artışın enflasyonu tırmandırdığını dile getirmeye başladı. Tarafsızlığı ile bilinen ekonomi yazarları, iktidarın bu değişikliği kendi tabanına anlatmakta zorlanacağı konusunda hemfikirlerdi. Bunların hiçbirisi olmadı. İktidar gündemi hızla değiştirerek, faizlerde istenilen artışı yapmak suretiyle döviz kurlarında % 20’lere varan düşüşü sağladı. İktidara yakınlığı ile bilinen ekonomi kanalları, eski uygulamalardan hiç söz etmeksizin, yeni uygulamaların ne kadar yararlı olduğunu anlatmaya başladılar. Halkımız ise eski programın sonuçlarını pazarda görmeye hala devam etmektedir.

Ekonomi ve hukuk alanında yapılacağı söylenen reformlar unutulmaya yüz tutmuşken, Sayın Cumhurbaşkanı hazırlıkların tamamlandığını, yakında halkımızla paylaşılacağını beyan etti. Bazı kesimlerde beklenti çok yüksek. Bugüne kadar yapılan yanlışların tümünün düzeltileceği beklentisi bile var. Fikir, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılacağı, hukukun üstünlüğünün sağlanacağı, demokrasi ve hukuk düzenimizin Avrupa Birliği standardına yükseltileceği söyleniyor. Özelde yabancı sermayenin, genelde ise yerli sermayenin istediği yasal güvencelerin verileceği konuşulmaktadır. Bizler pozitif düşünmek zorundayız. Aksi uygulamaların kimseye bir yarar sağlamadığı ortadadır. Umarım reform programından her kesim mutlu olur.

Saygılarımla