Mevsim değişiklikleri, tüm dünyayı olduğu gibi, ülkemizi de etkilemektedir…Meteoroloji yetkilileri, yaptıkları açıklamalarla, peş peşe gelen sıcakları haber veriyorlar. Ağustos ayı oldukça sıcak geçiyor. Şu günlerde ’Eyyam-ı Bahur’ sıcaklarını yaşıyoruz. Çöl sıcakları, Basra sıcakları, Sahra sıcakları derken, zamanı gelen tüm boğucu ve yakıcı sıcaklarla karşı karşıya kalacağız.

Önümüzde bir hayli farklı konular olmasına rağmen, yüzümüze tebessüm yayacak iki farklı konuyu paylaşmak istedim…

***AZ KURU
Üniversite'ye yeni başlamıştı. Ekonomik durumu iyi değildi. Ailesi yeteri kadar para gönderemiyordu. Mühendislik okuyordu.
Çarşıda bir lokantaya girdi:
-Az kuru alabilir miyim, dedi.
Lokantacı hali anladı. Ağzına kadar dolu bir tabak kuru, bir de pilav getirdi.
Paraya gelince, sadece az kuru parası aldı.
Talebe her gün "az" dedi; lokantacı çoook verdi.
Yıllar geçti, okul bitti. İş hayatına atıldı. Yıllar daha da geçti. Talebe, zengin bir mühendis oldu.
Aklına "az kuru" geldi. Atladı, okuduğu şehre gitti. Çarşıda lokantanın olduğu yere gitti. Baktı ki lokanta yok. Hemen esnafa sordu:
-Burada bir lokanta vardı, nerede, sahibi nerede?
Esnaf:
-Lokanta kapandı, amca da az aşağıda oturuyor, dediler, tarif ettiler.
Talebe gitti, evi buldu. Kapıyı çaldı. Amca kapıyı açtı:
-Buyurun, dedi.
-Amca, ben yıllar evvel burada okudum. Hep az istedim, sen hep çook verdin.
Amca talebeyi hatırlamadı. O her talebeye öyle yapardı.
-Hatırlamadım oğlum, yıllar oldu, dedi.
Talebe:
-Burada oturuyorsun galiba, ev senin mi amca dedi?
Amca:
-Yok oğlum, kira. Hanım, ben idare ediyoruz, dedi.
Talebe:
- Peki, dedi.
Gitti, ev sahibini buldu. Evi satın alıp amcaya verdi. Üstüne hatırı sayılır bir paket para da bıraktı.
Amca:
-Aman oğlum, ne yaptın? Ne gerek vardı, dedi.
Talebe:
-Amca, senin az kurun olmasaydı, ben aç yatar, aç kalkardım. Büyük ihtimalle okulu bile bitiremezdim. Şimdi öyle zenginim ki! İnan, benim sana verdiğim, senin bana verdiğinden daha değersiz. Sen hakkını helal et o bana yeter.
Sarıldılar, göz yaşları sel oldu.
Ahh insanlık ahh.!
İşte, Rabbim dilerse, az kuruya bir ev ikram eder.

***HARCANACAK PARAN VARSA, HARCA…

Ama yaşarken harcayacak yeterli paramız yoktur...
Çin’de zengin bir iş adamı öldüğünde, bankadaki 1.9 milyar dolar eşine kaldı. Eşi de adamın şoförüyle evlendi...
Şoför şöyle söyledi:
-Ben hep patronum için çalıştığımı sanırdım. Şimdi anlıyorum ki meğer o benim için çalışıyormuş!...
Acı gerçek şudur:
Daha çok yaşamak, daha zengin olmaktan önemlidir. O halde kimin kim için çalıştığını sorun etmektense, güçlü ve sağlıklı bir bedene sahip olmaya çalışmalıyız...
Son model bir cep telefonunun fonksiyonlarının % 70’i kullanılmaz!
Lüks bir arabanın aksesuarlarının % 70’i gereksizdir...
Lüks bir villanız ya da malikaneniz olsa, alanın % 70’ini kullanmazsınız...
Gardrobunuz için durum farklı mı? Giysilerinizin % 70’i yepyeni durur...
Yaşam boyunca çabaların ve kazançların % 70’i başkalarının harcaması içindir...
Demek ki biz, kendimize ait % 30’a sahip çıkmalı ve ondan tam yarar sağlamalıyız...
O halde;
*Varlıklı olmasanız da, mutlu olmaya çalışın...
*Sevdiğiniz insanlar için zaman ayırın...

SON SÖZ:’’DURMA, DÜŞME, ÜŞÜTME, ÜZÜLME.’’