Bu sıralar,(bir yıldır)eşimin göz tedavisi için Ankara Gazi Üniversitesi Göz Kliniğinde Doç.Dr. Murat Hasanresisoğlu’na tedaviye gidiyoruz.

Bizi kendisine babası Prof.Dr.Berati Hasanreisoğlu yollamıştı.

Berati hocama da gazetemiz köşe yazarı Prof.Dr. Gülhan Slem hocam selamlarıyla yönlendirmişti.

Aleni övgü hiç adetim değildir ama, burada söylemeden geçemeyeceğim.

Baba, oğul her ikisi de harika insanlar.

Hem uzmanlıklarında, hem de insan olarak.

Eşimle ben, her ikisine de minnettarız.

Lafı şuraya getireceğim.

Murat hocama İstanbul Koç Üniversitesi’nden teklif gelmiş “Artık İstanbul’da olmalısın” diye.

Gitti mi bizim göz bebeğimiz?

Eşim tutturdu “Beni de İstanbul’a Murat evladıma götüreceksin bundan sonra” diye.

El mecbur..Önce Murat Hocamla konuştuk, sonra Koç “Üniversitesi”nden aldık randevuyu.

Hastahane’yi, kalacağımız yeri keşif için; ben önden bir gidip geldim İstanbul’a.

Kaç yıldır transit dışında gitmemişim.

Çok değişmiş…

Kentin çehresi, insanları…

Diyecekiniz “Türkiye değişmiş”

Dönüşte gözlerimi yumup, hayal ettim yol boyunca.

Yetmiş beş yıllık ömrümde, sanki bin yıllık değişiklik yaşadık…

Neleri mi özlemişim?

Evlere su getiren saka’ları.

Mahalle yoğurtçularını, eşek sırtında sebze satanları.

Yazlık sinemaları., yemeklerin buzdolabı yerine konduğu tel dolapları.

Serin yerlere koyduğumuz su küplerini.

Gaz ocağını, mutfak kuzinesini.

İstanbul’un “cumbalı ahşap konakları”nı.

Isınana kadar ses vermeyen lambalı radyoları.

Gülmeyin ama, alaturka tuvaleti.

Tramvayı, kömürlü lokomotifi, buharlı vapuru.

110 akımla çalışan elektriği, siyah-beyaz filmleri.

Teksas, Tommiks okumayı, jikletten çıkan plastik şehirleri biriktirip “Türkiye Haritası” yapmayı.

Yandan çarklı araba vapurunu, elektrikli banliyö trenini.

Evlerde kullandığımız çamaşır Makinesi’ni.

Frijdere, koca kollu buz dolabını, transistörlü radyoyu.

Salonlara konulan müzik dolaplarını, 45’lik 33’lük plakları.

Cadillac, De Soto, Chevrolet marka Amerikan arabalarını.

Postaneye gidip mektup atmayı, orada telefon yazdırmayı, sevgiliden,aileden mektup beklemeyi.

Aya Seyahat’i radyodan naklen dinlemeyi, 1’ci boğaz Köprüsünün açılış merasimini, haftada iki saat yayın yapan siyah-Beyaz televizyonu izlemeyi.

Cep fotoromanı okumayı, kollu “Facit Hesap Makinası”nı.

Banker Kastelli Olayı’nı, 1974 Kıbrıs Barış Harekatını.

Ankara’dan İstanbul’a 10 saatte otobüs seyahatini, pervaneli uçakları.

İstanbul’dan İskenderun’a kadar yapılan vapur yolculuklarını.

Karaköy Vapur İskelesi’nde sandallarda pişen ekmek arası Palamut yemeyi.

(Devam Edecek)