Şahsen bende bütün öğrencilik hayatım boyunca yazarak ders çalışırdım ancak not almayı bilmezdim. İngiltere’ye doktoraya gidince oryantasyon döneminde ilk derste not nasıl alınır onu anlatmışlardı. O zaman anladım ki, bizim eğitim sistemimizin önemli zaaflarından biri, derste kısa ve etkili not almayı bilmediğimizdi.

Ülkemizde bu bakımdan etkili bir öğretme ve öğrenme modeli öğrencilerimize kazandırılmadığı görülüyor. Bazı üniversitelerimizde hocaların ders öncesi kaynak önerdikleri ve öğrenciyi ödev yolu ile çalışmaya zorladıkları görülmektedir. Hatta bugün gelişmiş ülkelerde eğitim halen başarılı yönü öne çıkıyorsa, sürekli ödev ve ödevlerin “teaching asistanlar üzerinden denetim ile kişilerin ek okuma yapması sağlanmaktadır. Yararlı bir teknik olduğunu ve öğrencilerimizi çalıştırmak ve kütüphaneye yönlendirmek için bir yol olabilir.

Geçmişte öğrenme çoğunlukla öğretmen merkezli yöntem gereği hoca dersi kaynaktan okur veya tahtaya yazarak veya çizerek anlatırdı. Çok fazla kaynak ve kitap olmadığı için, öğrenciler anlatılanları yazardı. Günümüz iletişim ve teknikeri çağında maalesef öğrenciler, yazılı kaynak kullanmıyor, dijital ortamda kaynakları izlemektedir. Bizler gibi yazılı kaynaklardan ve not alarak çalışan önceki kuşak mensupları olarak öğrenme tekniklerimiz farklı olmasının yararını yaşayarak öğrendik. Günümüzde iletişim teknolojinin içinden doğan öğrencilerin okuma ve anlama kapasitelerini iyi analiz etmemiz gerekir. Günümüzde iletişim çağının gereği olarak eleştirel okuma ve kritik ederek öğrenmeyi öğrenmek ve bir alışkanlık kazanmak zorundadır. Yoksa gördüğümüz gibi derste pasif dinleme veya slaytlardan yararlanarak iyi bir öğrenme gerçekleşmiyor. Günlük hayatta karşılattığımız öğrenme ihtiyacımızın karşılanmasında, yazılı veya ekran üzerinden olsun etkili okuma yöntem gerektirmektedir. Bilginin yoğun üretildiği çağımızda, çağın gerisinde topal kalmamak için, hızlı okuma etkili okuma ve etkili öğrenmeyi bilmemiz ŞART.

Yukarıda da belirtiğim gibi maalesef bizim eğitim sistemimizde etkili okuma ve çalışma özellikleri zamanında bizlere yeterince kazandırılamadı.”

Öğretme Değil Öğrenme Eylemini Gerçekleştirmek Önemli…

Her şeyden önce ders çalışmak ve okumak bir ihtiyaca bağlı olarak gelişmeli ve isteyerek okuma geliştirilmelidir. Öğrenci olarak en önemli sorumluluklarından birisi derslerini izlemek ve etkili öğrenmeyi sağlamaktır. İlk ve orta öğretimde 12 yaşına kadar (soyut düşünme becerisi gelişme başlama yaşı) öğretme etkili olabilir. Ancak yükseköğretimde öğretme olmaz, eğitim süreci başlar. Yani kişinin her olguyu ve olayı sorgulaması ve analizi etmesi gerekir… Kişi kendisinde bir sorumluluk duyacak ve önündeki yaşam yol haritasına nasıl mutlu ve etili kılacağını belirlemesi gerekir. Üniversite adı üzerinde evrensel düzeyde öğrenme ve araştırma yapan kuruluşlar, olarak aynı zamanda birere felsefi tartışma kurumlardır. Üniversite aynı zamanda araştırma kurum olarak yaratıcılık sanat-teknik geliştiren kurmalardırlar. Her konuda fikir üretmek gibi bir sorumluluğu bulunmaktadır.

Üniversite aynı zamanda üretilen bilginin teknolojiye dönüştürüldüğü yetkili ve güçlü kuramlardırlar. Gücünü doğadan ve onun üzerinde geliştirdikleri felsefi yaklaşımlardan alırlar. Ürettikleri veya kurguladıkları her bir ürün üzerine eleştirel yaklaşmak ve kritik analiz etmek zorundadırlar. Eleştirel okuma ve okuduğu şekil üzerinde değişik boyuta yaklaşımlar kazanmak zorundadır. Bunun için soyut düşünme becerisine sahip olmak gerekir. Bugün herhangi bir konuda bir teknolojik ürün üretmememizin nedenlerinden biri, soyut düşünme beceresini kazanamamış olmamız, ciddi bir eksiklik olarak bizi üretkenlikten alı koymaktadır. Bu bağlamda erken dönemde okumak- eleştirmek, okuduğunun üzerinden düşünmekte ve tartışma yaparak, konunun anlaşılmasını sağlamayı öğrenmek zorundayız.

Doğan Cücen oğlu hocanın ifadesi ile okumuş gibi (MIŞ gibi) yamak için değil de geçekten amaca ve hedefe erişmek için okuduğumuzu anlamak ve ondan yeni bir bakış açısı kazanmak zorunda olmalıyız. İnsan olarak hayat boyu yeni şeyler öğrenmek zorunda olmamızdan dolayı, öğrenmeye ihtiyacımız vardır. Hiç bir şey olmasa bile çevremizde ve dünyada olup binleri okumak birisinin bize ilettiği bir mesajı bir doğu okumak ve anlamak için aktif okuyucu olarak yazılanı anlamamız gerekir bilinci ile hareket etmemiz gerekir. Bunun farkına varmakta önemli.

Nasıl Ders Çalışılmalı, Bazı Pratik İp Uçları Olabilir mi?

Öncelikle belirli bir ereğe ve hedefe sahip olmak gerekir. Sonra hedefe ulaşmak ve öğrenmeyi gerçekleştirmek için, belirli bir yönteme sahip olunması gerekir. Şöyle ki;

1.Öncelikle çalışma yapılacak materyal, ders notu, kitap görsel vs. belirlenmeli...

2.Okunacak materyalin içeriği, hacmi belirlendikten sonra amaca ve zamana bağlı olarak çalışma planı yapılmalı…

3.Nerde ve ne zaman, en iyi öğrenmeyi sağladığınıza inanıyorsanız o alışkanlığınızı ve tutumunuzu sürdürebilirsiniz

4.Önden hızlı bir okuma ile konu hakkında bilgi sahibi olunursa bir sonraki çalışma ve okuma daha iyi anlaşılır.

5Anlayarak okuma için defter, kalem (gerekirse farklı renkteki kalemler) ve çizim için cetvel, pergel, hesap makinesi hazır bulundurulmalı

6.Anlamayı kolaylaştırmak için ne aradığımızı bilmemiz. Hatta verilenler ve istenilenleri sürekli akılda tutmak öğrenmenin etkin gerçekleşmesine yarımcı olabilir.

7.Okunan kısımlar şematize edilerek, anlamanın kolaylaştırması sağlanabilir. Analitik okuma ve çözümleme sonrası anladığımız özetleyerek not alabiliriz. Not alam konusunda kısaltma, sembol ve değişik işaretler kullanılabilir. (Bu konuda özel bir öğrenme ve yöntemin araştırması yaralı olur).

8.Okuma ve çalışma bitikten sonra, kendi kendimize ne öğrendiğimizi tekrarlayarak kontrol edebiliriz.

9.Konu ile ilgili varsa sorular çözülmeye çalışılır. Cevaplanmayan soruların neden cevaplandırmadığı yeniden irdelenmelidir. Nerde eksik kaldığını ve neyi yeniden çalışmak gerektiği belirlenmeli. Sonra yeniden sınav olmak ve eksikleri gidermeye çalışmak yaralı olabilir.

Devam edecek…