Narenciye sektörünün Türkiye’nin tarımsal ihracatı ve bölgesel istihdamı açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin; mazottan gübreye, ilaçtan elektriğe, sulamadan işçiliğe, ambalajdan nakliyeye kadar her kalemde katlanarak artan maliyetlere dikkat çekti. Hasat zamanı geldiğinde üreticinin ürününü kaça satacağını öngöremediğini ifade eden Şevkin, "Üretici ürününü yetiştiriyor, borçlanıyor ancak hasat döneminde alıcı bulamıyor ya da maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Üretici hem üretirken hem de satarken kaybediyor. Bu tabloya seyirci kalınamaz" diye konuştu.
"Ürün Dalda Kalıyor, Depolama Altyapısı Yetersiz"
Hasat döneminde yeterli ve öngörülebilir pazar bulunamaması nedeniyle narenciyenin dalında kaldığını, bunun da üreticinin bir sonraki sezon için finansman sağlamasını engellediğini belirten Şevkin, mevcut depolama ve soğuk zincir eksikliğine işaret etti: "Üretici hasat ettiği ürünü aynı gün elinden çıkarmak zorunda bırakılmamalıdır. Depolama imkânı olmayan üretici, fiyat ne olursa olsun ürününü satmaya mahkûm ediliyor. Bu durum aracının ve alıcının pazarlık gücünü artırırken üreticinin emeğini boşa çıkarıyor. Bu kapsamda soğuk hava depoları, paketleme ve işleme tesisleri acilen artırılmalı, kooperatifler ile üretici birlikleri güçlendirilmelidir."
İklim Krizi ve Borç Yükü Üreticinin Belini Büküyor
İklim değişikliğinin getirdiği aşırı sıcaklar, kuraklık, zirai don ve düzensiz yağışların narenciye bahçelerinde büyük verim kayıplarına yol açtığını belirten Şevkin, tarımsal sigorta sisteminin riskleri gerçek anlamda karşılayacak şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi. Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer finans kuruluşlarına borçlu olan üreticilerin yüksek finansman maliyetleriyle ezildiğini vurgulayan Şevkin, üreticinin borç yükünü hafifletecek uygun koşullu mekanizmaların kurulması çağrısında bulundu.
"İhracat Politikaları ve Lojistik Maliyetler Yeniden Ele Alınmalı"
Çukurova narenciyesinin yalnızca iç piyasaya mahkûm edilemeyeceğini, dış pazarlara erişimin yaşamsal öneme sahip olduğunu dile getiren Dr. Şevkin; bitki sağlığı standartları, dış pazarların çeşitlendirilmesi, sınır kapılarındaki süreçler ve yüksek lojistik maliyetlerinin acilen iyileştirilmesi gerektiğini belirtti. İhracatçı ile üretici arasındaki ilişkide üreticinin pazarlık gücünü artıracak düzenlemelerin şart olduğunu kaydetti.
"Uzun Vadeli Bir Devlet Politikası Şart"
Meclis Araştırması kapsamında üretim alanlarından maliyetlere, tüketici ile üretici fiyatları arasındaki makastan iklim risklerine kadar her başlığın masaya yatırılması gerektiğini belirten Dr. Şevkin, çağrısını şu sözlerle tamamladı: "Çukurova’nın bereketli topraklarını ve narenciye bahçelerini korumak istiyorsak önce üreticiyi korumak zorundayız. Üreticiyi üretimden koparırsanız yalnızca bir çiftçiyi değil; tarımı, istihdamı, gıda güvencesini ve ihracat kapasitesini kaybedersiniz. Üretimden pazarlamaya kadar bütün zinciri kapsayan uzun vadeli bir devlet politikası oluşturmak ve narenciye üreticisinin sorunlarını Meclis çatısı altında kalıcı çözüme kavuşturmak zorundayız."




