Çağımızın en önemli sorunlarından birisi, şüphesizkimülteci sorunudur. Bilhassa geri kalmış ülkelerdeki gelişmeler, mülteci sorununu tetikliyor. Dünyada bilhassa, Afrika’dan başlayıp Ortadoğu’ya ve Ön Asya’ya kadar uzanan coğrafyada, bu yer değişimlerini, bu göçleri , sık sık görüyoruz…Bunun başlıca nedeni savaşlardır… Hem ülke içi, hem de ülkeler arası savaşlar, toplu göçlere zemim hazırlıyor… En başta güven içinde yaşama isteği, iş, aş bulma, daha iyi eğitim ve sağlık hizmetleri alabilme, gelecek kaygısı gibi birçok temel faktörler, kişileri ve aileleri, yurdundan yuvasından koparıyor…Elbette ki ülkenin demokrasi eksikliği de büyük bir etken oluyor. İnsan temel hak ve hürriyetlerinin kısıtlanması, rejim baskısı, iyi işlemeyen adalet mekanizması gibi hususlarda faktörler arasında yer alıyor.

Bizim ülkemiz de bundan payını almış durumda…Bu gün kimi kaynaklara göre 4, kimi kaynaklara göre de, 5 milyon Suriyeli mülteci barındıran ülkemiz, bunun sıkıntılarını yaşıyor…

Dünyada durum nasıl derseniz, Türkiye’den sonra en çok mülteci barındıran ülkelerden biri olan, Almanya’nın durumuna göz atmakta fayda var. İşte Almanya’da yaşayan bir Türk’ün gözünden mülteci sorunu…

ALMANYADAKİ YENİ MÜLTECİLERİN TOPLUMA UYUM SÜRECİ

Almanya hepimizin bildiği gibi özellikle iki yıl önce Ortadoğudaki savaşlardan kaçan insanlara kapılarını açarak AB ülkeleri içerisinde en çok Mülteciyi aldı. Almanya’ya gelenlerin büyük bir çoğunluğu Suriyeli ama, aralarında Afgan, Afrikalı, Azerbaycanlı, Kırgız, Çeçen, Uygur, Balkan ülkelerinden ( Makedon, Sırp, Romanlar ve Kosovalı ) ve Bengaldeşlide var.

Gelenlerin hemen hemen hepsi, demokrasilerin olmadığı ülkeler.

Bu Mülteciler arasında yine farklı sosyal sınıflar ve etnik kökenlerden ve mezheplerden insanlar var.Hayat hikayeleri yürek yakıyor.!

Hemen hemen her şeyini kaybetmiş insanlar var, Suriyeli Mülteciler arasında.

Gelenlerin hepsi ya ekonomik, ya siyas,i yada etnik, dini inancından, mezhebinden dolayı ağır baskı görmüş, takibe uğramış , yasaklardan bıkıp bezmiş kaçmış insanlar.

Suriyeli Mültecilerinin sayısal olarak çoğunluğu Suriye’de var olan Esad iktidarına karşı ama, dolduruşa geldiklerini söyleyen ve bundan pişmanlık duyan IŞİD’den kaçıp canını kurtaran Arap ve Kürt/Ezidi kökenli insanlar da var.

Almanya’nın tarihinde böylesi bir kitlesel göç hiç olmamış, görülmemiş. Almanya’ya ilk göçmenler Weimar Cumhuriyetine gelen Polonyalı, Çek ve diğer Slav Gruplarmış.

Bu insanlar genelde ağır sanayide, Maden ocaklarında çalıştırılmışlar. Ama ilk düzenli göç 1940 ve 1950 li yıllarda İtalya, İspanya, Yunanistan ve bizim Türkiye ile yapılan anlaşmalar sonu başlamış…Birinci kuşak Türklerde başlangıçta burada topluma uyum konusunda büyük sosyal zorluklar yaşamışlar ama sonradan makus talihlerini kırarak bir başarı hikayesi yazmışlar, o kıt imkanlara rağmen.

Bugün burada Türkiyelilerin olmadığı, bulunmadığı iş alanı hemen hemen yok gibi.

Bunlar yeterlimi elbette hayır..

Bugün Alman devleti yeni Mültecilere verdiği hakları, sunduğu imkânları, ne yazıkki bizim 1. Kuşağa hiç tanımamış.

Bugün yeni Mülteciler ücretsiz Almanca/ Uyum Kursu, Ev kirası yardımı, Çocuklarının eğitim masrafları , ailece sağlık sigortasıyla sağlık hizmeti ve yaşamları için maaş alıyorlar.

Bugün Almanya burada kalma şansı olan, oturma izni alan savaş Mültecilerine verdiği ücretsiz Dil ve Uyum kurslarını zamanında bizimkilere verse Türkiyelilerin uyum süreci belkide çok daha hızlı olurdu.

Almanlar bu son gelen Mültecileri önce dil kurslarıyla sonra eğitim yoluyla, meslek kurslarıyla topluma entegre etmeye çalışıyorlar.Türkiyedede buradakinin iki misli Mülteci var. Bu sorunları nasıl çözüyorlar, onların Türkiyede topluma uyumları konusunda neler yapılıyor fazla bilmemekle birlikte hayli merak ediyorum.( Almanya’da yaşayan vatandaşımız, böyle diyor)

Oysaki Türklerin çocuklarını 60’lı, 70’li yıllarda hemen Kreşlere almamışlar. Sağlık sigortalarını ödememiş, ücretsiz doktor ziyareti olmamış, hastanede tedavilerini yapmamışlar.

Almanya dünyada organizasyonu en iyi yapan ülkelerden birisi. Göç ve uyum daireleri bu konuda tüm sosyal ve diğer devlet kurumlarıyla ve okullarla koordineli olarak çalışıyor.

Bir yıl öncesine kadar her şehirde kasabada, Mültecilere yardım için gönüllüler den oluşan dernekleri, inisiyatifleri kuruldu. Geçen yıl Noel öncesi Alman bir ailenin on beş mülteci çocuğa, pahalı Noel hediyeleri verdiğini, geçici olarak çalıştığım Kampta kendi gözlerimle gördüm.

Müthiş bir hoşgörü kültürü vardı yani o zaman,taa ki Köln garında yılbaşı gecesi Alman kadınlara kızlara toplu taciz, tecavüz ve IŞİD li Mültecilerin Münih’te Berlin’de ve farklı şehirlerde yaptıkları kanlı eylemlere kadar.Şu anda o yardım ve bağış ruhundan çok az eser kaldı diyebiliriz.

Çünkü politik İslâm’ın acımasız, demokrasi düşmanı militanları, nankör biçimde aynı Türkiye’deki gibi aynı boyutta olmasada buradada kendisine kucak açan, korumaya alan, iş, aş veren insanları öldürdüler.

TIR’ la geçen yıl bu zamanlar bir Arap Mülteci, Berlin’de adamların Noel pazarlarına girip on iki kişiyi ezdi , öldürdü.

Bu nedenle bu insanların buraya uyumu konusunda Almanya’yı, çok zorlu günler bekliyor.

Devam edecek…