MİT ve eski Milli Emniyet Hizmeti (MAH) arşivlerinden gün yüzüne çıkarılan belgeler, İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in 1943 yılında Adana’ya gerçekleştirdiği ziyaretin dönemin istihbarat raporlarına nasıl yansıdığını ortaya koydu.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile kapatılan Milli Amele Hizmet/Milli Emniyet Hizmeti (MAH) bünyesinde bulunan tarihi belgelerin taranmasıyla, Türkiye’nin yakın tarihindeki önemli askeri, diplomatik ve istihbarat olaylarına ilişkin dikkat çekici bilgiler ortaya çıktı.

Belgeler arasında Adana’yı doğrudan ilgilendiren önemli bir rapor da yer aldı. İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği dönemde İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in Adana’da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile gerçekleştirdiği görüşmenin, Almanya tarafından yakından takip edildiği görüldü.

Churchill’in Adana ziyareti Almanları alarma geçirdi

12 Şubat 1943 tarihli MAH raporu, Churchill’in Adana ziyaretinin Alman diplomasi çevrelerinde oluşturduğu hareketliliği gözler önüne serdi.

Raporda, Churchill ile İnönü arasındaki görüşmenin ardından İzmir’deki Alman Konsolosluğu’nda ilk gün büyük bir telaş yaşandığı aktarılıyor. Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Franz von Papen’e, Türkiye’nin Almanya ile olan dostane ilişkilerinden ayrılmayacağı yönünde hükümet tarafından güvence verildiğinin bildirilmesi üzerine Alman yetkililerin rahatladığı belirtiliyor.

Adana’da gerçekleşen görüşme, Türkiye’nin savaşta tarafsızlığını korumaya çalıştığı kritik bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle dönemin uluslararası istihbarat ve diplomasi trafiğinde önemli bir yer tutuyordu.

Arşivlerde Kudüs ve Lawrence raporu

MİT ve MAH arşivlerinde yalnızca Türkiye’de yaşanan olaylara ilişkin belgeler değil, Orta Doğu’daki gelişmelere dair istihbarat raporları da bulunuyor.

23 Eylül 1929 tarihli bir raporda, İngiliz istihbarat subayı T. E. Lawrence’ın Kudüs’teki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeler yer alıyor. “Arabistanlı Lawrence” olarak tanınan Lawrence’ın farklı kimlik ve kılıklara bürünerek bölgede faaliyet yürüttüğüne ilişkin bilgiler rapora yansıyor.

Belgede Lawrence’ın kimi zaman “Şeyh Abdullah” adıyla Müslüman bir hoca, kimi zaman ise “Yakos İskinazi” adıyla Amerikalı Musevi bir haham görünümünde hareket ettiği öne sürülüyor. Raporda, Mescid-i Aksa ve Burak Duvarı çevresindeki faaliyetlerinin de dönemin istihbarat birimlerince takip edildiği aktarılıyor.

Atatürk için başlatılan gizli takip

Arşiv belgelerinden bir diğeri ise 1935 yılında İstanbul’daki Pera Palas Oteli’nde yaşanan bir olaya ilişkin.

31 Mayıs 1935 tarihli rapora göre, kendisini İngiliz gazeteci olarak tanıtan bir kadının Mustafa Kemal Atatürk ile röportaj yapmak istemesi üzerine durumdan şüphelenildi.

İYİ Parti’den Nüfus Uyarısı “Türkiye’nin Demografik Geleceği Tehlikede”
İYİ Parti’den Nüfus Uyarısı “Türkiye’nin Demografik Geleceği Tehlikede”
İçeriği Görüntüle

Atatürk’ün kadının casus olabileceği yönündeki değerlendirmesinin ardından MAH tarafından gizli bir takip başlatıldığı belirtiliyor. Kadının kaldığı oda, mektupları ve yabancı elçiliklerle olan bağlantıları incelenirken, hazırlanan tahkikat sonuçlarının Atatürk’ün yaveri Kılıç Ali aracılığıyla kendisine aktarıldığı kaydediliyor.

Atatürk, İnönü ve Mareşal Çakmak için kod isimler

Dönemin istihbarat faaliyetlerine ilişkin belgelerde gizli haberleşme yöntemleri de dikkat çekiyor.

1935 tarihli raporlarda İngiliz gazeteci Kollins’in haberleşmelerinde Mustafa Kemal Atatürk için “Robertson”, İsmet İnönü için “Smith”, Mareşal Fevzi Çakmak için ise “Brown” kod adlarını kullandığının tespit edildiği belirtiliyor.

Belgeler, dönemin istihbarat takibinde yalnızca saha faaliyetlerinin değil, haberleşmelerin ve kullanılan kod isimlerin de takip edildiğini gösteriyor.

“İngiliz Kemal” hakkında da rapor tutulmuş

Arşivlerde kamuoyunda “İngiliz Kemal” olarak bilinen Ahmet Esat Tomruk’a ilişkin değerlendirmeler de yer alıyor. 26 Aralık 1940 tarihli raporda, Tomruk tarafından aktarılan bilgilerin yüzeysel bulunduğu ve kendisiyle yürütülen resmi ilişkinin sona erdirildiği ifade ediliyor.

Görünmez mürekkep için kimyasal yöntem

Arşiv belgeleri, dönemin istihbarat tekniklerine ilişkin ayrıntılar da içeriyor.

1933 tarihli bir belgede, posta yoluyla elde edilen şüpheli ve görünmez yazıyla hazırlanmış mektupların incelenmesi için kullanılan yöntemlere ilişkin talimat bulunuyor. Belgeye göre teknik personelden, görünmez yazıların ortaya çıkarılması amacıyla Demir 3 Klorür (Perchlorur de Fer) solüsyonu kullanılması ve belgenin zarar görmemesi için işlemin fotoğraf banyosuna benzer bir yöntemle gerçekleştirilmesi isteniyor.

MİT ve MAH arşivlerinden ortaya çıkarılan belgeler, başta Adana olmak üzere Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan diplomatik ve istihbarat gelişmelerinin perde arkasına ilişkin önemli ayrıntıları gün yüzüne çıkarıyor. Özellikle Churchill’in Adana ziyareti, savaş yıllarında kentin uluslararası diplomasi açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koyuyor.

Kaynak: İHA