5ocakgazetesi.com
Her yerel seçim döneminde büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının bir numaralı vaadi olan "İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi" ve bunun sonucunda sahillerde dalgalanacak "Mavi Bayrak" hayali, on yıllardır süren bürokratik hantallığın ve vizyonsuzluğun kurbanı olmaya devam ediyor. Adanalılar, kendi şehirlerinde temiz bir denize girmek yerine tatil bütçelerini komşu şehirlere akıtırken; Karataş'ın o eşsiz kumsalları foseptik sızıntılarının ve yosun kokularının gölgesinde can çekişiyor.
Akdeniz'e Karışan Kanalizasyon ve Bitmeyen "Müjdeler"
Karataş'ın bir turizm cenneti olmasının önündeki en büyük fiziksel engel, ilçenin atık sularının uzun yıllar boyunca hiçbir arıtmadan geçirilmeden doğrudan denize veya merkezdeki derelere deşarj edilmesidir. Özellikle yaz aylarında nüfusu katlanarak artan ilçede, eski altyapı iflas ettiği için yağmur kanallarından yeşil renkte, kötü kokulu akıntıların doğrudan Akdeniz'e karışması bölge halkının en büyük kabusu olmuştur. Yıllardır Adana Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) tarafından projelendirilen, "Yüzde 98'i bitti", "Bakteri üretimine başlandı", "Asırlık sorun çözülüyor" şeklinde görkemli basın bültenleriyle duyurulan devasa arıtma yatırımları, sürekli müjdelere konu olsa da sahadaki o pürüzsüz "sıfır kirlilik" algısını bir türlü tam anlamıyla oturtamadı. Yatırımlar sürse bile, geçmişten gelen koku ve kirlilik imajı, deniz turizminin belini bükmeye devam ediyor.
Yumurtalık Başardı, Karataş Neden Hala Bayraksız?
Adana'nın deniz turizmindeki bu makus talihi, diğer sahil ilçesi Yumurtalık'ın ulusal çapta ses getirerek uluslararası çevre ödülü olan "Mavi Bayrak" almasıyla aslında kırılabileceğini gösterdi. Ancak Yumurtalık'ın başardığı bu standartlara, kentin merkeze en yakın ve en çok rağbet gören sahili Karataş'ın hala ulaşamaması, yönetimsel bir vizyon eksikliği olarak öne çıkıyor. Mavi Bayrak alabilmek için suyun mikrobiyolojik olarak temiz olması tek başına yetmiyor; cankurtaran kuleleri, engelli erişim rampaları, donanımlı ilkyardım odaları, plaj temizliği ve evcil hayvan kontrolü gibi 33 farklı zorlu kriterin eksiksiz yerine getirilmesi gerekiyor. Ne var ki Karataş sahilleri, yerel yönetimlerin bu entegre turizm donatılarını tam anlamıyla kuramaması nedeniyle hala kontrolsüz bir kumsal kullanımının ve plansız işletmelerin gölgesinde, o prestijli bayraktan uzak bir görüntü sergiliyor.
Adana'nın Turizm Geliri Mersin Sahillerine Akıyor
Altyapısı sancılı süreçlerden geçen, denizi uzun yıllar kirlilik şüpheleri taşıyan ve turizm donatıları eksik bırakılmış bir Karataş'ın yarattığı en büyük tahribat ise kentin ekonomisinde yaşanıyor. Her yaz yüz binlerce Adanalı, kendi ilçesinde 45 dakikalık bir yolculukla ulaşabileceği Karataş'ta tatil yapmak yerine; saatlerce D-400 trafiği çekerek ve milyonlarca lira harcayarak Mersin'in Susanoğlu, Kızkalesi veya Erdemli sahillerine akın ediyor. Karataş esnafı yaz sezonunu sığ bir kalabalıkla geçirirken, Adana'nın devasa turizm ekonomisi sırf "arıtma ve vizyon" eksikliği yüzünden başka bir kente transfer oluyor. Karataş'ın o eski şaşalı günlerine dönebilmesi için sadece betonarme arıtma havuzları inşa edilmesi değil; sahili, esnafı ve kumsalıyla entegre bir "Turizm Master Planı"nın acilen devreye sokularak o Mavi Bayrağı direğe çekecek kusursuz bir iradenin gösterilmesi gerekiyor.




