Bilindiği üzere, kurumların daha verimli, daha rasyonel, daha performanslı, daha adil ve daha hakkaniyetli, daha düzgün ve yasaların emrettiği şekilde çalışması her kurum çalışanı için esastır. Bunun için kurumlar, kendi içinde, kendi hedefleri doğrultusunda, tamim, tüzük, tebliğ, talimatname, genelge vb. gibi isimler başlığıyla düzenleme yaparlar.

Yasa ve kendi iç bünyesine yönelik düzenlemelerin çalışmalarını kontrol etmek, takip etmek, uygunluğunu ölçmek gibi mülahazalarla da denetim yaparlar. Kuruluşun durumuna, konumuna göre bu, iç denetim de olabilir, dış denetimde…

Burada esas olan; kurumun işleyiş tarzıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı da bu kurumlardan biridir. Kendi bünyesinde oluşturduğu denetim mekanizması ile de, eğitim öğretim faaliyetlerini denetler, raporlar… Sorunlar saptanır. Eksik, noksan varsa saptanır ve çözüm önerileri geliştirilir.

İşte bu denetim mekanizması; ‘Maarif Müfettişleri’ tarafından işletilir.

Bu işleyişle ilgili gelişmeleri, bir eğitimci gözüyle incelediğimizde, karşımıza şöyle bir durum çıkmaktadır.

Öncelikle bu alandaki örgütlenmelerden bahsetmeliyiz. Şüphesiz ki, her alan da olduğu gibi, bu alanda da değişik isim altında çok fazla sendika var.

Ancak biz burada, ‘Eğitim ve Bilim İş Görenleri Sendikasından’ bahsedeceğiz.

Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası, Maarif Müfettişlerinin yanında yer almayı, kısacası mazlumların yanında yer almayı, her kademeden üyesi olsun ya da olmasın haksızlığa uğramış memurların/işçilerin hak kayıplarının önlenmesi yönünde, onların yanında yer almayı kendisine şiar edinen bir sendika olduğunu göstermiştir.

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası’nın; 03/01/2017-17/02/2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen “Maarif Müfettişliği Mülakatı” ile ilgili yürütmenin durdurulması yönündeki başvurusu ve mahkeme sonucu, “anılan tarihler arasında gerçekleştirilen tüm mülakat sınavlarının yürütülmesinin durdurulmasına” dair karar, yani bu başvurunun sonuçları, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası’nın mazlumların, haksızlığa uğrayanların yanında yer aldığını bir kere daha göstermiştir.

Gerçi müfettiş sendikası olarak, Tem Sen’in yaptığı hak mücadelesinde Türk Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen ve Eğitim Sen müfettiş sendikası yanında yer alma gayretini göstermişlerdir. Bu eğitim sendikaları yönetimlerine de teşekkür ederiz.

Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası üyesi Maarif Müfettişi Mahmut Demir adına çıktığı bu mahkeme yolculuğundaki başarısı, tüm Maarif Müfettişleri adına olumlu bir gelişmedir diyebiliriz. Maarif Müfettişleri bu kadrolara seçilirken bir yazılı sınavdan, yazılı sınavda başarılı olanlar, bir mülakattan geçtikten sonra ayrıca 3 yıllık bir müfettiş yardımcılığı sonucunda asıl müfettiş olarak çıktıkları müfettişlik yolculuğuna yılların tecrübesi ile pişerek devam ederler. Bu aşamalardan geçen müfettişleri, yaptıkları işler bakımından hiçbir farklılık olmayan ama aldıkları ücret bakımından hayli fark olan müfettişleri yeniden bir mülakat sınavına tabi tutarak Bakanlık Maarif Müfettişi olarak atamak ne derece doğrudur? Diye düşünülebilir. Bu noktada bir Maarif Müfettişinin şu sözlerine dikkat çekmekte yarar var.’’ Bunu tartışmayacağım ama yapılan bu mülakataitirazım var.

Ben zaten mülakatla girdim bu mesleğe, ikinci defa neden mülakata tabi tutuluyorum?diyerek mülakata başvurmayacağımı belirttiğimi duyan benim de rehber müfettişim olan Maarif Müfettişi Sayın T.FikretEyi’nin “asıl sizin katılmanız gerekir” şeklindeki tavsiyesi sonucu katıldım… Tüm müfettiş arkadaşlarımız bu mesleğin gereklerini yerine getirecek evsaftadırlar.’’

Yapılan bu mülakatta adayın;

a)Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücünün,

b)Temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu, liyakati ile genel ve fiziki görünümünün,

c)Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığının,

ç)Genel yetenek ve genel kültürünün,

d)Çağdaş, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,

puan vermek suretiyle değerlendirildiği bir yöntemde, biraz olsun tanıdığım hemen hemen aynı havzada(K.Maraş-Hatay) çalıştığım Mahmut Demir’in yukarıda sayılan 5 kıstasın hangisinden tam, ya da tama yakın puanla değerlendirilmediğini merak eder oldum. “Mahmut Demir gibi isimleri çoğaltarak sayabilirim….” desem; siz hemen meslektaşlarımızın isimlerini sıralamaya başlarsınız, içinizden…

Sonuç olarak; 03/01/2017-17/02/2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen “Maarif Müfettişliği Mülakatı” sınavını yargıya taşıyarak yürütülmesinin durdurulması yönünde karar alınmasına vesile olan Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası ve Maarif Müfettişi Mahmut Demir’e kendi adıma TEŞEKKÜR ederim.

Evet, Maarif Müfettişliği sınav ve mülakatından şikayet eden müfettişimiz böyle diyor.

Umarım, Eğitim, öğretim ve Müfettişlik konusunda, biz de gelişmiş ülkelerin, (bilhassa Güney Kore ve Japon eğitim sistemi) başarılı sistemlerine adapte oluruz.

SON SÖZ : ‘’BANA BİR HARF ÖĞRETENİN KIRK YIL KÖLESİ OLURUM.’’ *Hz.Ali*