İnsan doğar ve zamanla büyür. Bu büyüme dönemi, aynı zaman da öğrenme ve gelişme, değişme dönemidir. Şüphesiz ki, eğitim alan, eğitim gören ve eğitilen insan, başta bilgi sahibi olmanın yanı sıra, yaşama, hayat dair de çok şey öğrenir. Ancak bir husus var ki, çok farklı meziyetler içeriyor. Zeka gibi, analiz yeteneği gibi, ileri görüşlülük gibi, vizyon er olmak gibi, Kültürlü olmak gibi, güçlü bir sezgi yeteneğine sahip olmak gibi, güçlü bir ilişki, iletişim ve ikna konumuna sahip olup, ittifaklar kurabilme kapasitesi gibi, etrafına daima güven verebilmek gibi, karakter ve kişilik sağlamlığı gibi, sözünün eri olmak gibi, anı, gelişmeleri, dünyayı ve tarihi iyi okumak gibi, kararlı, bilinçli, dürüst, kendini değil, temsil ettiği kurum, kuruluş ya da ülkeyi düşünmek gibi… Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Ancak, bu temel hususlar işin esasını oluşturmaya kafidir… işte bu özellikleri bünyesinde toplayan, tarihin kaydettiği ender insanlara, ‘’LİDER’’ diyoruz. İşte ATATÜRK, buna tipik bir örnektir.
ATATÜRK'TEN STALİN'E TARİHİ CEVAP:
EĞER BU GECE CEVAP VERMEZSEN, SABAHA RUS SINIRINDAYIM!
Stalin'in SSCB'nin başında olduğu dönemde, SSCB'nin Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat olan Lev Mihayloviç Karahan'dı.
Sovyet devriminin yıldönümlerinden birinin sabahında, (Yanılmıyorsam 1935) Stalin son derece sivri, anlamsız ve onur kırıcı bir demeç veriyordu…
Bu demecinde aynen şunları söylüyordu:
"Herkes bilsin ki, Rus milleti; Boğazlar ve Ardahan'ı ele geçirme arzusundan asla vazgeçmeyecektir…
Çok yakın bir zamanda, bu davamızı halletmiş olacağımızı müjdeliyorum."
Bu konunun canlı şahitleri olduğu gibi, muhtelif tarih kitaplarında ve diplomatlarla bazı bürokratların anılarında da rastlamak mümkün…Birinci dünya savaşı sona erdiğinde, bir zaman sonra, Rusya’da devrim oldu. 1917 yılında Bolşevikler ihtilal yaptı. Tarihe, ekim devrimi diye geçen, bu devrim, hemen akabinde kasım 1917’de,iç savaş çıktı. Uzun bir kargaşa dönemi yaşayan, Rusya, birinci dünya savaşı esnasında da hem İstanbul’daki Ortodoks Patriği için haklar talep etmiş, hem de Kars, Erzurum, Van gibi illerde ayrılıkçı Ermenileri destekleyerek, isyanlar çıkarttırmış, yüzbinlerce, Müslüman insanımızın katledilmesine, hunharca öldürülüp, işkence görmelerine sebep olmuştur. 1915 yılında Osmanlı Devletinin Ermeniler için ‘TEHCİR’’ kararı almasında da, Rusların marifeti, önemli bir rol oynamıştır. Bu hususta, Doğu Cephesi Orduları Komutanı olarak görev yapan ve Ermenilere, Gürcülere, Ruslara karşı savaşan, 15 Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, hatıratlarında, Rusların , niyetini ve tutumlarını detaylı anlatır. Aradan geçen yıllar, dünyaya barış getirmemiş, aksine 1939 yılında, Almanların Polonya’ya saldırması ile 1945 yılına kadar devam eden, ‘’İKİNCİ DÜNYA SAVAŞLARI ‘’ yapılmıştır. 1917 devriminden sonra, yaşanan kargaşalar, devrim ve devrim sonrasında, 20 milyona yakın Rus’un canına mal olmuştur. Lenin’in ölümünden sonra , 1927 yılında Rus devletinin başına geçen Stalin, ölüm tarihi olan, 1953 yılına kadar, ‘’Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin ( SSCB)
İşte bu Stalin’in hedeflerinden biride; Boğazlara hakim olmak, doğu illerimizi, topraklarına katma hedefi idi. Bu konuyu bir başka yazımızda ele alacağız.
Yarın devam edeceğiz….