‘Mahalle Arkadaşları’ başlıklı yazımda; geçmişten günümüze süre gelen arkadaşlık, komşuluk ve aile kültürünün nasıl değişime uğradığını, nasıl yok olup gittiğini anlatmaya çalışmıştım. Bugünkü yazımda ise, mahalle arkadaşları kadar önemli bir unsuru ele almaya çalışacağım; Komşu kızları...
‘Mahalle Arkadaşları’ başlıklı yazımda; geçmişten günümüze süre gelen arkadaşlık, komşuluk ve aile kültürünün nasıl değişime uğradığını, nasıl yok olup gittiğini anlatmaya çalışmıştım. Bugünkü yazımda ise, mahalle arkadaşları kadar önemli bir unsuru ele almaya çalışacağım; Komşu kızları... Gençliğe adım atan erkeklerin ilk aşkı olarak gördüğü, birbirlerine akran komşu kızı ve mahallenin yakışıklı delikanlısı ile yaşanması olağan aşkları var sırada. O masum, utanılan, sevdiğinin elini tutamayan, gözlerine dahi bakamayan büyük aşkların yerini, sosyal medya canavarının türettiği sahte, yalan dolu, seviyesiz ve çıkar ilişkilerine bıraktı yerini.
Filmlere, dizilere, kitaplara konu olan komşu kızı aşkları, çoğu erkeğin içinde yaradır. Kavuşamadığı ilk aşkları, sevenlerin içinde bir uhdedir. Birbirlerine sözde sıkı fıkı olan kötü niyetli komşular, ortaya çıkması olası komşu aşkını dedikodu, fitne ve fesatlıkla başlamadan bitiren ve sonu hüsranla biten aşkların başrol oyuncularıdır. Evlerinin bitişiğinde ya da arka sokakta gördüğü ve ‘işte bu’ dediği komşu kızı aşkı, gençlerin henüz birbirlerine açılamadan, annelerin etkisi ve tepkisiyle daha başlamadan son bulurdu. Bu gibi durumlarda ele güne rezil olmamak, kızını ve ailesini korumak adına elinden geleni yapan anneler, olayı örtbas etmenin bir yolunu bulur. Elbette çocuklarının görüşlerini dikkate almayan ebeveynler, çıkış yolu olarak da kızlarını bildik, tanıdık, maddi durumu gayet iyi ve kendinden yaşça büyük akrabasıyla baş göz etmekte bulur. Öyle ki, bazen elini öpüp, bayramlarda harçlık aldığı, abi dediği insanla evlendirilenler bile olmuştur. Son derece mide bulandırıcı olan bu durum, mahallede adı çıkmasın, rezil olmayayım düşüncesi ile ters orantılı bir çözüm yolu değil mi?
***
Eski arkadaşlıklar gibi yok demiştim.. Tabii eski aşklar gibisi de yok. Lise çağlarında birbirini gören komşu çocukları, kısa zamanlı aşklarını özgürce yaşayamaz. Aile korkusu ve mahalle tepkisinden kaçınmak için ilişkilerini gizli yaşardı. Bazen bir göz teması, bazense bir el sallanması dahi yeterliydi. Küçücük kâğıtlara yazılan sevgi sözcükleri ve mektuplarla aşklarını yaşatmaya çalışırlardı. Ama bu aşk o kadar masum, o kadar saf ve temizdi ki, inanın şimdiki ilişkiler o temiz aşkların yanında hava cıva… Öncelikle iki sevgili arasında saygı vardı. Sevdiğinin sözünü dinleyen, birbirinden habersiz adım atmayan, seviyeli ilişki ortamı olurdu. Şimdiki gibi sosyal medyanın olmadığı dönemler, sizce de daha güzel değil miydi?
Komşu aşklarının iletişime geçebilmesi, tuşlu ya da çevirmeli denilen dönemin sabit ev telefonlarına bağlıydı. O telefonlara gelen yüksek fatura nedeniyle dokunulamazdı. Anne-babalar, telefonun ahizesini kaldırıldığında bile para yazdığını düşünerek, “Hemen kapat o telefonu! Bu ay ne kadar fatura geldi, senin haberin var mı?” gibi öfke ve tehdit dolu sözlerden sonra telefona dokunulamazdı. Hatta kimse kullanmasın diye telefonlar kilitlenir, aranma yapılmasına izin verilmezdi. Öyle ki, öksürsen duyulacak yakınlıkta bile saatlerce görüşemeyen sevgililer olurdu. Kendi aralarında ‘Sinyal’ olarak tabir edilen ev telefonunun bir kez çalması gibi, basit ama anlamlı iletişim yöntemleri olurdu. Telefonun başında kalkınmaz, sadece bir kere çalması için saatlerce aynı odada vakit geçiren aşıklar olurdu. Telefonun bir kez çalması demek, ‘Seni seviyorum’ ya da ‘Özledim seni’ demekti. Şimdiki nesil bu olanları bilse muhtemelen dalga geçerdi! Ama o dönemin teknolojisi ve imkânları aşıklara bu şekilde çözüm yolu üretmesine mecbur kılıyordu.
Çevremizden duyup, görüp, şahit olduğumuz mutlu mesut evliliklerin yaşandığı komşu aşkları da var elbet. Ama çok nadir.. Nerdeyse birlikte büyüyen, ergenliğe ve gençliğe adım atan çocukluk aşklarının evlilikleri de, birbirlerini iyi tanıması sayesinde uzun soluklu ve mutlu geçiyor. Ne mutlu onlara...
***
Asla kötü niyet beslemeyen, masum, temiz ve seviyeli ilişkilerin yaşandığı komşu aşkları, birçok güzellikler gibi zamana yenik düştü. O güzelim aşklar da yok oldu gitti.
Sorarım size; şimdiki gibi sahte, seviyesiz, saygısız, yalan dolu aşklar mı?
Yoksa; o masum, güzel, seviyeli aşklar mı?
Sağlıcakla kalın…