"Adana'da deniz var mı?" soruları sorulur..
"Ne gezer babam"
diyenler var..
Şaşarım onlara..
Hayretler içerisinde kalarak, dilimin yettiğince şunu söylerim;
"Adana'ya 48 kilometre mesafesi olan, özel aracınızla gittiğinizde 25 - 30 dakikada rahatça varabileceğiniz yerdedir Karataş.. Denizi, kumsalı, balığı, dalyanlarıyla Adanalılar'a kucak açan, seven, sayan, kendi gibi gören, onları bağrına basan, sahiplenen ilçe insanları, kendilerine düşen görev ve sorumlulukları ziyadesiyle yerine getiriyor, fakat karşılığını almıyor, alamıyor..
Karataş'ı Karataşlılar kadar iyi bilen, çocukluğu, gençliği bu güzel ilçede geçen muhteremler, parayı bulunca başka arayışlara giriyor, evini- barkını, işini, gücünü, varını, yoğunu Mersin'e, Yumurtalık'a taşıyacak kadar körleşiyor, fodul düşünüyor, nankörleşebiliyor."
.........
Karataş'ta yoğrul, "ne alaka" yerlere yoğunlaş, paralarını oralarda harca..
Bana, "Urfa isotu kadar acı gelen," anlayamadığım, çözemediğim mesele tam da budur.. Meselenin özüne bu noktadan bakıldığında, haklı çıkmaya çalışanların, işin içinde sıyrılma mantığını, AMA demesini, FAKAT'tan "medet umma anlayışını" çözebilmek gerçekten mümkün değil..
-Karataş'ta PİŞ, başka yerde ŞİŞ.
-Sebep ne?
-Neden, ne oldu?
-Kim sizi öteledi?
-Kim sizi örseledi?
-Sizi kim üzdü?
-Kim, size ne yaptı?
.........
Unutmayınız ki, sizleri o noktalara taşıyan, sizleri "hiçbirşeyken VAR eden" Karataş'tır, Karataşlıdır..
"Hal ve gidiş" böyleyken, gerçek bu yönde seyrederken, Mersin'den, Yumurtalık'tan ev almak, oralarda iş kurmak neyin nesidir?
Çoğunuzu iyi tanır, iyi bilirim..
Bilirim de, nankörlüğün "10 bin sayfalık kitabını büyük bir başarıyla yazan sizler," kendinizi tanıyor, biliyor, çözüyorsanız;
"Allah'ım sizleri, sizlere,
SİPER etsin."