Hz. Muaviye (R.A.) şöyle anlatıyor: “İnsanlarla aramda incecik bir kıl olsa, o kıl kopmaz.” Nasıl kopmaz diye hayretle soranlara şu cevabı vermiştir: “Onlar bir taraftan çekerlerse, ben öbür taraftan gevşetirim. Onlar bir taraftan gevşetirse ben öbür taraftan çekerim. Böylece alaka ve münasebetler, hep muvazenede (dengede) kalır.”

Mevzuumuzla alakalı birkaç hadis-i şerif mealine bakalım. Resulullah Efendimiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki, Allah lütuf sahibidir, (kullarına kolaylık diler, güçlük dilemez) Yumuşak hareket etmeyi sever. Ve sertlikten dolayı vermediği kazancı, yumuşak sebebi ile verir.” (EdebulMüfred) Başka bir hadis-i şerifinde: “Kıyamet günü azabı en şiddetli olacak kimse zalim idarecidir.”(Camius’sağır) Bir başka hadis-i şerifinde Peygamberimiz: “Allah’ım ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkarana sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara yumuşak davrananlara sen de yumuşaklık göster.”(Müslim) Bir diğer hadis-i şerifinde: “Bir idareci ümmetimin idaresini üzerine alır da kendi şahsına iyi niyet besleyip gayret gösterdiği kadar, onlar içinde iyi niyet besleyip gayret göstermezse, Allah onu kıyamet günü yüz üstü cehenneme atar.” (Camius’sağırterc.) Bir başka hadis-i şerif mealinde İbniUcre (R.A.) şöyle bir hadis-i şerif rivayet etmektedir: “Şunu iyi dinleyip kulak verin. Benden sonra başkanlar gelecektir. Kim onların yanlarına girip de yalanlarını doğrulayıp, zulümlerine yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim. Bu kimseler cennetteki havuzumun başına, yanıma gelemezler. Kim de onların yanına girip, zulümlerine yardımcı olmaz, yalanlarını da doğrulamazsa, o bendendir, ben de ondanım. Ayrıca bu kişiler havuzumun başına, yanıma da gelecektir.” (Tırmızi)

İdareci kendini idare ettiği insanlardan hiçbir zaman üstün görmemeli, alçak gönüllü olup, onların dertleri ile dertlenebilmelidir. Mali açıdan güvenilir, itimat edilir, dürüst, şeffaf ve hesap verebilir olmalı. Âlemlerin Efendisi Peygamberimiz (S.A.S.) bu hususla alakalı olarak da şöyle buyurmaktadır: “İdareci halktan kopuk vaziyette yaşamamalı, onlarla iç içe olup dertlerini sıkıntılarını öğrenip yardımlarına koşmalıdır. Topluma kapılarını kapayan, onlarla ilgilenmeyen idareciler kıyamette Allah’tan hiçbir yardım göremeyeceklerdir.” (RiyazüsSalihinterc. S.220)

Sonuç olarak şöyle söyleyebiliriz; en korkunç suç ve cinayetlerden mahkûm olan bir suçlu bile kendini suçsuz kabul eder. Yaptığı kötülükleri kendisi için normal bir çıkara bağlamaya çalışır. Elbette ki insanları idare ederken herkesi memnun etmek zordur. Çünkü eskilerimiz: “İdarecilik ateşten bir gömlektir” derlerdi. Basit bir örnek vermek isterim. İnsanlar için Allah’ın izni ile binlerce çiçekleri dolaşıp şifa kaynağı bal yapan arıların kovanlarına duman üflerseniz (tütsü yaparsanız) arılar kovanı terk eder, siz de kovandaki balın tamamını alabilirsiniz. Ancak arılar, kovanda arıların yiyeceği bal kalmadığı için de arılar ölür bal yapamazlar. Balı alırken arıların yaşamasını da hesaba katmak gerekir, devamlı bal alabilmek için. İdare mevkiinde olanlar idare ettiklerinden hizmet alırken arı misali onların hak ve hukuklarını çok iyi hesap etmeli ki, verim olsun. Yoksa kovan arısız ve balsız kalır. Hizmetler yürümez. Yasaklar üstüne yasaklar koyarak, idare edilenlere bir kısım vicdan ve hukuk dışı engeller konularak idareci kendini “Lâ-yüs'elammâyef'al” sayamaz. İdarecilerin kendilerini hem hâkim hem de savcı yerine koyarak dediğim dediktir diyerek, insanlara yahut idare ettiklerine eziyet etmeye asla hakları yoktur.

Ayrıca idareci, kendine tevdi edilen makamı, kendisi, ailesi ve yakınlarının şahsi çıkarları için kullanmamalıdır.

Daima adil olmalı. Adaletli ve hakkaniyetli davranmalıdır. Yasalara tam uymalı. Etik değerleri tam benimsemelidir. Sorumluluk alanındaki görevleri tam ve eksiksiz yapmalı, her kese eşit davranmalıdır. Ayrıca; karakter, ahlak, yaşam biçimi, tutum ve davranış gibi temel konularda, örnek olmalıdır.

SON SÖZ:’’Hz. Ömer’in (R.A.) bir sözü ile bitirelim: “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, Adli İlahi gelir de, Ömer’den sorar onu.’’