Özel yurtlar yönetmeliği değiştirilerek dinsel propaganda yapmak serbest bırakıldı.
AKP önce misyonerliği serbest bıraktı. Yabancı(misyoner) okullarının açılmasını sağlayacak yasal düzenleme yaptı. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Anadolu'da, Katolik ve Protestanlarca açılan 800 okul vardı. Çoğu işgalcilerle iş birliği yaptı. Ve Cumhuriyetin ilk yıllarında zararlı faaliyetleri nedeniyle kapatıldı...
1889 yılında Fransa Maliye Bakanlığı Müşaviri ve Avrupa Devletlerinin İstanbul'daki Duyun-u Umumiye-Dış Borçlar Hesap Komisyonu Başkanı olan Daniel Ducaste şöyle diyordu:
“-Şimdi Türkler, hızla borçlanmaktadırlar. Ancak 25 yıl sonra Osmanlı toplumunda, borçlanmaya karşı sert muhalif unsurlar çıkacaktır. İşte o zaman, gerek alacaklarımız ve gerekse faizleri tehlikeye düşecektir. Bu nedenle; Türkiye Devletinin maliyesi, ekonomisi, hazinesi ve tüm servetleri üzerindeki bizim hayati çıkarlarımızı koruyacak Türk Yöneticilere ihtiyacımız olacaktır. Ben, bu yerli misyonerlerin; davamıza bizden ve bizim yapacağımız siyasi baskılardan çok daha faydalı olacakları inancındayım. Bunlar; TÜRK Milletine karşı kendi dillerinde ikna yöntemleriyle yaklaşacaklardır. Bu,"YERLİ MİSYONERLERİMİZ"; alacaklarımızın ve hayati menfaatlerimizin, tüm Anadolu ve Ortadoğu topraklarında bir ya da bir kaç yüzyıl, teminatlarımızın en önemli koruyucuları olacaklardır.’
Oluyorlar da!..
‘Cumhuriyet hükümetleri, yabancı okullara giden Türk çocuklarının eğitiminden endişe duyduğu için 23 Mart 1931’de 1778 sayılı kanunu yürürlüğe sokmuştur. Türk çocuklarının milliyetçilik bilinciyle yetiştirilmesi amacını güden kanunun 1. maddesi “Türkiye’de ilk tahsillerini yapmak üzere mektebe gidecek Türk vatandaşı çocuklar, bundan böyle, bu tahsilleri için ancak Türk mekteplerine girebilirler” hükmünü getiriyordu. Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine çok sayıda yabancı ilkokul, öğrencisi olmadığı için kapanmak zorunda kalmıştır (Tozlu 1991).’
*Bu noktada tabloyu tam görebilmek için bir hatırlatma daha yapalım:
Siyon protokolleri:
Teşkilatı Mahsusa'da çalışırken Milletlerarası Siyonist Teşkilatı'nın 22 maddelik ilkesini ele geçiren Sayın Hüsamettin Ertürk'ün anlatımından dikkatimizi çekenler;
1-Genç nesilleri mugayiri ahlak telkinlerle ifşat etmeli..
2-Aile hayatını yıkmalı.
3-İnsanlara aşağı sınıflarla tahakküm etmeli.
5-Mukaddesata hürmeti yıkmalı, hürmetle anılan kimseler hakkında rezilane vakalar uydurmalı.
6-Hudutsuz bir lüks, baş döndürücü modalar icat etmeli, çılgınca sarfiyatı teşvik etmeli.
7-Kalabalıkların vakitleri, eğlenceler, oyunlarla oyalanmalı, kişiler düşünmekten alıkonmalı.
8-Müfrit nazariyelerle fikirler zehirlenmeli, gürültü ve kargaşalık yaratılmalı, içtimai sınıflar arasına kin ve itimatsızlıklar sokulmalı.
9-Sanayiin Ziraati ezmesine imkan vermeli, böylece köylü sınıfını ortadan kaldırmalı.
10-Saçma nazariyeleri ortaya atarak, halkı gayrikabili tatbik fikirlerle dolambaçlı yollara sevketmeli.
11-Hayat pahalılığını körüklemeli, ücretleri arttırmamalı.
12-Milletlerin mukadderatını tahsil ve terbiyeden yoksun kimselerin ellerine tevdii ettirmeli.
13-Meşru hükümet tarzlarından mutlak istibdada gitmeli.
14-Mali istikrarı bozmalı, iktisadi krizleri çoğaltmalı, spekülasyonlara, enflasyonlara yol açmalı, altını mahdut ellerde toplamalı, muazzam servetleri felce uğratmalı.
Sayın Emekli Süvari Albayı Hüsamettin Ertürk hatıratına şöyle devam ediyor."
"Teşkilatı Mahsusa'nın dikkatli tetkikleri neticesinde vardığımız hakikat şudur ki,1892 den beri dünyamız, bu zihniyetteki Siyonistlerle mücadele halindedir. Bunlar bir(Cihan İhtilali) hazırlamaktadırlar." (G. E. İrhan çalışmasından)
Şu anda ülkemizde bu maddelerin tamamı uygulanıyor. Bu demektir ki ülkemizi tasfiye etmekle görevli bir irade var. Bu iradeyi herkes biliyor ama siyaset kılıfıyla milletten saklıyor.
Türk toplumu çökertildi. Araştırmalar Türkiye’de her dört kişiden birinin depresyonda olduğunu, anti depresan ilaç kullanımının 5 kat arttığını, ruh sağlığı hastanelerinin tam kapasite ile dolduğunu, son on beş yılda 45 bin kişinin intihar sonucu yaşamını yitirdiğini ortaya koymaktadır.

Yarın devam edecek…