Günümüz insanının en önemli sorunlarından birisi sahip olduğu kaynakları israf etmesidir. Durumu daha da kötüye götüren ise bunun farkında olmamasıdır. Konunun daha acı yanı, israf ettiğini kendisine söylendiğinde tepki göstermesidir. Buna karşın yapılan tüm çalışmalar başta gıda maddelerinde olmak üzere hayatın her alanında ciddi oranda israf içerisinde olduğumuzu göstermektedir. Tüm dinlerde, bilinen bütün inanışlarda, gelenek ve göreneklerde israfın kötü bir şey olduğu, bireyi ve toplumu felakete sürükleyeceği açık bir şekilde anlatılmaktadır. Öyle ise niçin bu kadar israf etmekteyiz?

Olayın temelinin insanın yaradılış özelliğinden ileri geldiğine inananlardanım. Suçu nefsimize atabiliriz. Modern iktisatçılar durumu” insan ihtiyaçları sonsuzdur” diyerek açıklamışlardır. Kısaca insan her şeye sahip olmayı, tüm kaynakları tüketmeyi veya kullanmayı istemektedir. Bu istek, üretimi, büyümeyi, gelişmeyi teşvik ederek insanlığın bugünkü aşamaya gelmesinin önünü açmıştır. Sorun, sözü edilen isteğin ölçüsünün kaçırılmasıyla başlamaktadır. Kabul edelim ki hepimiz ihtiyacımız olandan daha fazla mal ve hizmet satın almaktayız. Bu tespitime katılmayanları elbise ve ayakkabı dolaplarına bakmaya, evlerindeki televizyon, cep telefonlarını saymaya davet ediyorum. Daha da kötüsü çürüdüğü için çöpe attığımız gıdalara ne demeli. Bunların ne kadarı gerçek ihtiyaç diye kendimize sormamız gerekmektedir. İşte israf dediğimiz şey burada karşımıza çıkmaktadır. İhtiyacımızdan fazla tükettiğimiz veya çöpe attığımız her şey israftır. Peki israf niçin kötüdür?

Zengin, fakir farkı bir yana tüm bireylerin gelirinin bir sınırı vardır. Sınırsız geliri olan birey yoktur. İhtiyaçlar ise sonsuzdur. Böyle olunca ihtiyaçlarını gidermeye çalışan birey, israf noktasına geldiğinde borçluluk sorunu ile tanışmaya başlar, kontrol edilemez noktaya gelince felakete doğru sürüklenir. Buna rağmen, kapitalizm sürekli tüketimi teşvik eder. Reklamlar tüketim iştahını adeta kamçılar. Kredi kartları, tüketici kredileri, vadeli satışlar olayı zirveye taşır. İnsan akıllı yaratık olmasına karşın bu kadar kışkırtıcıya karşı koyamaz. Sonuç itibariyle israf ekonomisi başlamış olur. İsraf ekonomisinde biriken ağır borçlar, faiz yüküyle bireyleri, toplumları felakete sürükler.

Saygılarımla