Evet sevgili okur, yeni bir dava daha başlıyor. Tutuklanan belediye başkanları ile ilgili iddianameler hazır. Ama daha hâkim dosyayı eline almadan biz çoktan kararımızı verdik: Suçlu! Suçsuz! Montaj! Kurgu! Haydaa, dur bir sakin ol… Daha iddianame okunuyor.

Ama biz kimiz?

Biz milletçe uzmanız kardeşim.

Dava mı var? Hepimiz ceza hukukçusuyuz.

Savaş mı çıktı? Hepimiz stratejistiz.

Döviz mi yükseldi? Hemen ekonomi profesörlüğüne soyunuruz.

Yunanistan gerginlik mi çıkardı? “Ben olsam 6 saatlik operasyonla Atina’ya girerdim,” diyen dayımız var.

“Yahu kardeşim bu işler öyle değil,” diyen biri çıkar,

Hemen cevabı yapıştırırız:

“Kardeşim sen kimsin ya, bu işlerden ne anlarsın?”

Adam diyor ki: “Harvard hukuk mezunuyum.”

Hemen cevabımız hazır:

“O nerede satılıyor ya, biz burada İstanbul Hukuk’un kantininde yetiştik!”

“Ben Kirkland & Ellis LLP’de çalışıyorum, 3.500 avukatla…”

Bak bak bak…

Hava attığı şeye bak! Avukatlık mı, onu da biz yapıyoruz zaten.

Bizde mantık şöyle:

Savcı iddianame yazdıysa suçlu.

Yok yok, bu siyasi, kesin montaj.

Şunu da biliyor musunuz: “ABD’de olsa asla böyle olmazdı!”

(Arkadan biri çıkar: “Ben Kaliforniya barosuna kayıtlıyım.”)

“Yav git işine, guguk mu dedin, Allah seni bildiği gibi yapsın.”

Yani sevgili okur, bir tutuklama olduğunda bizde kimse "şu deliller neymiş acaba?" demez.

Hepimiz bir anda hem savcı, hem avukat, hem anayasa mahkemesi hâkimi, hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde danışman oluruz.

Ne güzel değil mi?

Bir millet, dört uzmanlık.

Arkadaşlar, bir gün savaş çıkar, strateji konuşuruz.

Ertesi gün döviz yükselir, ekonomist oluruz.

Bir bakarız yerel seçim gelir, herkes anket uzmanı…

Ve sonunda biri tutuklanır, o an herkes avukat!

Ne mutlu bize:

“Her konuda cahil cesaretiyle uzman olabilen” bir milletiz.