Adana Erkek Lisesi Mezunları Derneği'nden sevgili Mehmet Say, Cevad Şeküri'nin Farsça'dan çevirdiği güzel bir yazı göndermiş.

Başlığı "Hayat altmışlarda başlar"

Bu cümleyi Fransız bir yazar söylemiş.

Bizde de "dile peselenk"tir ya.

***

Eğer hayatın özgürlük olduğunu veya özgürlüğün hayat olduğunu kabul edecek olursak; evet hayat ve gerçek anlamda özgürlük altmışında başlar.

"Kendisine inanmama, güvenmeme"zincirinden kopma, hep iyilik meleği görünme isteğinden uzaklaşma ve "kendine şefkat ve ilgi gösterme" yaşıdır altmışlar.

Kendi karakterini kabul etme ve onu değiştirme çabasından vaz geçme yaşıdır altmışlar.

Özgürlük içinde olduğunu hissetme, kendini eleştirmeme, serzenişte bulunmama ve sükunetle kendini kabullenme yaşıdır altmışlar.

Özgürlük içinde olduğunu hissetme, kendini eleştirmeme, serzenişte bulunmama ve sükunetle kendini kabullenme yaşıdır altmışlar.

Hep, orada, burada, kendi hatalarını anlatmanın sona erdiği, hatta yaptığın hatalara gurur duyma yaşıdır altmışlar.

Çalışma mecburiyetinden kurtulduğun, ya da hobi için zevk için çalıştığın dönemdir altmışlar.

Aşırı yemek yemekten kurtulmaktır; yesen de sağlıklı olmak ve "yaşamak için" kadardır altmışlar.

Karşı cinse olan ilgin dengesini bulmuş, canını, ruhunu besleyecek kadardır altmışlar.

Bu özgürlükler sana, ayrı bir boyut katar, zevk katar, ruh katar.

Elbette ki, altmışından önce ölenler, bunu yaşayamazlar.

Aynaya baktığında "gençlik tebessümlerini" alnındaki kırışıklıklardan görebilirsin.

İstediğin kadar uyanık kalma ve istediğin saatte uyumaktır altmışlar.

Sevdiğin dostlarınla birlikte olma özgürlüğü, televizyonda istediğin proğramı seyretme, istediğin kadar "gençlik şarkılarını" söyleme yaşıdır altmışlar.

Uzaklara, yakınlara seyahat etme, sahilde yürüyerek, martıları izleme, dalgaların sesine kulak verirken gençlik aşklarını hatırlamaktır altmışlar.

Bunları kimse senden alamaz, zira sen yeni bir hayata başladın.

Evet sen altmışına vardığında, bu özgürlüğü kazandın.

Artık özgürsün sen; iş ve pozisyon peşinde koşuşturmayacaksın.

Aynalardan kurtuldun.

Saçın, başın artık seni fazla bağlamayacak, hatta kendini daha yakışıklı ve daha karizmatik bulacaksın.

Sen "Tanrının lütfu" demeyi öğrendin artık; saçla, tarakla işin kalmamıştır.

Fön makinesinin enerji kaybından başka bir şey olmadığını anladın artık.

Hayatın temelinin mal varlığı değil, sevgi olduğunu anladın artık.

Hayat sevmektir; kıskanmak ve hırs değildir, bunu alladın artık.

Güzellik sadeliktir; gösteriş değil.

Topladıklarının pek işe yaramadığını, hatta onları başkalarıyla paylaşma ve hatta bağışlamanın, sana canlılık ve neşe kattığını anladın.

Sen; tüm benliğini acımasız hayat cehennemine çeken o canavardan kurtuldun artık.

Artık hayata başlamanın zamanı geldi.

Sevgini başkalarından esirgememenin,sevgini başkalarına sunmanın zevkini öğrendin artık.

Seviyorsan gerçek budur, saflık ve dürüstlüktür hayatın anlamı.

Sen "hayatın kısa" olduğunu anladın artık.