-Vallahi de öyle,

-Billahi de öyle,

-Tallahide öyle.

Kimlerden mi bahsediyorum?

Bizleri temsil etsinler, gücümüz, sözcümüz, sesimiz, nefesimiz olsunlar diye meclise yolladığımız vekillerimiz(!)den.

Oldular mı?

-YOK.

Olacaklar mı?

-YOK.

Olabileceklerine dair herhangi bir "ışık" görünüyor mu?

-YOK.

Umudu olan var mı?

-YOK.

"Acele etmeyelim.. Biraz sabırlı davranıp bekleyelim.. Belki yarın olabilir" diyen bir "külhan" var mı?

-O da YOK.

Hiç mi birşey YOK?

-Evet, hiç birşey YOK.

.........

Ülkeyi en başından, en sonuna gezin.. Orada yaşamlarını sürdürenlere; "Seçtiğiniz vekillerin kaçını tanırsınız? Halinizi-ahvalinizi soruyorlar mı?" diye sorun..

Alacağınız cevap, benim sizlere analiz etmek istediğim "gerçeği" işaret eder..

Labirent gibidir.. "serseri kurşun" misali, dolaşır dolaşır aynı kapıya çıkarsınız.

Bunca yıllık deneyimlerim bana, bu dönemki kadar "hem kel, hem fodul" görünüm çizen, "vekil profili" göstermedi, gös-te-re-mez.

"Adana'nın kaç vekili var? İsimlerini say?" deseler, mümkünü yok sayamam.

Nedeni ne?

Çünkü zatlar, kendilerini seçenlere değil, "kendilerine vekil."

Çünkü zatlar, bir değil, yüzlerce sorun karşısında "üç maymunu" oynuyor,  oynayabiliyor.

.........

Dünyada en çok izin kullanan iki kesim var;

Müfredat fukarası edilmiş öğrenciler, zaman darlığı yüzünden öğretemeyen öğretmenler ve nasıl oluyorsa; "Oturmaktan yorulduklarını söyleyen, izin kullandıkça, özellikle de ZAM üstüne ZAM aldıkça mutlu olan milletin vekilleri(!)"

"Meclis bu yıl, YIL BOYU tatil olacak.. Oylama yapacağız.. Ne diyorsunuz?" dense..

Meclis başkanı, yardımcıları, katipler, katibeler.. Çaycısından, bahçıvanına, tek FİRE vermeden, bütün eller "kabul" diye havaya kalkmazsa şerefsizim.!

Milletin aç olması,

-Kimin umurunda..

Yoksulluk diz boyunu aşmış,

-Bakan kim.

Memleket Teksas'a dönmüş,

-Takan kim.

Yavrularımız tecavüze uğruyor, fuhuş almış başını gitmiş,

-Kime ne.

.........

Merak ediyorum;

Tüm bu soru ve sorunlar karşısında "ara ki bulasın" pozisyonunda duran, "kendilerine vekil" olan sözkonusu muhteremler,

memleketlerine gittiğinde

seçmenlerinin karşısına nasıl çıkacak ve ne diyecek?

Hep söylerim ya;

Yalan GANİ,

Doğru HANİ.

Yine bu olacaksa;

"Halimiz HIRPANİ."