23 Nisan Salı günkü ilk yazımızda, girişimciliğin tanımını yaparken, bu tanımda dikkat edilmesi gereken, 4 temel nokta var demiştik.1 ve2’inci yazılarımız da ilk iki noktayı bilgilerinize sunduk…

Bu yazımızda da bakiye 3 ve 4’düncü noktaları, sizlerle paylaşacağız…

3’üncü önemli nokta; girişimcinin sahip olduğu kaynaklardır. Bu kaynaklar iki bölüme ayırabiliriz. Kontrol ettiklerimiz ve kontrol edemediklerimiz. Tanımın en güzel yanı da burası..

Hayatta mutlaka kontrol edemediğimiz ve karşımıza, şans gibi görünen güzel tesadüfler veya içinden sıyrılamadığımız olumsuzluklar da çıkıyor, çıkabiliyor ve çıkacakta…

Bunu baştan kabul etmek ve arayışımızı kontrol edilebildiğimiz kaynaklara odaklanarak gerçekleştirmek, herhalde bizi bütünstresli süreçlerde sakinleştiren yöntem olsa gerek.

Bunu kültürümüzdeki tevekkül anlayışına benzetmek de mümkün. Tevekkül; elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra elde ettiğimiz sonuçtan bir anlam çıkarma ve davranışlarımızı değiştirme adına bir öğrenme uğraşıdır. Ben bu arayışa ve uğraşa bir hayat felsefesi olarak, ‘’huzurlu rahatsızlık’’ adını veriyorum. Bu sayede kişi sürekli çabasını ve arayışını, vizyonunu gerçekleştirmek ve daha iyi bir çözüm bulmak için sürdürür, ancak bunu yaparken stresini belli bir seviyede tutar ve kendisine zarar verecek boyuta gelmesine izin vermez.

Şimdi gelelim 4’üncü ve son noktaya…

Girişimci, felsefesi olan bir insandır. Biraz deli, biraz çatlak, biraz çılgındır. Bunu da bir iltifat olarak almak gerekir. Endeavor girişimcilik derneğinin kurucusu LindaRottenberg de kitabında, birinin size deli demesini, bir iltifat olarak kabul edin diyor. Yine kültürümüzde ki;’’ Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler’’ sözü de, bu tavsiyeyi doğrular niteliktedir. Bu yüzden insanlar, kendi yapamadıklarını ve kavrayamadıklarını veya hayal edemediklerini, başka insanların yaptığını görünce, bunu delilikle eş değer gördükleri, risk alma ve cesaret kavramları ile tanımlarlar.

Halbuki cesaret, dışarıdan bizlerin verdiği bir tanımlama. Gerçekten yapılması gerekeni yapan kişi, bunu cesaret olarak görmez. Onun için bu hakikattir, görülmesi gerekendir, yapılması gerekendir. Kimse bu gerçeği görmediği için, inisiyatifi eline almıştır ve bu işi hayata geçirmiştir. Bu iş başkaları için deliliktir ve cesaret gerektirir. Ama yapan için bu bir sorumluluktur. Aynı süper kahramanlar gibi. Hiçbir kahraman kendisinin cesur olduğunu düşünmez. Riskler vardır ancak sorumluluk üstlenen kişi için bu risklerin altın dan kalkabilecek yegane kişi de, o girişimcinin kendisinden başkası değildir. Dilerseniz siz de geçmişinizi düşünün ve başkalarının cesurca tabir ettiği davranışlarınızı gözünüzün önüne getirin. O zamanki davranışınızın gerçekten yapılması gereken bir iş miydi, yoksa bilgisizce giriştiğiniz bir iş mi? Cesaret, bilgisizlik ve beceriksizlikle ilgiliyken harekete geçmek, özgüven, bilinç ve farkındalık gerektirir… Bu nokta da girişimcinin bir başka özelliğinden bahsetmek gerekir. Girişimci kişi, işinde uzman olan, sorun çözmek istediği alanı en iyi bilen kişidir. Bilmediği bir alana giriyorsa da, bu alanı en iyi şekilde öğrenen ve gereklerini yerine getiren kişidir. Teslave Space X kurucusu ElonMusk, Uzaya gönderilen roketleri, tekrardan dünyaya indirmek üzere bir teknoloji geliştirmeyi kafasına koyduğun da, fizik alanında çoktan doktora düzeyinde bilgi sahibi olmaya başlamış ve ardından roket bilimini daha detaylı incelemek için Rusya’ya eski bir roketi satın almaya gitmiştir. Özgüven ve bilincin en önemli bileşeni; uzmanlıktır. Bununla beraber bir konuyu derinlemesine bilmek kadar önemli olan diğer bir özellik de, geniş ilgi alanlarına sahip olmak ve farklı kavramlar hakkında bağ kurabilmektir. Bu sayede girişimci, sorunlara yaratıcı çözümler bulabilir, başka alanlar da benzer benzer sorunlar yaşamış olan kişilerden ders alabilir.

Bir başka önemli husus daha var; neden girişimci olmak istediğinize ve girişimciliğin sizin için ne anlam ifade ettiğine karar vermek. Eğer kendi işimin patronu olmak istiyorum, özgür olmak istiyorum, daha çok para kazanmak istiyorum diyorsanız, bir şirket kurmak , sizin için en iyi bir seçenek olmayabilir. Çünkü fiziksel, psikolojik, finansal olarak sıkıntılı zamanlarınızda sizi sağlıklı ve motive tutacak en önemli motivasyon, misyonunuz ve hayat amacınız olacak. Girişimci aynı zamanda bir derdi olan insandır. Bu derde çare arar. Onun amacı; kendinden ve kazanmak istediklerinden daha büyüktür. Bu noktada başarıya takıntılı bir toplum olarak Winston Churchill’in başarıyı, ‘’başarısızlıktan başarısızlığa heyecanı hiç kaybetmeden gitme becerisi’’ olarak tanımlaması da hayatı bir öğrenme aracı olarak görme bakışını sunması bakımından önemlidir.

Bu yüzden, her şeyi bildiğini sananlardan olmak yerine, sık sık ve ufak hatalar yapmak ve bunlardan öğrenerek kendimizi geliştirmek, tek bir tane ama tren kazası gibi büyük bir hata yapmaktan veya boks maçındaki gibi nakavt olmaktan daha iyidir.

Sonuç olarak girişimciliğin hem bireysel, hem de kurumsal bazda bir yaşam tarzı olarak görmek gerek. Bu yaşam tarzının içinde farkında olmak, gözlem yapmak,denemek, yanılmak, hata yapmak, öğrenmek ve daha iyisini denemek var. Yaratıcılığı tetikleyen önemli merkezlerden biri olan Stanford Üniversitesi Design School da, buna uygun olarak mottosunu şu şekilde belirlemiş: ‘’ Kazanmak ta yok, kaybetmek te. Yalnızca üretmek var.

Dolayısıyla girişimci, yalnız şirket kuran değil, kafa yapısını bir düzlemde değiştirebilen ve her ne iş yapıyorsa, o işi bir fırsat arayışına çeviren kişidir.

SON SÖZ: ‘’ YANLIŞIN KAZAYA UĞRAMIŞ ŞEKLİNE DOĞRU DENİR.’’