Siyasi iktidar 7-8 yıldır izlediği faiz politikasını keskin bir dönüşle değiştirmiştir. Daha önce bütün kötülüklerin anası kabul edilen faiz oranlarındaki artış, şimdilerde bir kurtarıcı gibi görülmeye başlanılmıştır. Faizleri artırmak suretiyle döviz kurlarında % 20'ye yakın düşüş sağlanması herkesi şimdilik mutlu etmiştir. Muhalefet bu politika değişikliğini eleştirmeyi bırakmış, olacakları izlemeye koyulmuştur. İktidar, elinde tuttuğu medya gücü ile ülkemizde başka gündemler yaratarak bu konuyu unutturmuş görülmektedir. Daha önce izlenen faiz politikasının, döviz kurlarında akıl almaz artışlara neden olarak hayatımızı ciddi şekilde olumsuz etkileyen fiyat artışlarını tetiklemesi konuşulmaz olmuştur.

Faizleri ihtiyaç halinde artırarak döviz kurlarını sürekli düşük tutmak mümkün müdür? Bu sorunun cevabını, faiz oranlarındaki artıştan etkilenen kesimlerin durumunu inceleyerek vermeye çalışalım. Bankacılık sektöründe çalıştığım otuz iki yıllık zaman diliminde, başta esnaf ve zanaatkarlar olmak üzere küçük, orta ve hatta büyük işletmelerimizin yeterli öz kaynağa sahip olmadıklarından sürekli kredi kullanmak zorunda kaldıklarına şahit olmuşumdur. 1990-2000 yılları arasında ülkemizde yaşanan yüksek oranlı enflasyon, tüm işletmelerimizin öz kaynaklarını adeta sıfırlamıştır. İşletmeler krediye ulaşamadıkları zamanlarda faaliyetlerini sürdüremez noktasına gelmişlerdir. Böylesi bir ortamda, kredi faizlerinin yükselmesi firmalarımızı batma noktasına getirecektir. Nitekim, firmaların kullandıkları kredileri ödeme güçlüğüne düştüğünden, erteleme veya yeniden yapılandırma talepleri en yüksek perdeden dillendirilmeye başlanılmıştır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kredilerin takip hesaplarına aktarılma süresini 90 günden 180 güne çıkararak, mevcut sıkıntı şimdilik ötelemiştir. Salgın hastalık ve azalan kar marjları ortada iken, faiz oranlarının daha da artırılması, kredileri ödenemez hale getirecektir. Kısaca, firmalarımız açısından sürekli faiz artışının sürdürebilirliği mümkün değildir.

Firmalarda durum böyleyken bireysel tüketicilerde durum farklı mıdır? Otomobil, konut, tüketici kredilerinin faiz oranlarının cazip hale gelmesi durumunda, değinilen alanlarda ne kadar hızlı artışlar olduğunu yakın zamanda gördüğümüzü hatırlatmak isterim. Yine, bahsedilen kredilerde faizlerin yükselmesi ile birlikte konut, otomobil ve beyaz eşya satışlarının hız kestiği satıcılar tarafından dile getirilmektedir. Ekonomik hayatımızdaki canlılık, kredi imkanlarına, kredinin vade ve faizine bağımlı hale gelmiştir. Firmalardaki duruma benzer şekilde, faizleri sürekli artırmak, bireysel tüketiciler için de olanaklı görülmemektedir.

Faiz ve kur artışı sarmalından çıkmanın sağlıklı yolu, döviz kazandırıcı faaliyetleri bir plan dahilinde geliştirmekten geçmektedir. İhracata dayalı, katma değeri yüksek, teknoloji ürünlerinin üretimi sihirli değnek vazifesi görmektedir. Günümüzde kur artışı sorunu yaşamayan ülkelerin, yüksek teknoloji ürünleri üreterek ihraç eden ülkeler olması tesadüf değildir. Ülkemizde de benzeri bir ekonomi kurulması halinde, turizmdeki avantajımızın katkısı ile döviz kurları çok kısa sürede istikrara kavuşacaktır.

Saygılarımla