Bu aşamada göçmenlerin, kendi öz kültürlerinden de kopmadan, topluma uyum sağlayabilmeleri önemli görülmektedir.

Türkiye’de Suriyeli Sığınmacılar, Toplumsal Kabul ve Uyum Süreci, 2011 yılı itibariyle Suriye’deki iç savaştan kaçanların Türkiye’ye göç süreci, aralıksız devam etmektedir. Açık kapı politikası uygulayan Türkiye’de, Suriyeli sığınmacı sayısı hızla artarken, Türkiye’ye ulaşım kolaylığı, Türkiye’yi seçme ve sığınma nedenlerinin başında yer almaktadır (AFAD, 2014). Türkiye, 10 ilde kurulan 16 çadır kent ve 6 konteynır kentte Suriyelilere barınma, yiyecek, sağlık, eğitim, güvenlik, sosyal aktivite, ibadet, tercümanlık, haberleşme, bankacılık ve diğer hizmetleri kapsayan bir yaşam alanı sunmasına rağmen, önemli sayıda Suriyeli sığınmacının, Türkiye’nin farklı illerine göç ederek, kampların dışında yaşam mücadelesi verdikleri görülmektedir (AFAD, 2014). 2017 yılı itibariyle Türkiye’de 3.128.074 Suriyeli sığınmacı( Bu sayı 2022 itibariyle, 3 milyon 880 bini aşmış vaziyette) bulunduğu istatistiğine yer veren Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün illere dağılıma ilişkin yayınladığı tabloda da ağırlıklı olarak sınır illerinde bulunan Suriyelilerin Türkiye’nin her iline yayıldıkları görülmektedir (GİGM, 2017). Türkiye’ye gelen Suriyelilerin ilk aşamada sadece sınır illerinde ve kamplarda ikamet ettikleri, ancak iç savaşın uzaması ve kamp sayısının yetersiz kalmasıyla birlikte, kamplar dışında yerleşmeyi tercih ettikleri görülmektedir. Türkiye’deki sayıları her geçen gün artan Suriyeli sığınmacıların, süreç içerisinde ülkede kalma eğiliminin sürekli arttığı ve Suriye’deki iç savaş sona erse dahi, önemli bir kısmının ülkelerine dönmeyeceği tahmin edilmektedir (Sirkeci, 2017; Kutlu, 2015; Orhan ve Şenyücel, 2015; Güçtürk, 2014). Bu durum gerek Türk toplumu gerekse Suriyeliler açısından sosyal uyum politikalarının hızla planlanması ve uygulanması gerekliliğini işaret etmektedir. Kampların dışına yerleşen Suriyeli sığınmacılar için, entegrasyon olarak da isimlendirilen kabul ve uyum süreci, yaşam kurma ve bu yaşamı idame ettirme açısından, önem arz etmektedir. Zira Suriyeli sığınmacıların yaklaşık % 85’inin kamp dışında yaşadığı ve kamplar dışında yaşayan bu kitlenin, başta sosyal uyum olmak üzere, birçok sorun yaşadığı ifade edilmektedir (Orhan ve Şenyücel, 2015; Erdoğan,2014; AFAD, 2013; Karasu, 2016). Belirtmek gerekir ki Türkiye, 2011 yılından bu yana göçe dair yasalar ve altyapı konusunda önemli bir süreç yaşamaktadır. 2013 yılında yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde yapılan düzenlemelerin yanı sıra, kanun kapsamında yeni bir Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kurularak, kurumsal yapı oluşturma çalışmalarına hız kazandırılmıştır. 6458 sayılı Kanunla yasal olarak ilk kez “UYUM” konusuna da yer verilmiştir. Kanunun 96. maddesinde, koruma altındaki kimselerin toplumla olan karşılıklı uyumlarını kolaylaştırmak amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ile uluslararası kuruluşların öneri ve katkılarından da faydalanarak, uyum faaliyetlerinin planlanacağı hükme bağlanmaktadır. Aynı Kanunla, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kapsamında Uyum ve İletişim Daire Başkanlığı kurulmaktadır. Uyum süreçlerine ilişkin iş ve işlemleri yürütmek bu daire başkanlığının görevi olarak tanımlanmaktadır (Karasu, 2016: 1000). Öte yandan Türkiye Ekim 2014’te çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliği ile Suriyeliler “geçici koruma statüsü” kapsamına alınmıştır. Yönetmelik uyarınca “geçici koruma kimlik belgesi” verilen Suriyelilere, sağlık, eğitim, sosyal yardım ve sosyal hizmetler, tercümanlık gibi hizmetler de sağlanmaktadır (Yıldırım alp ve İslamoğlu, 2016). Suriyelilerin yanı sıra Suriye’den kaçan vatansız kişiler ve göçmenler için de, uygulanacak olan yönetmelikte göçmenlerin yasal statüleri, hakları ve alacakları sosyal yardımlar netleştirilmiştir (Sezgin ve Yolcu, 2016). Ayrıca Suriyeliler, Ocak 2016 itibariyle iş piyasasına erişim açısından çalışma iznine de hak kazanmışlardır…

Yarın devam edeceğiz….