Suriyeli sığınmacılar konusu, ülkemiz açısından, birincil öncelikli ( Ekonomi-piyasalar- pahalılık ve zamlar, işsizlik, terör, eğitim ve sağlık hizmetleri vb. gibi)konuların başında gelmektedir. Toplumsal, sosyal ve içtimai açıdan, muhakkak ki bu konuya, kalıcı bir çözüm bulmanın, ne kadar ivedi olduğunu görüyoruz.

Suriyeli Sığınmacıların Toplumsal Kabul ve Uyum Sürecine İlişkin bilimsel bir araştırmadan hareketle, bu hususta neler yapabileceğimizi, ya da neleri yapmak gerekebileceğini, detaylı bir şekilde görelim:..

Başlangıçta misafir olarak görülen Suriyeli sığınmacılar, Suriye’deki iç savaşın uzamasıyla birlikte kalıcı hale gelmektedirler. Türkiye’ye sığınmacı olarak gelen yaklaşık 3 milyon Suriyeliden, özellikle kamplar dışında kalanlar, kentlerde ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlar yaşamakta, yaşanan bu sorunlara bağlı olarak kabul ve uyum sorunu ortaya çıkmaktadır. Suriyeli göçmenler, özellikle Suriye sınırında yer alan iller( Urfa-Kilis-Gaziantep - Adana- Mersin gibi), büyükşehirler ve İstanbul’da çok yoğun bir şekilde yaşamaktadırlar. Bu bilimsel çalışma yapılırken, kentlerde yaşayan Suriyeli sığınmacıların, toplumsal kabul ve uyuma dair bakış açılarını, sorunları tespit etmek ve bu konularda çözümler geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Yapılan araştırmaya göre, Suriyeli sığınmacılar, yasal konularda uyum sağlamada çok fazla zorluk yaşamamakta, ancak geçici misafir olmaktan çıkıp, kalıcı duruma geçmeleri nedeniyle, ekonomik ve sosyo-kültürel uyumla ilgili birçok sorunla, karşı karşıya kalmaktadırlar.

Son yıllardaki gelişmelere paralel olarak, dünya gündeminin başlıca konularından biri olan göç ve göçmenler, Türkiye için de büyük bir tartışma gündemi oluşturmaktadır. Bir süredir yoğun dış göçe maruz kalan Türkiye, özellikle 2011 yılında, Suriye’de yaşanan( iç savaş) olaylardan sonra, Suriyeli nüfusun her geçen gün artış gösterdiği, bir ülke haline gelmiştir.

Bu hızlı artış sürecinde, uluslararası alanda Türkiye’nin açık kapı politikası izlemesi yönündeki talebin de, etkisi söz konusudur. Başta AB olmak üzere, Batılı ülkelerin göçmen kabulünü günden güne zorlaştırdıkları, göçmenlere yönelik negatif tutum sergiledikleri ve sıkı prosedürler uyguladıkları görülmektedir. Uluslararası çevrelerce göçün zorlaştırılmasına yönelik eğilimin, temel nedeni olarak, göçmenlerin entegrasyon sağlayamamaları gösterilmektedir. Türkiye’de de göçmenlerin toplumsal kabul ve uyum sürecine (entegrasyon) yönelik çalışmalar ve tartışmalar söz konusudur. Yapılan çalışmalar, Suriyelilere yönelik toplumsal kabulün, üst düzeyde gerçekleştiğini belirtmekle birlikte, zaman ve şartların değişimiyle, bu durumun sürdürülebilir niteliğini kaybettiği ve sınırlara dayandığı da ifade edilmektedir. Çeşitli kentlerde göçmenlere yönelik artan tepkiler Suriyelilerin artık istenmediği, toplumsal kabul ve uyum sürecinin istenen düzeyde gerçekleşemediği yönünde bir eğilimin yaşandığını da göstermektedir. Özellikle sınır şehirlerden medyaya yansıyan haberler takip edildiğinde, Suriyelilerin artık “misafir” olarak görülmediğini tespit etmek mümkündür. Akademik çalışmalar, yorumlar ve haberler incelendiğinde, Türk toplumunun başta kültürel farklılıklar, güven duyamama ve hak kayıplarına maruz kalması gibi kaygılarla, Suriyelilerin kalıcılık eğilimini pekiştirecek düzenlemelere (vatandaşlık verilmesi vb.) karşı oldukları izlenmektedir. Öte yandan entegrasyon, karşılıklı gerçekleşmesi gereken, çift yönlü bir süreci ifade etmektedir. Bu açıdan son zamanlarda, uyum sürecinde göçmenlerin de aktif rol almalarının teşvik edildiği bir yapı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Dil kurslarının yaygınlaştırılması başta gelmek üzere, çeşitli kültürel oryantasyon programlarının hazırlanması, uyulması gereken prosedürlerin detaylı anlatımını içeren bilgilendirmelerin yapılması, rehberlik hizmetlerinin sunulması, eğitim ve istihdama katılım yönünde düzenleme, Suriyeli sığınmacıların toplumsal kabul gibi faaliyetlere ağırlık verilmektedir.

Yarın devam edeceğiz….