Enflasyon çok sayıda nedene bağlı olarak yükselir. üretimin tüketimi karşılayamaması, ithalata dayalı ekonomilerde döviz kurlarında yaşanan yüksek oranlı artışlar, Devletin üretimi artırmayan, aksine tüketimi tetikleyecek şekilde harcamalarda bulunması,karşılıksız para basması, kredi hacmini yükseltmesi,bireylerin ve devletin aşırı israfı, kamu ve özel sektörün verimsizliği, ülke genelinde fiyat mekanizmasını kontrol edebilecek düzeye gelen tekel, kartel ve tröstlerin fiyatlar üzerindeki olumsuz hareketleri enflasyonu artıran sebepler olarak gösterilebilir. Saydıklarımın dışında ülkelerin özelliklerine göre ilave nedenler de sayılabilir.
Yukarıda saydığımız sebeplerin hepsi belirli oranlarda enflasyonun oluşumuna etki eder. Ancak, hiç birisinin etkisi üretim kadar değildir. Hepimiz biliyoruz ki piyasada bol olan, ihtiyaçtan daha fazla üretilen mal ve hizmetlerin fiyatları düşer, tersi durumda, mal veya hizmet ihtiyaçtan daha az üretilmiş ise onların fiyatları ise artar. Bu piyasanın temel kanunudur. Fiyatlarda istikrar istiyor isek ihtiyacı karşılayacak kadar piyasada mal ve hizmetin bulunmasını sağlamamız gerekmektedir.
İhtiyacı karşılayacak kadar piyasada mal ve hizmet bulundurulmasının iki yolu vardır. Bunlardan birincisi ürün ve hizmetlerin ülke içinde üretilmesi, ikincisi bunların yurt dışından getirilmesidir. Başlangıçta her iki yöntemde de ihtiyacı karşılayacak kadar mal ve hizmet piyasada var ise fiyatlar istikrara kavuşturur. Ne var ki mal ve hizmetlerin yurt dışından getirilmesi yani ithalat sonsuza kadar sürdürülebilir değildir. Sürekli ithalat yapan ülkeler bir noktadan sonra döviz rezervlerinin bitme tehlikesi ile karşılaşırlar. Üretim ekonomisinden uzaklaştıkları için yurt dışına satabilecekleri mal ve hizmetleri olmadığından döviz de elde edemezler. Döviz elde edebilmek için yurt dışından döviz sağlayanlara, yüksek faiz ve yüksek kur vermek zorunda kalırlar. İşte bu noktadan sonra, fiyatlara istikrar sağlayan ithalat, bizzat fiyatların yükselmesine neden olur. Bu durum uzun süre devam eder ise ülke ithalata bağımlı hale gelir. Maalesef ülkemiz 1980 den sonra bu sarmala girmiştir. Yaşları 50 civarında olanlar, ilk okullarda kutlanılan yerli malı haftalarını hatırlar.Bu kutlamaların şevk ve enerjisinin nasıl azaldığına tanıklık etmişlerdir. Sevindirici olan son yıllarda bu yanlış görülmüş, yerli ve milli üretim parolası geliştirilmiştir. Eğer bu ilkenin altı doldurulur ve etkin bir şekilde hayata geçirilir ise ülkemizde de fiyatların istikrara kavuştuğuna hep birlikte şahitlik ederiz. İnanın Avrupa ülkelerindeki enflasyon oranlarını yakalamamız çok da zor değildir.
Saygılarımla,