Geçen Cuma günü siyasi iktidar yeni bir ekonomi paketi açıkladı. Yeni bir ekonomi paketi tabirini kullandım, çünkü bu paket son üç yıl içerisinde açıklanan üçüncü ekonomi paketiydi. Daha önceki iki paket eski Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat ALBAYRAK ve ekibince açıklanmıştı. Ülkemizdeki yazılı ve görsel, yine günümüzün tanımlamasıyla sosyal medyanın gündemine beklenildiği kadar gelmedi. Belki de insanlar artık “paket” diye açıklanacak düzenlemelerden bıktılar. Sık kullanılan şeylerin eskidiğini, yıprandığını,etkisini yitirdiğini, hatta antipatik hale geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu durum eşyalarda olduğu gibi kavramlarda da geçerliliğini korumaktadır.

Bu günkü yazımda cuma günü açıklanan ekonomi paketi hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Paketin en can alıcı uygulamalarından birisi yaklaşık 850.000 esnafa getirilen vergi muafiyetidir. Salgın hastalık döneminde en fazla mağdur olan kesim kuşkusuz esnaftır. Çoğu esnafın kira, elektrik, su ve yanlarında çalıştırdığı işçinin gündeliğini ödemekte zorlandığı ortadadır. Böyle bir ortamda esnafın vergi ödemeye zorlanması büyük ihtimalle işi terk etmesine neden olacak süreci başlatacaktır. Dolayısıyla bu uygulamanın paketin en isabetli kararı olduğunu düşünüyorum. Kapsamın dar tutulduğu, toplam esnaf içerisinde sayının az olduğu şeklindeki eleştirilerin haklılık payının da olduğu kuşku götürmez bir gerçektir. Keşke kapsam daha geniş bir kesimi kapsayacak şekilde olsaydı. Devletin vergi gelirlerinde olası yaşanacak kayıpları daha fazla göze alamadığı anlaşılmaktadır.

Altı ay ödemesiz 100.000.-TL tutarındaki kredi kullandırılmasına gelince; 32 yıllık meslek hayatı esnaf, zanaatkar ve küçük işletmelere uygun şartlarda finansman sağlamakla görevli kamu bankasında geçen birisi olarak, bu tür kredilerin beklenen etkiyi göstermediğini söylemek istiyorum. Çünkü bu tür uygulamalar son üç yılda gereğinden fazla tatbik edilmiş, esnaf ve zanaatkar kesim borç batağına sokulmuştur. Esnaf, zanaatkar ve küçük işletmeler bırakın yeni krediyi, daha önce kullanmış olduğu kredinin taksit ve faizlerini ödeyemez duruma gelmişlerdir. Esnaf temsilcileri, bu durumu, medya aracılığıyla sürekli gündeme getirmektedir. Tüketicilerin gelirlerini artırmak sureti ile ticaretin canlandırılması, söz konusu kesimin gelirlerinin kalıcı olarak yükseltilmesi daha isabetli olacaktır.

Pakette yer alan diğer uygulamaların irdelenmesini bir sonraki yazıma bırakıyorum. Çünkü yapılmak istenen düzenlemeler bir gazete yazısına sığmayacak kadar geniştir.

Saygılarımla