Siyasi iktidar tarafından açıklanan ekonomi paketinin önemli iki unsuru hakkındaki düşüncelerimi önceki yazımda paylaşmıştım. Bu günkü yazımda ise paket içerisinde yer alan diğer düzenlemeleri irdelemek istiyorum. Paketin dikkat çeken başlıklarından birisini de kurulacağı söylenen “gıda komitesi” oluşturmaktadır. Gıda maddelerinde son üç yılda yaşanan hızlı fiyat artışlarının, doğal sebeplerden değil, bir takım kişilerce daha fazla kazanmak amacıyla yapay olarak meydana getirildiğine inanılmaktadır. Oluşturulacak komite tarafından fiyatlar izlenecek, anormal bir yükselme olduğunda müdahale edilecektir.

Peki bu şekilde fiyat artışları engellenebilir mi? Madem bu iş bu kadar kolaydı, niçin bu güne kadar beklenilmiştir? Yaklaşık üç yıldır süren fiyat artışlarından mağdur olan dar gelirli kesimlerin yaşadıkları sıkıntı ne olacaktır? Aklımıza bir çırpıda gelen bu soruların cevapları her zamanki gibi askıda kalmaktadır. Biz yine de kurulacak komitenin işe yaramasını canı gönülden dileyelim. Ne var ki gerçek hayat dilek ve temennilerle yürümemektedir. Gerçekte gıda maddelerinin fiyatları niçin artmaktadır? Çok eskilere gitmeye gerek yok, son on yılda ülkemiz Orta Doğu ve Orta Asya kökenli milyonlarca insanı misafir etmeye başlamıştır. Alınan bu dış göçe ilave olarak, yıllık doğumla gelen 800-900 bin nüfus artışının da ilave edilmesiyle toplam insan sayımızın olağan dışı arttığı inkar edilemez bir gerçektir.

Bu şekilde yaşanan hızlı nüfus artışının gıda talebini artıracağı, fiyatların talep artışına paralel olarak anormal bir şekilde artacağı “iktisat ilminin” en temel kanunlarından birisidir. İktisat fakültelerine başlayan öğrencilerin öğrendiği ilk bilgilerden birisi budur. Fiyat artışının önlenmesi için yapılması gereken, artan talebi karşılayacak üretimin “yerli ve milli” olarak yurt içerisine yapılmasıdır. Söz konusu üretimin yeterince yapılamadığının en büyük kanıtı ise gıda fiyatlarının herkesi rahatsız edecek şekilde yükseliyor olmasıdır.

Yaşamının yirmi iki yılı Çukurova’nın bir köyünde çiftçilikle geçen bu satırların yazarı, tarım kesiminin 1980 yılından itibaren nasıl ihmal edildiğini yaşayarak görmüştür. İhmaller zinciri devam etmiş, tarım sektörümüz artan nüfusumuza yetecek üretimi yapamaz hale gelmiştir. Öyle ise tedavi bellidir. Tarım göstermelik desteklerle değil, bir master plan çerçevesinde, çiftçinin eğitimi, toprak analizi ve ıslahı, sulama, modern aletlerin kullanımı, başta tohum olmak üzere tüm girdilerin ucuz temini, destekleyici fiyat politikası ve satın alma garantisi gibi konuların üretimi artıracak şekilde düzenlenmesi acilen yapılmalıdır.

Yeterli üretimin sağlanmasının ardından, ürünlerin tüketiciye en kısa yoldan ulaştırılması, fiyatların anormal artmaması için hayati derecede önemlidir. Bunun üretici veya tüketici kooperatifleri aracılığıyla yapılması doğru bir yöntemdir. Satış noktaları gıda ürünlerini değinilen kooperatiflerden satın almalı ve tüketiciye sunmalıdır. Böylece ürünler çok el değiştirmemiş olacak, fiyatlar kontrol edilebilir duruma gelecektir. Değinilen hususların hayata geçirilmesi durumunda “gıda komitesi” gibi düzenlemelere ihtiyaç duyulmayacaktır.

Saygılarımla,