Durup durup konuşurlar..

Ne dediklerini kendileri de anlamazlar..

Konuşmuş olmak için konuştuklarını bilirler, buna rağmen devam ederler..

-Utanmazlar,

-Sıkılmazlar,

-Hayâ duymazlar.

"Ekmeyin" dedikleri çiftçinin hangi imkanlarla yaşamını idame ettirdiğini görmezden gelecek kadar körleşirler..

Kimden mi bahsediyorum?

Geçimi "ekip biçme" ile sağlayan cefakâr ve fedakâr çiftçiye "suyumuz çok kıt,  etmeyin" diyen sorumsuzlardan.

SU yönünden tehlike varmış,

Büyükmüş,

Vahimmiş,

Önlem alınmazsa, barajlardaki SU içine çekilirmiş..

Falan filan..

"Bin dolu yalan."

.......

İki yakasını bir araya getirmemekten, moralsizlikten, yarınının ne olacağını düşünmekten feri sönen, feleği şaşan çiftçiye "ekmeyin" diyecek kadar garipleşenlere bazı gerçekleri hatırlatmak isterim;

-Asli işi, ekip biçmek olan çiftçiye hangi hakla böyle bir talepte bulunursunuz?

Sizleri, bu "koftirik kelamı" seslendirmeye yetkili kılanlar kim, ya da kimler?

SU azsa, tükenmek üzereyse,

"Müsebbip" siz değil de, "nalbant Mustafa mı?"

"Ekmeyin, erteleyin, bekleyin" dediğiniz çiftçi, bu ülkenin "olmazsa olmaz" değerleri..

Onlar ekmezse, acımızdan ölürüz.. Onlar ekmezse, katma değer oluşturamayız..

Onlar olmazsa bizler olmayız..

"Onlar biziz, biz de onlarız."

Elleri öpülesi çiftçilerimize SU azlığını bahane ederek;

"Ekmeyin" demek,

Bunu beklemek,

Bunu istemek;

"Ölün" demektir.

Tamam.. Ekmesinler.. Tamam.. SU'yu tüketmesinler..

Anlatamadığınız halde, anladık.

Sizler de şunu anlayın;

-SU azsa, tükenmek üzereyse, meselenin buralara gelmesinde "en baba sorumlu" net olarak belli be kardeş..

-Sizlersiniz be kardeş,

-Bilen biliyor be kardeş..

-Adil olun be kardeş,

-Adalet be kardeş,

-İnsaf be kardeş..

-Vicdan be kardeş..

'Merhamet be kardeş,

-Kucağınızdaki "ateş topunu" onların kucağına bırakmayın be kardeş.

........

Velhasılı kelam;

Hal, ahval ve gidişat böyleyken;

"Onlar niye ölsün,

SİZLER DURURKEN."