Ülkemiz ekonomisinin 2-3 yıldır döviz kurlarındaki yüksek artış, faiz oranlarında yaşanan yükselme ve enflasyondaki tırmanış şeklinde özetlenecek bir üçgenin içinde çırpındığına hepimiz şahit oluyoruz. Enflasyon, kur artışları ve yüksek faiz adeta birbirini besler duruma gelmiştir. Faizlerin indiği dönemlerde döviz kurları yükselmekte, ithalata dayalı ekonomimiz nedeniyle enflasyon fırlamaktadır. Kur artışını ve enflasyonu durdurmak için gönülsüz de olsa faiz oranları yükseltilmekte, yükselen faizler, öz kaynak yetersizliği nedeniyle kredi kullanan firmaları batmanın eşiğine getirmektedir. Bu sarmalın faturası vatandaşa hayat pahalılığı, işsizlik, yüksek vergiler şeklinde ödetilmektedir.

Yukarıda izah edilen kısır döngü adeta ülkemizin kaderi haline getirilmiştir. 1988-2020 yıllarını kapsayan bankacılık hayatımda bu döngülerden 3 adetini yaşadığımı belirtmek istiyorum. Hepsinin ortak sonucu yüksek faiz, artan döviz kurları, enflasyon, firma iflasları, işsizlik ve toplumsal travmalar olmuştur. Değinilen olumsuzlukları defalarca yaşayan halk, ekonomilerine olan güvenlerini kaybetmiştir. Bunu nereden anlıyorsunuz diye soracak olursanız, tasarrufların altın veya dövize yönelmesinden diye cevap verebilirim. Başka türlü bankalara yatan paranın % 58’inin döviz cinsinden olmasını nasıl izah edersiniz? Yine, üç aydır sürekli döviz kurları düşerken, buna karşınTürk Lirası mevduata verilen faiz bu kadar yükselirken, Ayşe Hanım teyze ile Rıza Bey amca hala niçin döviz almaktadır?

Bu günlerin can alıcı sorusu dövizdeki düşüş sürer mi? Dolar ve Euro kuru nereye kadar iner? Döviz kurlarının daha da artacağı beklentisi ile ellerindeki paraları dövize yatıran herkes bu soruyu bir birine sormaktadır. Peşinen söyleyelim, cevabı kimse bilmemektedir. Türk Lirası mevduat, hazine bonosu ve devlet tahvillerinin faiz oranları bu seviyelerde kaldığı sürece, kurlardaki düşüş sürecektir. Kendi ülkelerinde eksi faizi görenler, Türkiye’deki % 17-19 faiz oranının cazibesinden kurtulabilir mi? Kurlardaki düşüşün asıl sebebi budur. Ne var ki Türkiye, akıl dışı bu yüksek faizi vermeye devam edemez. Kredi kullanan esnaf, sanayici ve tacirler bu faizleri ödeyemeyeceklerini şimdiden söylemeye başladılar. Hükümet kredilerin geri ödemelerini üç ay öteledi. Üç ay sonra ne olacak? Kısaca yüksek faiz ile kurları düşürmek kısa vadede mümkündür, ancak sürdürülebilir değildir.

Çözüm yazılarımda sürekli vurguladığım üretim ekonomisindedir. Türkiye yüksek teknoloji içeren ürünleri üreterek ihraç etmediği sürece bu kısır döngüyü kıramaz. Bunun farkına vardığımızın işareti “yerli ve milli üretim” söyleminde kendini göstermektedir. Söylem çok güzel başladı, ancak bu güne kadar yeterince altı doldurulamadı. Lütfen yerli ve milli üretim söyleminin gereğini yapalım. Şayet bunu yapar isek güzel günlerin bizi beklediğine şahit olacağız.

Saygılarımla