Türk Tabipler Birliği… İlk Tıp Cemiyeti, 14 Şubat 1856’da, ‘’Türk Tıp Cemiyeti’’ adı altında kurulmuştur. Bu, hekimleri bir araya getiren, ilk örgütlü kuruluştur.. 6023 sayılı, Türk Tabipler Birliği kanunu, 23.1.1953 yılında yürürlüğe girmiştir. Böylelikle, 1856’dan bu tarafa değişik nam ve isim altında faaliyette bulunan hekimler, evrile,evrile, ‘’ETİBBA ODASINA’’ oradan da, Türk Tabipler Birliği Unvanı ile en son haline gelmiş olup, 1953 yılından bu tarafa da, örgütlü mesleki faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu hususta daha detaylı bilgileri, önümüzdeki günlerde, siz değerli okuyucularımla paylaşacağım…

Gelelim; Doktorlar ve sağlık personelleri ile olan gelişmelere…

Son yıllarda ve son dönemlerde, başta doktorlarımız olmak üzere, sağlık çalışanlarına karşı uygulanan şiddet, her geçen gün dozunu artırıyor. Pandeminin yarattığı korku ve telaş, adeta bu şiddeti körükledi. Gün geçmiyor ki, bir hastane saldırısı, bir doktor saldırısı izlemeyelim…

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bir de siyasilerin koyduğu tavır ve şiddet dozu yüksek eleştiriler, bir zamanların en gözde mesleği olan, uğruna şarkıların, Türkülerin yazıldığı, tiyatrolara, skeçlere konu olan doktorluğun, zor bir dönemece girdiğini gösteriyor. Tıpkı, garip şiir akımının öncülerinden, ünlü şair Orhan Veli’nin, Kitabe-i Seng-i Mezar’da Süleyman Efendiyi tasvir ettiği, dizede ki gibi; ‘’ Hiç bir şeyden çekmedi dünyada, nasırından çektiği kadar.’’

Doktor civanım,
Doktor, doktor imanım,

Ne istersen alayım,
Ben senin olayım.

**

Doktor civanım,
Doktor,doktor imanım,
Ne istersen alayım,
Yeter ki senin olayım.

**

Bir elinde çantası,
Ötekinde komşunun kazı,
Küçük hanımın eli uzun,
Çarpar bazı bazı.

**
Doktor civanım,
Doktor,doktor imanım,
Ne İstersen alayım,
Yeter ki senin olayım.

**

Dama çattım çatmayı,
Çağırın gelsin Fatma’yı
Fatma'm nerden öğrendin,
Böyle de göbek atmayı…
Sosyal medya da gezinen bir paylaşımı, bu vesileyle köşeme taşıdım…

REÇETEYE ASPİRİN YAZMA YETKİSİ BİLE OLMAYAN ADAM, TTB KAPATILSIN DİYOR, AL SANA CEVAP...
Mesleğin doğuştan çekiciliği var.Çocuğa sor, büyüyünce ne olacaksın?
“Doktor olacağım” der.En gözde damat adayıdır.
Hemen herkes, kızını doktorla evlendirmek ister.
Kadınlarımız arasında “beni ne doktorlar istedi” diye başlayan atasözü bile vardır.
Şarkıdır.Afrodizyaktır.“Doktor civanım, seni istiyor canım.”
Küçük ilanların büyük vaatleridir.“Doktordan satılık otomobil.”“Doktordan satılık işyeri.”
Kullanılmışsa bile, doktorun kullanmış olması “kalite” göstergesidir.
“Doktora kiralık” ilanı da öyle.Evini vereceksen doktora ver.Temizdir en azından, eminsindir.
Meslek seçerken…Kız verirken…Kocaya varırken…Otomobil alırken……
Fikrini söylerse…Şerefsiz doktor!Asrın liderimiz mesela, safra kesesi ameliyatı yapabilir mi?
Böbrek nakli? Pansuman bile yapamaz.
Bebeğin hastalansa, eşin, kardeşin hastalansa, tedavi etmesi için kime gidersin?
Var mı aramızda böyle bir gerizekalı?
Ama, çok sıradan bademcik ameliyatını yapabilen bir hekim, gayet güzel başbakanlık yapabilir…Refik Saydam, hekimdi… Sadi Irmak, hekimdi.
TBMM başkanı Mustafa Kalemli, hekimdi.O halde… Reçeteye aspirin yazma yetkisi bile olmayan tiplerin, hükümette en önemli makamlara gelmesini tehlikeli bulmuyorsun da, canını emanet ettiğin hekimlerin hükümetle alakalı fikir beyan etmesini mi sakıncalı buluyorsun?
Komada geliyorsun, bacağını kesiyor, damar çıkarıp, kalbine bağlıyor, gebermekten kurtuluyorsun. Geceyarısı ateşi kırka vuran evladını Azrail'in elinden alıyor. Kardeşinin hızara kaptırdığı parmağını yerine dikiyor. Beyin kanaması geçiren anneni hayata döndürüyor. Babanın katarakttan görmeyen gözünü gördürüyor. Eşinin kanserini erken yakalıyor. Sonra da sen çıkıp “hekimler devlet işlerinden benim anladığım kadar anlamaz, konuşmasınlar” diyorsun öyle mi?
Türk Tabipler Birliği başkanı olan profesör, İstanbul Üniversitesi rektörlüğü seçiminde en yüksek oyu aldı. Ezici çoğunlukla seçilen bu profesörün rektör olmasını engellediler.

“Nuh'un cep telefonu vardı, gemisi nükleerdi, insansız hava aracı uçuruyordu” diyen arkadaşı, aynı İstanbul Üniversitesi'ne öğretim üyesi yaptılar.
Hükümetimizin Türk Tabipler Birliği konusunda, mantıklı karar verdiğini düşünüyorsan, Nuh'un telefon numarasını versene bana?
Kafasında fesle dolaşan “tımarhanelik” herif, yandaş televizyonlara çıkıp devlet yönetimine dair her türlü fikrini söyleyebilecek, cumhurbaşkanı sarayında bilim adamı olarak ağırlanacak… Memleketin en önemli “psikiyatri” profesörlerinden biri olan Türk Tabipler Birliği başkanı fikrini söyleyemeyecek öyle mi???
Fikrini beğenmeyebilirsin.Ben de senin fikrini beğenmiyorum.Beğenmek zorunda mıyız?
Fikirse mesele… “Barutun kokusu düştü burnuma, dört bir yanı istiyorum dibinden patlatayım, adamlar gibi dağlara düşeyim, tutmak istiyorum Kürdistanımı, ya ölüm ya kurtuluş, artık savaş zamanıdır” diyen ŞivanPerver'e “barış güvercini” muamelesi yapacaksınız, AKP mitinginde kürsüye çıkartacaksınız, düet yaptıracaksınız, çok duygulanıp ağlayacaksınız. Sonra da Türk Tabipler Birliği'ne “terörist seviciler” diyeceksiniz öyle mi?
“Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, hekimler olarak uyarıyoruz, her çatışma, her savaş, fiziksel ruhsal sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açar, büyük insani dramları beraberinde getirir” diyorlar.
Uyarmasınlar mı?Onarılmaz sorunlara, insani dramlara yol açan bu çatışma ortamına “hatalı teşhisler” yüzünden sürüklenmedik mi?
Hekimlerimiz devlet işlerinden anlamadığı için mi oluyor bu işler?
Madem herkes hekimlerden daha iyi biliyor.Bi teşhis ben koyayım bari.
Eğer, cehalet seviyesinde Avrupa şampiyonu olan bir ülke, sırf düşüncelerini söyledi diye hekimlerini hapse tıkmaya çalışıyorsa, o ülke ‘HASTADIR’.

SON SÖZ:’’ BENİ TÜRK HEKİMLERİNE EMANET EDİNİZ.’’ *Gazi M.K. Atatürk*