Şimdi burada çok önemli bir husus var… Her millet, her devlet şüphesiz ki kendine özgü koşullarını dikkate alarak, çocukları, gençleri eğitiyor, yönlendiriyor. Mesela, Almanya… İlk öğretimden sonra, kabiliyet ve yetenek testine tabi tutulan öğrenciler, ona göre yönlendiriliyor. Bu nokta, fevkalâde önemli. Bir insanın kendine has kabiliyetleri vardır. Ailelerin ve devletin görevi, bu yeteneğe göre, eğitim almasını, yarınlara yönlendirilmesini sağlamak olmalıdır. Biz de ise tamamen tersi. Çocuklarımız genelde ailelerin tercihlerine göre, yön veriyorlar geleceklerine…Baba öğretmen, çocuk da öğretmen olmak ister. Baba avukattır, çocuk ta avukat olmak ister. Baba, hakim, mühendis, doktor, baba müzisyen, baba polis, baba subay, vs.vs. bu mesleklere sahip olan ailelerin çocukları da genellikle baba mesleğini seçerler. Kabiliyeti, yeteneği uygun mu, değil mi bir önemi yoktur… Oysa insan önce yapacağı işi sevmeli, sonra da kabiliyet ve yeteneği o işe yatkın olmalı. Bizim Türkiye olarak, behemahal bu sorunu çözmemiz lazım. Eğitimde başarılı olan ülkeler, rol model olmalıdır.

Keza, Güney Kore şimdi mutlu eğitim sistemi denen, yeni bir eğitim, öğretim sistemine geçti. Başta ABD eğitim uzman ve yetkilileri olmak üzere, gelişmiş bir çok ülkenin eğitim uzman ve yetkilileri, akın akın Güney Kore’ye gidiyor, heyetler halinde… Bu mutlu eğitim sistemi denilen şey nedir? Diye…

Bizim ülkeden giden var mı? Var. Kim? Bir gazetenin köşe yazarı…Yıllarını eğitime harcamış, dünyanın dört bir tarafına gidip, eğitim sistemlerini yakından incelemiş, bu konularda binlerce makale yazmış biri. Abbas Bilgili…Kendi çabası, kendi merakı ile Güney Kore’ye gidip, mutlu eğitim sistemini inceleyen ve dönüşte de, ayrıntılı olarak köşesinde yazan kişi…Şimdi düşünün…!!! Dünya da sadece teknoloji alanında mı gelişmeler oluyor? Eğitimden, sağlığa, sosyal yaşamdan kültüre, yaşamın her alanında değişim oluyor…Gönül arzu ederdi ki, bizim Milli Eğitim Bakanlığı da Güney Kore’ye bir heyet göndersin ve bu mutlu eğitim sistemi, ne menem bir şeydir görsün…Belki de en az ihtiyacı olan gelişmiş ülkeler dahi heyetler halinde gidip, yeni sistemi incelerken, bizim Milli Eğitim Bakanlığının kılının kıpırdamaması ne hazin…!!! Siz bir taraftan 2023 yılına hedef koyacaksınız, 500 milyar dolar ihracat, dünyanın en büyük 10’ncu büyük ekonomisi olacağız diye, öbür taraftan dünya da olup bitenlere adeta gözünüzü ve kulağınızı kapatacaksınız…Şunun şurasında 2023 yılına ne kaldı? 6 yıl… Bu gidişle 500 milyar ihracat hedefini nasıl yakalayacağız? İnsanın aklı mantığı almıyor? Eğitim sistemin yeterli değil. Teknolojin yeterli değil. Doğru dürüst, katma değerli ürünün yok. Hayvancılıkta ve tarımda ha bire geri gidiyorsun,Milli Gelirin artmıyor. Düşmüşsün orta gelir tuzağına… Eeee…???

Nasıl olacak? Bu 2023 hedefleri nasıl realize edilecek? Bizde mi ‘GODOT’ bekleyelim? Niçin gerçekçi olmuyoruz? Niçin ayaklarımız yere sağlam basmıyor. Dünyanın gelişmiş ülkeleri dev adımlarla ilerlerken, biz kaplumbağa değil, karınca hızıyla bile ilerleyemiyoruz. Allah ömür verirse, hep beraber 2023 yılını göreceğiz.!!! Korkum o ki; bu anlayışla değil 10’nuncu büyük ekonomik güç olmak, G-20 liginden bile düşeceğiz. Zaten ülkeleri değerlendiren uluslararası istatistiklere baktığımız da en iyi sıralamanın trafik kazaları hariç, 45’den başladığını görüyoruz. Dünya devletleri içinde ortalama sıramız; 75 ve yukarısı olarak listelerde yer alıyor…Yüzümüzü ağartacak hiçbir başarımız yok. Sadece ve sadece trafik kazalarında dünya birincisiyiz…Bütün bu sorunları tek bir şekilde aşabiliriz. Nitelikli, kaliteli, sorumluluğunu bilen, görevlerine müdrik, gençler yetiştirerek. Aksi halde, kendimiz çalar, kendimiz dinleriz. Bu gidişle de her geçen gün, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle aramızda ki makas açılır. Ya gençlerimizi yarınlara iyi hazırlarız ya da geri kalmış ülkeler liginde kalmaya mahkûm oluruz. Bu gün Japonya, çocukları alıp Hiroşima’ya Nagazaki’ye götürüyorlar. Neden? Bakın , bu şehirlerimiz ne halde, eğer siz kendinizi iyi yetiştirmezseniz düşmana hep böyle yeniliriz diye. Daha ilk okul çağında, çocuklara vatan millet sevgisi, birlik beraberlik anlayışı, iyi yetişme, vatana iyi hizmet etme duygusu aşılanıyor. O çağ da bu duygularla yetişen çocuk nasıl olur sizce? Elbette ki hem çok nitelikli yetişir, hem de vatanına milletine bağlı olur. İşte bize öyle nesiller lâzım…Başka türlü aradaki farkı kapatmamız mümkün değil. Lütfen, kimse kimseyi boş hayallerle aldatmasın…

SON SÖZ: ‘’İLİM ÇİN’DE DE OLSA, GİDİNİZ ALINIZ.’’ *Hz. Muhammed*