Prof. Dr. Üstün Dökmen, günlük siyasete dair pek yorum yapmayan, bir bilim insanıdır.

Ama bireysel ve toplumsal günlük davranışlarımızı çok iyi gözlemleyen, iyi bir psikologdur. Dökmen, davranışlarımızın arka planındakileri bize fark ettirerek, sosyal terapi yapan bir uzmandır.
Üstün Dökmen, Akdeniz ve Ege bölgemizde büyük orman yangınları devam ederken, Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın otobüsten vatandaşlara çay fırlatmasına dair bir yorum yaptı. Hoca’nın Habertürk’te ki yorumu, zarif üslubuna rağmen, anlamak isteyenlere göre adeta bir demir yumruk gibiydi.
Prof. Dr. Üstün Dökmen, "Yangın sürerken krizin tam ortasında çay dağıtmak, ne menem iş? Bu olmadı, hiç olmadı." dedi. Kaldı ki, bu sadece Dökmen hocanın da fikri değildi…Milletin ciğeri, ormanı, evi, hayvanı yanıyor, siz düğün bayram gibi çay atıyorsunuz….!!!

Hatta bir çok kesimden sesler yükseldi; Sayın Cumhurbaşkanına bunu yaptıranlar kim? Hangi Danışmanlar diye…
“Şimdi çay dağıtıyorlar ki; bu dağıtma değil, çay atma/ fırlatma. Şimdi bana “bunun psikolojik anlamı nedir?” diye soruyorlar.
Bana göre durum şu: Doğu toplumlarında, Asya toplumlarında şahlar, padişahlar üç şeyi yere atarak halka verirdi. Hediyeyi, sadakayı, ihsanı yere atıyor. Vatandaş elden verir ama şah, padişah yere atıyor. Çünkü bunu almak için eğilmek gerek. Bunu kötülük olsun diye yapmıyor, teamül öyle." Yani halk o kudret karşısında ancak eğilerek alabilir.
Daha ne desin Üstün Hoca? Bu vatandaşa çay atma iş,i doğu toplumlarında ve demokratik olmayan tek adam rejimlerinde, teamül olan bir davranış biçimi. Şahın, padişahın hediyesini almak için eğilmek gerek. Çünkü bu rejimlerde vatanın bütün varlığı O’nun mülküdür. Oysaki, demokrasilerde vatan toprakları içindeki her şey milletin yani vatandaşlarındır.
Vatandaş Olmak- Kula Kul Olmak:
Vatandaş olmak ile padişahın kulu olmak birbirine zıt anlamlar içerir. Vatandaş ülke kaynaklarını iyi yönettiği zaman, devlet başkanına saygı duyar, kendisine ihsanda bulunsun diye değil.
Çünkü Cumhurbaşkanı vatanın sahibi değildir, milletin efendisi de değildir. Seçilerek milletin sınırlı bir süre için yönetme görevi verdiği, bir kamu görevlisidir. Cumhurbaşkanının aldığı kararlarla bazı vatandaşlara verdiği şeyler şahsının hediyesi veya ihsanı değildir. Milletin vergileriyle elde edilen, malvarlığından bir Kısımın vatandaşlara aktarılmasıdır.
Devlet Başkanının her türlü servet aktarma, hediye verme veya makama atama yapması işlemleri için kamu yararı olması gerekir.
Yangın veya sel felaketlerinde malı zarar görenlere yapılan yardımlar, şehit yakınlarına atamalarda öncelik verilmesi gibi uygulamalar kamu yararı olduğu için meşrudur. Atamalarda liyakatin esas alınması da kamu yararının gereğidir.
Ama seçim otobüsünden fırlatılan çaylar, bir lütuf/ ihsan algısı yaratmak için kullanılan bilinçli bir tercih gibi görünüyor.
Bu bakımdan uygulama Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir teamülü değildir. Osmanlı dönemi teamülleri günümüz Türkiye’sini bağlamaz.
Bu yüzden vatandaşa çay fırlatma, hem hukuken meşru değildir ve hem de Cumhuriyetimizin kulluktan vatandaşlığa geçiş sürecini geriye çevirme görüntüsü vermektedir.

Yarın devam edeceğiz…