Gençlerimizin Geleceği: Umut Kaybı ve Gelecek Kaygısı

Şahsi olarak, bu gençleri başarılarından dolayı tekrar kutluyorum. Ancak, ülkelerinde istedikleri ortamı bulamayan bu gençlere söylenecek fazla bir şey yok. Kendine güvenen, dil bilen, özgürce ifade edebilen gençler, doğaları gereği cesaretle yurt dışına gitmeye yöneliyorlar. Ancak, bu durumun ülkemize bedeli çok ağır olduğu muhakkak.

Kendi adıma ben de aynı korkuyu taşıyorum; iyi bir üniversitede eğitim almış çocuğumun yurtdışına gitmesinden endişe ediyorum. En büyük korkum ülkemin zor kıt kaynakları ile eğittiği niteliği yüksek öğrencilerin yurtdışına istemeden de olsa çakmasıdır.  Kendimde daha önce beyin göçü konusunda üç yazı yazdım ve bu nedenle yurtdışında aldığım iş tekliflerini düşünmeden ret ettim. Zaman zaman canım sıkılsa da ülkemin vatandaşlarının vergileri ile yurtdışında eğitim aldığım için yaşam boyu borcumu ödemeye devam edeceğim.

Çözüm İçin Acil Adımlar Atılmalı

Ülkenin ilgili kurum ve kuruluşlarına çağrım şudur: Nitelikli gençleri burada mutlu ve şevkle çalışacakları bir ortam sağlamak için adımlar atın. Hep birlikte, başta devlet yetkilileri olmak üzere, şapkayı önümüze koyup bir çözüm üretmemiz gerekiyor. Bu gençleri bu topraklarda tutamazsak, ülke yakın gelecekte erozyona uğramış, ağaçsız bir çöl gibi olur. Ne buğday yetişir, ne de kavun-karpuz.

Eğer Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak istiyorsak, bilgiye, bilime ve liyakate dayalı bir toplumsal yapı inşa etmek zorundayız. Bunun ilk adımı, hukukun üstünlüğüne dayalı, toplumun çoğunluğunun mutabakatıyla oluşturulacak bir yol haritasıdır. Liyakate dayalı bir yapılanma sağlanmadığı sürece istenilen gelişme ve refah gerçekleşmeyecek, toplumumuz ileri ülkeler düzeyine çıkamayacaktır.

Ülkenin en iyi eğitim almış, yetenekli insanları, kendi topraklarına hizmet edebilecek bir ortam bulamadıklarını belirtiyor ve bu nedenle yurt dışına yöneliyorlar. Eğer bu soruna çözüm bulunamazsa, genç yeteneklerimizi kaybeder ve ülke olarak büyük bir fırsat kaçırırız. Ne yazık ki, bu sorunun çözülmemesi, devletin geçmişte zorla oluşturduğu kurumsal işleyişin bozulması ve ekonominin çarklarının dönmekte zorlanması gibi daha büyük sorunları da beraberinde getiriyor. Bu sorunlar çözülmediği sürece, çözüm arayışları hamasete dönüşebilir ve bu da ülkenin geleceği için yıkıcı olur.

Bu sorunlar, ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasi geleceğini derinden etkileyecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle, üniversitelerin yaşadığı sorunlara kalıcı çözümler üretmek, gençleri bu topraklarda tutabilmek ve ülkemizi yarının güçlü toplumları arasına katabilmek için acil adımlar atmamız gerekmektedir.

Sonuç olarak, üniversitelerdeki sorunlar yalnızca eğitimle ilgili değildir. Halen üniversitelerin elinden olan kendi kadrolarını oluşturmada, siyasi kaygıların ötesinde nitelikli potansiyel araştırma yapacak gençleri havuzlarına kazandırmalıdırlar. Üniversite üst yönetim, senatolar, fakülteler öğretim üyeleri, görevlileri ve öğrenciler nasıl daha iyi üniversite ortamı oluşturabiliriz, nasıl daha iyi eğitim görmüş öğrencileri üniversiteye kazandırırız ve bunların ülkenin gelişiminde nasıl değerlendiririz-i planlayan, konuşan ve hedef koyan bir anlayışa sahip olunması gerekir. Üniversitenin en üst düzeyde bilime, akademik bilinç ve entelektüel yapıya sahip özelliği nedeniyle kendine has özerkliği ve özgürlüğüne saygı duyup ülkenin gelişimine katkı sunması beklenilmeli.

1 Aralık, Adana

Not: Sayın hocam, birçoğunuzun E-Posta adresi bir şekilde makinemdeki adres defterime yerleşmiştir. Amacım kimsenin zamanını almak ve rahatsız etmek değildir. Hepimizin ortak sorununu bir şekilde dile getirmektir.

E-posta bu bakımdan düşüncelerimizi kolay paylaşabildiğimiz bir ortam. Ancak peşinen eğer istenmeden e-posta aldıysanız özür dilerim.

Eğer geri bildirimde bulunursanız listeden adresinizi hemen çıkarırım.

İbrahim Ortaş, [email protected]