Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullar konusunda ortaya koyup, "müfredat" dediği, 3333 kere değiştirdiği ortamda "kaygısız seyr'ü sefer" etmemizin pek mümkünü kalmıyor..

Birkere şu gerçeği herkes çok iyi bilsin.. Bilmeyenlere, daha doğrusu "bile isteye" bilmezden gelenlere anlatsın..

Bu efendilerin (!) müfredat" diye önümüze koyduğu meselenin gerçek adı;

"ÜFÜR de AT"tır..

Üfürüp atacaksın..

Ya da, atıp üfüreceksin..

Basit'e bak, zorda ıkın, "zor'u görüyorsan, basit'e sığın."

İnce'den gittiysem, birilerinin anlayacağı biçimde ifade edeyim;

Sorun: "Kallavi"

İcraat: "Yapamam vallahi."

"Görünen köy kılavuz istemez" demiş ya 'bir bilen.'

O 'bir bilen' bu efendileri (!) taaaaaa o devirlerde tahmin etmiş ve bu "içi dolu sözü" söylemiş sanki..

Onlar için okulların temizlik konusunda önce "rezil," sonrasında da "rüsva" olmasının ne önemi var..

"Çocuklarımız hasta olacak.. Çok endişeli ve çok huzursuzuz.. Bu şartlar altında onları okula göndermekten korkuyoruz.. Böylesi kötü ortamda eğitim yapılmaz, yapılamaz.. Gereken hassasiyet gösterilmeyecekse, çocuklarımız için o hassasiyeti biz gösterelim, sınıfları biz temizleyelim" diyen ailelerin ne önemi var..

Onlar için, bazı partilerin çocuklarımızı "adam gibi" doyurma arzusunda olmasının ne önemi var..

Onlar için, okullarda gereken düzeyde temizlik elemanı olmamasının ne önemi var..

400 bin elaman mı lazım?

"30 bin kişi alır, mevzuya NOKTA koyarız" derler, ko-yar-lar..

Kafa bu, anlayış bu..

"Yeter mi, yetecek mi?" diye kimse düşünmez..

Efendiler (!) "yapın" seslerine kulaklarını kapatır, bildiğini yapar.. Daha doğrusu, "yapacaksınız" diyenin sesi nedense daha KAVİ, daha TATLI gelir onlara..

Çocuklarımızın kendi kiloları kadar ağır olan sırtlarındaki çantaların "yiyecek adına" BOŞ olmasına kim bakıyor, kim takıyor..

Bu efendilerin (!) müfradatındaki "adalet te, vicdan da" budur işte..

"Yapın" dersiniz, "olmaaaaaaz" cevabı alırsınız..

"Biz yapalım" dersiniz, "hiç olmaaaaaaaz" kükreyişiyle (!) karşılaşırsınız..

"Ne yaparız, ne yaptırırız" mantığı..

Olumsuz sesler, "umulandan çok" yükseldiğinde de;

"Önce bakarız, gerekirse yaparız" anlayışı..

Vatandaş olarak umutlanıyor, sabredip, bekliyorsunuz,

"Ne bakan vaaaar, ne yapan."

Okul kantinlerini ihaleye verenlerden, ticarethaneye çevirenlerden, onlara ÇEVİRME yapmayan, yapamayanlardan bir OT olmaz, o-la-maz.

Beslenme çantaları, inatla ve ısrarla "BESLENME" diyor demesine de;

Kelamı, enselerinden dinleyip, üç maymun'u oynayanlar için VIIIIIIIZ geliyor, TIRIIIIS gidiyor..

........

Anlamadım;

"MÜFREDAT mı DEDİNİZ???"