Bundan önceki yazımda; bir Amerikalı’nın ağzından, Amerika Birleşik Devletleri’nin yanlış ve acımasız dış politikalarını anlatmaya başlamıştım.

Devam edelim.

***

Un ufak olmuş evlerinin enkazından, cansız bedenlerini çıkaran biriyle göz göze geldiniz.

Sizce bu insanlar, size nasıl davranır?

Savaşın her türlüsü kötü; ama ABD’nin yürüttüğü savaş, kötünün de kötüsü.

Tek taraflı zorbalık, nedensiz işgaller, rastgele hedeflere karşı silahlı, siyasi haçlı savaşları yürütme bahanesiyle, başka ülkelerin kaynaklarının sömürülmesi…

Sonucunda da; Evlerini, canlarını, sevdiklerini kaybeden ve çoğu da tüm bunların neden yaşandığını bilmeyen masum insanların çektiği acılar…

Hiçbir propoğanda, diplomasi ya da dış yardım; ordumuzun yaptığı ve yapmakta olduğu şeyi telafi edemez.

Gencecik askerlerimizin büyük bir dava için öldüklerini, ya da uzuvlarını kaybettiklerini izah edecek hiçbir mantıklı açıklama yoktur.

Tüm bunlar olurken, savaş karşıtı bir söylemde dahi bulunamayacak kadar beynimiz yıkanmış durumda mı?

Konfederasyon bayrağı bu gün ülkemizde yasaklanıyor,

Çünkü çoğu kişiye, köleliği, gericiliği ve adaletsizliği hatırlatıyor.

Nazi bayrağı, soykırımın simgesi.

Peki ya, onların ülkelerini işgal ederken, evlerini başlarına yıkarken, dost ve sevdiklerini öldürürken dalgalandırdığımız Amerika Birleşik Devletleri bayrağı, Dünya’nın geri kalanı için neyi temsil ediyor?

Dünya ABD bayrağını bundan sonra nasıl görecek?

Çok gurur duyduğunuz bayrağınızı dalgalandırmanın, insanın ülkesini, canını, kültürünü ve toplumunu yağmalayıp yerle bir eden ordumuzun, derin devletimizin ve paralı askerlerimizin, hali hazırda o çok sevdiğiniz bayrağı sallaya sallaya ziyaret ettiği insanların, sizi hedef haline getireceği günler de gelecek.

Ben tek başıma ordumuzu, kongremizi, başkanımızı ve derin devleti, bu ülkeleri işğal etmekten alıkoyamıyorum.

Bu mesajı da bu yüzden, Amerikalıların uyanması ve kendilerine “Dünya’nın geri kalanının gözüyle” bakması için yayınlıyorum.

Devletimizi uyaran hareketlere katlanmazsak, siz de ben de suçlanacağız, sorumlu tutulacağız.

Dünya’nın, intikam, nefret ve cezaların hedefinde biz de olacağız.

Dünya kapımıza dayanıp bizimle ödeşmek istediğinde, adalet aradığında, ben en azından bu yazıyı gösterebileceğim.

“Elimden geleni yaptım” diye.

Peki ya siz (kendi halkını kastederek), siz ne göstereceksiniz?

Büyük bir kalabalık olup, milli politikalarımızda ve uygulamalarımızda büyük değişimlere yol açacak büyük işler başaramazsak, o zaman bizi de hiç de parlak olmayan bir gelecek bekliyor demektir.

Hamiş; Yukarıdaki satırlar adını açıklamak istemediğim bir Amerikalı meslektaşım tarafından kaleme alınmıştır.

Bu duygularla okursanız, onu ve Amerika Birleşik Devletleri’nin “Dünya Politikası”nı daha iyi anlarsınız.