Evet, barışmak!

Kim, kimle küs, nasıl barışıyor, neden barışıyor? Barışmak sözünü duyar duymaz elbette bu sorular akla hemen doluşuyor. Ülkemizde bir süreden beri böyle bir ortam yeniden oluşturulmaya çalışılıyor: Barış gelecek. Bakın bu ortam oluşturulmaya başladığından beri ısrarla söylüyoruz ki; ortada ne küslük var, ne de barışmak koşulu. Ne demek istiyoruz? Türk Milleti, kendi içinde barındırdığı hiç bir unsuru ile küs değil, olamaz. Daha açık bir ifade ile barış dediğiniz olgu, Türk Milleti'nin kendi parçası olan Kürt kesimi ile olacaksa barış gayretine gerek yok. Çünkü böyle bir küslük toplu anlamda yok ve olamaz. Eğer bu ne olduğunu anlamadığımız barış, terör örgütü pkk ile olacaksa buna da imkân yok. Çünkü bu terör örgütü ve onun bebek katili başı ile asla müzakere edilemez ve de edilmemelidir. Yani her iki durumda da ülkemizde barış gayreti adı altında toplumu ayrıştırmanın hiç bir gereği yoktur. Bir kere teröristle aynı çuvala girilmez ve teröristle pazarlık yapılmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütüne yenildi mi ki, pazarlık yapacak? Çok tuhaf değil mi? Pazarlıksız teslim olacaklar diye yola çıkıldı. Bugün geldiğimiz noktada, Kandil’den terörist başı ne diyor? "Devlet, süreci dondurdu, hiç bir gelişme yok" diyor. Bu ne demek? Hani, yaptığımız pazarlıklar, bize verilen sözler, vaatler ne oldu demek. Yani, pazarlıklar, söz vermeler, vaatler öyle olmuş ki, akıl almaz. Bu sözlerin bir diğer anlamı da, tehdittir. Verilen sözler yerine gelmez ise, silah kullanmaya devam ederiz. Bu gelişmeleri kimin aklı alıyor bilmiyorum. Bu yaşananları kim normal karşılıyor anlamıyorum. Bu terör örgütü önce silahlarını yakmadı mı(bir fıçının içinde)? Sonra da kendini feshetmedi mi? Nereden çıktı şimdi bu tehditler? Silahlarını yakıp(!) kendini fesheden(!) örgüt nasıl talepte bulunabiliyor, hayret değil mi? Bu durumda ne silah bırakma var, ne de fesih var demek ki. Baştan beri itirazımız budur: Bu kanlı terör örgütü ile müzakere olmaz, olamaz. Kaldı ki, bu terör örgütünün bir kolu ülkemizde. Suriye, Irak ve İran kolları yaşarken, bizdeki kol nasıl yok olabilir? Bu kadar basit bir soru sorulmaz mı? Barışalım(!) derken bir konu daha ülkenin ortasına bırakıldı. Ahmet Türk(!)'ün dediği gibi; "Kürdistan'ın bir takımı ülke Süper Ligi'ne çıktı." Ondan sonra barıştan bahsedelim. Bu ifade ile nasıl olacak? Adam, baştan söylüyor. Kabul edeceksiniz bölünmeyi diyor. Bir de son haberlere göre Amedspor'un arması Ermenistan armasının aynısı olacakmış. Umarım yanlış haberdir veya vazgeçerler. Ülkenin yeterinden fazla sorunu var. Bir de bu sorun olmamalıdır. Aksi takdirde sıkıntılı günler bizi bekliyor demektir. Bu anlattığım ağır koşulların yanında başka bir gerçek var ki, tüm toplumu ayakta tutmaktadır. Ne pkk terör örgütü, ne de başka birileri, Kürt kesiminin temsilcileri değildirler. Bu bölücüleri, bu gizli kimlikleri Kürt insanımız ciddi oranda görmekte ve bilmektedir. Gerek yapılan sohbetlerde, gerek internet televizyon kanallarında ve gerekse sanal dünyada öylesine konuşmalara tanık oluyoruz ki, onların Türk Vatandaşı kimliğini kabul etmiş insanlarımızı temsil etmeleri mümkün değildir.