Bu yalancı dünyada çok ama çok zor olan işler var..

Ancaaaaak, bu yalancı dünyada "fırıldak işler çeviren" kaşarlanmışlar da var..

Şeytana pabucu ters giydirme konusunda hünerleri çok güçlü olduğundan CİN mertebesindedirler.. Fırsat kovalarlar.. O fırsatı bulduklarında atağa geçip, çorlarına çocuklarına ekmek parası götürebilme uğruna kıçlarından terler akıtarak çalışan, kuru ayazın yüzlerine "kırbaç misali" inmesine aldırmayan, "cansiperhane mücadele eden," yoğun emek harcayan gariban balıkçıların başlarına "akbabalar misali" üşüşürler.. Kılçık dahi bırakmadan onları önce İÇ sonra da HİÇ ederler..

Kendilerini herkesten daha uyanık, daha bilmiş, daha ulema, daha sinsi, daha hınzır, daha kurnaz, daha tilki sanan malum şahıslar, kimseleri olmayan sahipsiz gördükleri balıkçılar üzerinden "hatırı sayılır paraları cebe indirirken" hiç sıkılmazlar, hiç hicap duymazlar.. 333 santimetre çapına denk düşen "göbeklerini löpürdete löpürdete" meydanlarda gezinmekten de u-tan-maz-lar.. Ar - haya uğramaz onların mekanlarına, "teyet geçer."

........

Ben, denizi - sahili -kumu - güneşi - sıcak ve samimi insanlarıyla nam salmış Karataş'ın bir ferdiyim.. Neyin ne olduğunu, kimlerin kimler üzerinden "çok büyük paralar" kazandığını, alın terinin kutsallığını, teknesini yaptırırken, tüccar(!)dan aldığı 3 kuruşluk borcu, 9999 kuruş ödediği halde bitiremediğini iyi bilirim.. Eli öpülesi balıkçının hangi şartlar altında çalıştığına şahidim.. "Hakkı olan parayı" alamadığından da adım kadar eminim.

.........

Altını kalın hatlarla çizerek  belirtmek isterim;

-Allah korkusunu kim içinde taşıyorsa.. Bu hassas konuda kimler yetkiliyse.. Çalışmadan, üretmeden para kazanmayı bir OT bilen sözkonusu güruha daha fazla zaman kaybetmeden mutlaka, ama mutlaka DUR demeli, di-ye-bil-me-li be arkadaş..

Eğer bu yapılmaz, bu anlayışla hareket edilmezse, Türkiye'de deniz olan yerlerde balıkçılık yapan "gerçek emekçiler" daha çook sömürülür, daha çooooooooook sü-rü-nür.

..........

NOKTA'yı koyayım;

"Utancı bol olan, iç acıtan, can sıkan, utandıran, usandıran, ufaltan bu acımasız tablonun yazarlarına - çizerlerine;

KISSA'dan değil, en - en - en UZUN'nundan avcarlanmış

hissem olsun."

GERÇEĞİ  BENDEN DUYUN

Çok okunan biri olduğum söyleniyor..

Bilemiyorum.. Ancak; "Bilemediğimin tarafıma bildirilmesi" güzel birşey.

........

Önceki gün, sevdiğim bir arkadaş aradı ve şunu söyledi;

-Canbolat, 5 Ocak'ı bırakıp ...... gazetenin başına geçerek, orada yazacağın söyleniyor.. Hayırlı olsun demek için seni aradım."

Ona, asla böyle birşey olmadığını, olamayacağını ifade ettim.. Devamında da şunu söyledim;

-Hayatım boyunca iki şeyi yapmadım.. Birincisi, yalan söylemedim.. İkincisi, "dostum" dediğimi yarı yolda bırakmadım.. Savaş Çokduygulu, benim "kadim dostumdur." Öyle de kalacaktır.. "Gel" dedi, geldim.. "Yazmalısın Sülo" dedi, yazıyorum.. 5 Ocak, kardeşimin Gazetesi.. Ben o gazetenin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptım.. "Savaş ben demek, ben de Savaş demek" desem, sanırım yeterli olur değil mi?