Asgari ücret açıklandı: 28.075 TL. Ama henüz kimsenin cebine girmiş değil. Cebe girmeden önce… çoktan buhar oldu bile.

Her yıl aynı sahne. Takvim Aralık’ı gösterdi mi, masa kurulur, rakam konuşulur.

Ve daha mürekkebi kurumadan… etiketler konuşmaya başlar.

Markette sessiz bir telaş:

Dün 25 olan bugün 35’tir.

Ev sahibinin mesajı kısa ve nettir:

“Yeni yıl yaklaşıyor.”

Yeni yıl yaklaşıyordur, ama maaş hâlâ eskidir.

Asgari ücretli henüz zamlı maaşını almamıştır.

Ocak gelmemiştir.

Ama zam gelmiştir.

Hem de her şeye.

Çay bardağında buhar yoktur ama fiyat uçmuştur.

Ekmek bayat değildir, ama pahalıdır.

Umut ise… o zaten bir süredir rafta yoktur.

Çünkü bu ülkede ücret önce konuşulur,

fiyatlar hemen koşar,

maaş ise arkadan nefes nefese gelir.

Ama yetişemez. Hiçbir zaman yetişemez.

Asgari ücretli zam aldığını sanır.

Oysa olan şudur:

Atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiştir.

Köprüden geriye sadece yorgunluk kalmıştır.

Ocak’ta maaş artar,

ama Aralık’ta hayat pahalanmıştır bile.

Sonuç mu? Elde var sıfır. Hatta bazen eksi. Ve biz her yıl aynı cümleyi kurarız:

“En azından biraz nefes alırız.” Ama nefes alacak hava, zaten çoktan zamlanmıştır.

Asgari ücret açıklanır. Sevinç kısa sürer. Çünkü bu ülkede umut, maaştan önce eskir.