17 Ağustos Depremi ve yönetim hataları nedeniyle ekonomik krizlerin pençesine düşmüş ülkeyi, ülkenin piyasalarını acilen istikrara kavuşturulması gerekiyor.

Avrupa Birliği Süreci’ni, “vesayetten kurtulmak için” manivela olarak kullanmaya çalışıyorsunuz…

ABD işgaline uğramış bölgenizde, “sınır ticaretiniz” büyük darbeler yemiş, durma noktasına gelmiş vaziyette..

Şurası bir gerçek ki, Ak Parti güllük gülistanlık bir dönemde, iktidara gelmedi.

Hem piyasalar, hem ekonomik gelişmeler, hem dış politika ve iç gelişmeler, çok ta iç açıcı değildi.

Süreç zorlu; açık-örtülü muhtıralar, kapatma davası, Merhum Adnan Menderes’in akıbetiyle tehditler gibi bi yığın faktör, önünüzde aşılması gereken bariyerler olarak duruyordu.

Ak Parti önde gelenlerinin “Bizim başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir, türünden şaşkınlıkla dolu ifadeleri, içinde bulunulan durumu izaha yetiyordu.

AK Parti’nin, sayın R.T. Erdoğan liderliğinde bunca badireyi atlatarak ve (bir yerel seçim hariç) girdiği bütün seçimleri kazanmak suretiyle 20 yıllık iktidarını sürdürmesi, her şeye rağmen, büyük başarıdır.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde 20 yıllık iktidarları görmek, bir hayli zor…

Böylesine kaygan zeminli bir bölgede yer alan, yakın tarihi darbelerle dolu bir Ülke’de,20 yıl boyunca iktidarda kalan bir “Siyasi Hareket”ten bahsediyoruz.

Kendisi kuruluşunda muhalif olduğu sisteme benziyor ve kuruluşunda muhalif olduğu sistemi de kendisine benzetiyor.

Diğer bütün siyasi hareketleri de dönüştürüyor; en azından “söylem değişikliğine” mecbur ediyor.

Evet, Ak Parti ile 21 yıl.

Bu 21 yıl boyunca, AK Parti’nin destek gören politikaları olduğu gibi, karşı çıkılan politikaları da…

Son yıllardaki savunma sanayindeki gelişmeler, yüzleri güldürdüğü gibi, gelecek açısından da büyük umutlar beslenmesine vesile oluyor.

Türkiye’nin, savunma sanayii alanındaki bağımlılık oranını hızla azaltması, şüphesiz ki yıllardır özlemini çektiğimiz, gelişmelerdir...

Bunlar, ruhumuza iyi gelen hususlardır.

Gelelim Ak Partinin avantaj ve dez avantajlarına…

Şüphesiz ki canlılar, doğar-büyür-gelişir- yaşar ve ölür…Bu durum son derece doğaldır…

Zaman, her şeyde olduğu gibi, değişim ve dönüşümde de büyük rol oynar…

Ak Partinin tüm bariyerlere rağmen, iktidara gelişindeki en büyük avantaj ne idi?

Şüphesiz ki, tek başına iktidar olması. Bu, son koalisyon hükümetlerinden sonra, Türk Siyasi hayatında, yakalanan en iyi çıkıştı. Ve ülke koalisyonlardan bıkmıştı. Çok başlılık devletin aleyhine oluyordu. İşte Ak Parti, mükemmel bir çıkış yapmış ve tek başına iktidara gelmişti…

Bu şartlarda göreve gelen Ak Parti İktidarı, bu gün itibariyle değerlendirildiğinde, tıpkı muhasebenin aktif pasif cetveli gibi, yaptıkları, yapamadıkları diye kabaca değerlendirilebilir…

En basiti; seçim vaatlerinde neler vardı? Neler yapacaktı? Nasıl bir program uygulamayı taahhüt etmişti? Piyasalar, Ekonomi, iç politika, dış politika, yatırım, üretim, istihdam, hukuk, adalet, eğitim, sağlık, demokrasi, vs.vs. gibi çok lu bir değerlendirme yapmak lazım.

Eh kolay değil bu 20. Yılı değerlendirmek… Ak Parti iktidarı hangi şartlarda, ne gibi mevcutlarla devraldı, şimdi hangi noktada? Kısacası başlangıcımız nelerdi? Şimdi geldiğimiz noktada neredeyiz?

Bunları önümüzdeki günlerde, ele almaya çalışacağız. Tarafsız, objektif, gerçek veriler ışığında, bu yirmi yılı masaya yatıracağız…

SON SÖZ:’’ SÖZ KONUSU VATANSA, GERİSİ TEFERRUATTIR.’’