14 Ağustos 2001’de kurulan Ak Partinin, 21’nci kuruluş yıldönümü, 14 Ağustos 2022 günü, kutlandı…Dile kolay; tam 20 yıldır iktidardasınız… Kim derdi ki, Ak Parti Kasım 2002 seçimlerinde iktidar olacak…!!! Üstelik, merhum Necmettin Erbakan gibi, Türk siyasi hayatına damga vurmuş, iktidar olmuş, ağırlığını kamuoyuna kabul ettirmiş bir lidere rağmen…

Evet, böylesine bir girişimin başarılı olabileceği, tahmin edilmiyordu. Fazilet partisinin kongresinde, başkanlık yarışına girişen, Abdullah Gül ve ekibi, Recai Kutan’a karşı verdikleri genel başkanlık yarışından, yenilgiyle ayrılmışlardı kongreden. 22 Haziran 2001’ de tıpkı Refah Partisi gibi, Fazilet Partisi de kapatıldı. 20 Temmuz 2001’de, Necmettin Erbakan ve arkadaşları, bu kez de, SAADET partisini kurdular… Ancak, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Abdüllatif Şener, Bülent Arınç, İdris Naim Şahin, Binali Yıldırım gibi, adına ‘’YENİLİKÇİ ERDEMLİLER HAREKETİ-’’ adını verdikleri, yeni bir oluşumda buluşan siyasiler, Saadet Partisine katılmadılar ve Ak Partiyi kurdular. Diğer Partilerden de(ANAP-DYP gibi) katılım vardı. 48 kişi olan milletvekili sayısını, 51’e çıkardılar parlamentoda…

Ve 15 ay sonra, 3 Kasım 2002’de Genel seçimler yapıldı. Oyların %34.3’ünü alan Ak Parti, TBMM’ ne 363 milletvekili ile girmiş oldu ve Abdullah Gül Başbakanlığında, T.C.’nin 58. Hükümetini kurdu. O dönemde, R.T.Erdoğan henüz milletvekili değildi. Bilahare, Siirt milletvekili Mervan Gül, istifa etti ve yapılan ara seçimi R.T. Erdoğan kazanarak, milletvekili sıfatıyla, TBMM’ne girdi ve Abdullah Gül’den başbakanlık görevini devralarak, 59.’uncu T.C hükümetini kurdu… 10 Ağustos 2014 tarihine kadar, başbakan olarak görev yaptı ve bu tarihte yapılan halk oylaması sonucunda, %51.79 oy oranı ile T.C.’nin 12. Cumhurbaşkanı olarak görev yapmaya başladı. 24 Haziran 2018’de tekrar seçilen R.T.Erdoğan, halen 13.dönem cumhurbaşkanı olarak görevini sürdürmektedir…

Ak Parti’nin kurulmasının üzerinden bir ay bile geçmeden, ABD’nin iyice agresifleşmesine yol açan 11 Eylül saldırıları meydana gelmişti: 11 Eylül 2001.

Saldırılar, bazı uzmanların iddia ettiği gibi “Siyonistler, Evanjelistler tarafından” mı plânlandı, yoksa Amerikan Resmi Tarihi’nin anlattığı gibi “Radikal Dinci” eylemi mi, hâlâ tartışılıyor.

Merhum Mahir Kaynak’ın, “Faili bulmak için sonucun kime yaradığına bakın!” tavsiyesi elbette çok anlamlı.

Dönemin ABD Başkanı Bush’un “Ya bendensin ya da düşmanım!” diyerek ilân ettiği yeni süreçte, (meşhur BOP projesi-Ortadoğu coğrafyasında yer alan ülkeleri, 22 küçük devlete bölmek ve ABD’ye bağımlı yönetimlerin iş başına gelmesi)bölgemiz, kan gölüne döndürüldü, milyonlarca Müslüman katledildi, işkencelere, tecavüzlere maruz bırakıldı, sınırları zaten

< 1916 yılındaki Sykes-Picot antlaşması ile cetvelle belirlenmiş olan devletçikler> iyice bölündü…

Ve İsrail (ABD’yi devreye sokarak) tehditlerden büyük ölçüde kurtuldu, yeni açılım alanları elde etti.

11 Eylül saldırılarının yol açtığı gelişmeler, Arz-ı Mev’ud peşindeki İsrail’in hayalini gerçekleştirme ümitlerini, Türkiye’nin ise bölünme endişelerini arttırdı.

Demem o ki, AK Parti müthiş sancılı bir süreçte kuruldu; içte büyük ekonomik ve siyasal kriz, bölgemizde ABD-İsrail işgalleri…

Görüldüğü üzere, Ak Parti’nin çok zorlu yılları aşarak bugünlere geldiği ortada.

Kuruluşunun hemen ardından 11 Eylül saldırıları meydana geliyor, coğrafyamız o vakitler dünyanın tek süper gücü olan ABD tarafından işgal ediliyor…

Siz (1 Mart tezkeresi “çekişmelerinin” de gösterdiği gibi) “reel-politik” ile “tarihinizin omuzlarınıza yüklediği sorumluluklar” arasında bocalıyorsunuz.

İçeride de büyük sıkıntılar var…Siyasetin alanı iyice daraltılmış vaziyette.

“Zinde kurumlar”, yönetimin siyasilere bırakılamayacağını, hele hele Ak Parti gibi Milli Görüş kökenlilerin kurduğu bir partiye asla ve kat’a bırakılamayacağını her fırsatta vurguluyor.

Medya, neredeyse tamamen karşı…

Yarın devam edeceğiz…