Adana; gastronomisiyle, kültürüyle, festivalleriyle ve o meşhur misafirperverliğiyle Türkiye’nin parlayan yıldızı, gerçek bir mega kent olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ancak bu görkemli ve tarihi kentin kapısından içeri adım atanları karşılayan manzara, ne yazık ki bu vizyonla taban tabana zıt.

Geçtiğimiz Cumartesi günü sosyal medyada infial yaratan o fotoğrafı görmüşsünüzdür. Aslında hepimizin bildiği, ancak ama yetkililerin üç maymunu oynamayı tercih ettiği acı bir gerçek, vatandaşın bitmeyen çilesi bir kez daha tescillenmiş oldu. Hangi fotoğraftan mı bahsediyorum? Merak edenler 5 Ocak Gazetesi’nin internet sitesine bir göz atsın. Orada koskoca Adana Otogarı’nın içler acısı, o modern köy kıvamındaki halini tüm çıplaklığıyla göreceksiniz.

***

Peki, yıllardır ne deriz? "Bir şehrin otogarı, o kentin vitrinidir. Misafirine sunduğu ilk merhabadır." Bizim otogarımız ise, uzun yıllardır misafirlerine "merhaba" demek yerine, adeta "geldiğine pişman olacaksın!" diye bağırıyor. Sosyal medyada "Türkiye'nin en berbat otogarı" etiketiyle yüz binlerce kez paylaşılan o karelerde gördüğümüz; sadece çöp yığınları veya kontrolsüzce sağa sola atılmış koliler değil, koskoca bir kentin sahipsizliğidir. İşte Adana’da vizyonun bittiği, kaosun başladığı nokta burasıdır.

Modern, gıcır gıcır otobüslerin hemen yanı başında dağ gibi biriken çöpler, halk sağlığını tehdit ederken, estetikten yoksun bir utanç tablosu sunuyor. Peronları işgal eden yük yığınları, kırık dökük banklar ve loş ışıklandırma, burayı bir ulaşım merkezi olmaktan çıkarıp bir güvenlik zafiyeti alanına dönüştürmüş durumda. Maalesef koskoca Adana Otogarı tam bir hijyen ve güvenlik sefaleti içinde boğuşuyor.

Çevre illerimizdeki terminaller akıllı bina teknolojileriyle, konforlu bekleme alanlarıyla modernize edilirken, Adana Otogarı’nda zaman adeta 30 yıl önce durmuş vaziyette. Biz hala 90’ların karmaşasında kürek çekiyoruz. Vatandaşın isyanı sadece kirliliğe değil, aslında verilen ve ısrarla tutulmayan sözlere... Her seçim dönemi ısıtılıp, ısıtılıp önümüze konulan "Yeni Otogar" vaatleri, seçim sandıkları kapandığı anda tozlu raflara kaldırılıyor.. Adana Büyükşehir Belediyesi ve ilgili birimlerin bu rezalet karşısındaki derin sessizliği, kentin turizm ve ekonomi potansiyeline vurulan en büyük darbedir. Vatandaş alıştı artık; söz çok, icraat yok..!

"Adana'ya geldiğimde şehirden kaçmak istiyorum!" Bu cümle, uzaklardan gelen bir yolcunun feryadıdır. Bu cümle bile birçok şeyi anlatıyor aslında.

***

Adana, sadece kebap dumanıyla değil; altyapısıyla, modern ulaşım ağlarıyla ve yaşam kalitesiyle de bir dünya kenti olmayı hak ediyor. Mevcut otogar tablosu, bu kadim şehrin alnına sürülmüş bir lekedir. Somut adımlar atılmadığı, çağdaş ve tertemiz bir terminal inşa edilmediği sürece, bu terminal vatandaşın çilesi, kentin ise vizyon kaybı olmaya devam edecektir.

Şimdi yetkililere bir kez daha, yüksek sesle soruyorum; Adana'nın vitrini daha ne kadar böyle içler acısı, daha ne kadar sahipsiz kalacak?

Gastronomisiyle, festivalleriyle, kültürüyle ve misafirperverliğiyle dünyaya nam salmış Adana, bunu hak etmiyor.