5 Ocak Medya Grubu’nda çalışmaktan gerçekten gurur duyuyorum. Grup başkanımız Savaş Çokduygulu, bu kuruluşu kurarken “Adana kokacak” demişti. Haklıymış… Gerçekten de yaptığımız haberlerin, programların ve tartışmaların hepsi Adana kokuyor.

Hadi gelin, masalsı bir tatla başlayalım:

Bir zamanlar, Akdeniz’in sıcak topraklarında bir şehir varmış: Adana…

Festival ve karnavallarıyla ünlü, güneşiyle ünlü, ama trafik canavarıyla da ünlü bir şehir.

Cuma günü 5 Ocak TV’de KULİS programı yapıldı. Masada dört cesur gazeteci vardı: Murat Yonat, Sefa Saygıdeğer, Murat Gegin ve ben… Önümüzde ise, yıkım kararı alınmış, eski bir saray gibi duran Çukobirlik duruyordu.

Tartıştıkça bir düşünce aklımıza geldi:

“Ya burası yıkılmazsa, Adana Expo olamaz mı?”

Ve hemen ardından başka bir fikir doğdu:

“Ya olmazsa… devasa bir öğrenci yurdu olsa?”

O anda aklıma geldi Cinderella (Sindirella) masalı…

Peri Anne’nin sihirli değneği… Fareyi ata, balkabağını arabaya, eski elbiseyi balo elbisesine çeviren sihirli değnek…

Dedim kendi kendime:

“İşte Adana’ya da bir sihirli değnek lazım!”

Ama dikkat… Bu sihir sadece masallarda işe yarar.

Gerçek dünyada sihri biz yaratırız: toplum, birlik, fikir ve eylemle.

Şimdi düşünün…

Eğer biz birlik olup harekete geçmezsek, gökyüzünde kara bir bulut dolaşır.

Ve o bulutun arkasından çıkar: Sinsirella, kötülüğü ve yıkımı temsil eden peri…

Ama eğer cesur olursak, aklımızı ve kalbimizi kullanırsak…

İşte o zaman kazanacak olan: Sindirella, umut ve dönüşümün sihirli sembolü…

Şimdi soru:

Sindirella mı kazanacak?

Yoksa Sinsirella mı?

Adana halkı, gazeteciler, STK’lar ve siyasiler…

Hep birlikte bu masalda gerçek sihri yaratacak mı, yoksa kara bulut galip mi gelecek?

Cevabı zaman gösterecek… ama masal burada başlıyor.