Çukurova’nın en kalabalık şehri olan Adana’nın, 1990 yılına kadar, bölgenin ekonomik açıdan çekim merkezi olduğu yadsınamaz. Bunu tekstil sanayinin yarattığını söylememiz yanıltıcı olmayacaktır. Bu oluşumu; sanayinin en önemli hammaddesi olan pamuk üretimi için toprağın verimli, havanın sıcak, suyun bol ve gerekli iş gücünün ucuz olması sağlamıştır. Son derece ekonomik koşullarda üretilen hammadde, kurulan fabrikalarda ipliğe ve kumaşa dönüştürülmüş, ucuz iş gücünün ivmesiyle şehir adeta tekstilin merkezi haline gelmiştir. Yukarıda izah edilen gelişmeler şehri ekonominin çekim merkezine dönüştürmüştür.
Çeşitli öykü, roman ve filmlere de konu olan bu gelişmeler, aynı zamanda özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden gelen göçün, sorunsuz bir şekilde adaptasyonunu sağlamıştır. Bu açıdan düşünüldüğünde ülkemiz için ne kadar yararlı olduğu anlaşılacaktır. Ne var ki 1980 yılından itibaren tablo değişmeye başlamıştır. Halk arasında beyaz sinek diye adlandırılan zararlının aniden ortaya çıkması, pamuğun eskisi gibi ucuz ve bol miktarda yetiştirilmesini engellemiştir. Çiftçiler anılan zararlıyla mücadelede uzun süre belirsizlik ve başarısızlık yaşamıştır. Mücadelede kullanılan ilaçların pahalılığı ayrı bir sorun olmuştur. Değinilen problemin etkileri silinmeden, Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nden iş gücü akını kesilmiş, tarlalarda çalışacak insan bulmak zorlaşmıştır. Kısaca pamuk üretimi giderek karlı olmaktan çıkmıştır.
Pamuk üretiminin sıkıntılı hale gelmesi tekstil sektörünü olumsuz etkilemiştir. Bol ve ucuz hammadde avantajı kaybolmuştur. Bütün bunlar yetmezmiş gibi aynı dönemde ortaya çıkan Çin rekabeti sektör için yıkıcı olmuştur. Çin’den ithal edilen pamuk, iplik, kumaş ve her türlü tekstil ürünü bölgedeki üretim maliyetinin çok altında Türkiye’de satılır hale gelmiştir. Adana’yı ekonomi açısından çekim merkezi haline getiren pamuk üretimi ve ona dayalı tekstil endüstrisi bütün cazibesini yitirmiştir. Adana’nın hatta Çukurova’nın ülkemiz ekonomisindeki yeri yıllar itibariyle gerileme sürecine girmiştir.
Son yıllarda Adana ve çevresi Suriye iç savaşının etkisi ile hissedilir miktarda dış göç almıştır. Gelen göçmenlerin tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde istihdamı üzülerek ifade ediyorum ki mümkün olmamıştır. Alınan dış göçün sıkıntı yaratmadan atlatılabilmesi için Adana ve çevresinin zaman yitirilmeksizin yeniden ekonomik cazibe merkezi haline getirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Pamuk ve tekstil sanayi entegrasyonuna benzer “tarıma dayalı” projeler, yerel yönetimlerle iş birliği yapılarak hayata geçirilmelidir. Topraklarının verimliliği iklimi ve yeterli su kaynakları üretilecek projelerde ana etmen olarak kullanılmalıdır. Çok ön planda olmamakla birlikte Karataş ve Yumurtalık ilçelerinde deniz turizmi, il merkezi ile Kozan, Ceyhan ilçelerinde kültür turizmi, toroslarda doğa turizmi potansiyeli mevcuttur.
Saygılarımla,