Sanırım insanoğlunun kendine yaptığı en büyük sabotaj, kendisiyle yüzleşmekten köşe bucak kaçmasıdır.
Hani “yüzleşmek” diyoruz ya, kulağa sanki çok medeni, çok olgun bir eylemmiş gibi geliyor. Oysa işin pratiğine gelince… İşte orada işler karışıyor.
Çünkü kabul edelim:
İnsan yaptığı her şeyi doğru yaptığını düşünmek gibi tuhaf bir iç yazılıma sahip.
Ne yaparsa doğru yapar… Çayı bile yanlış demlediğinde “Ben böyle seviyorum”dan başlayan savunmalar, hayatın her alanına yayılır.
Bu kafa yapısı öyle seçkinlere özgü falan da değil, en cahilinden en okumuşuna kadar herkeste aynı sürüm çalışıyor.
O yüzden yüzleşmek zor, hem de gerçekten zor. İnsan kendi hatasını kendine söyleyemiyor; aynaya bakınca ışık gözünü aldı sanıyor.
Ben de tam bu noktada kendi memleketim Adana’dan bir hatırlatma yapmak isterim.
Adana’yı yönetenler… Bir gün yüzleşeceksiniz.
O yüzden ona göre davranın, ona göre çalışın. Bugün görmezden geldiğiniz şeyler, yarın önünüze bir tepsi şalgam eşliğinde gelecektir, benden söylemesi.
Tabii bu sözler yalnızca yönetenlere değil; hepimize.
Sen, ben, o, bu…
Kim olursak olalım, hepimizin bir gün kendimizle hesaplaşacağı bir an var.
Keşke o gün geldiğinde “Ben elimden geleni yaptım” diyebilsek.
Yoksa iş, “Ben ne yaptım ya?” diye gökyüzüne bakıp derin bir iç çekmeye döner, ki işte o Adana sıcağında hiç çekilmiyor.