Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, nihayet partisini kurdu; ‘GELECEK PARTİSİ.’
Uzun zamandır beklenen gün geldi. Kuracak, kuruyor derken, siyasi hayatımıza bir parti daha girdi. Ne diyelim…!!! Hayırlı olsun, Türk siyasi hayatına…
Haliyle insan dönüp, maziye bakıyor… Nereden nereye diye…
Davutoğlu’nun 3,5 yıl önce söyledikleri ve bugün yaptıklarına bir göz atacak olursak, ne demek istediğim çok daha iyi anlaşılır…
Çok değil, 3.5 yıl öncesi, neler diyordu Davutoğlu…
Dün yeni kurduğu partisinin tanıtımı yaparken dinlediğimiz Ahmet Davutoğlu, 3,5 yıl önceki söyleminden, ne oldu da başka bir konuma evrilmiş? İnsan haliyle merak ediyor.
Hepimizin yaşayabileceği, nefsimizin esiri olabileceğimiz, şeytanın baskısı gerçeğinden hareketle, “Acaba şöyle mi olmuştur” diye, insan sormak istiyor.
3,5 yıl önce binlerce kişinin huzurunda Ahmet Davutoğlu, şöyle söylüyordu: “Hiçbirimiz vazgeçilmez değiliz!”
!!!!!!
“Olur mu A.D.. Onlar, şunlar, bunlar vazgeçilmez olmayabilir. Sen vazgeçilmezsin..”
3,5 yıl önce, Ahmet Davutoğlu AK Parti Kongresi’nde konuşuyor:
“Biz ahde vefayı her şeyin üzerinde tuttuk. Makamlara, mevkilere, koltuklara veda ederiz kardeşlerim, ama ahdimize, ilkelerimize, davamıza asla veda etmeyiz, asla dönmeyiz, asla bırakmayız.”
!!!!!!
“Vefa, İstanbul’da bir semtten ibarettir, A.D.. Boş ver sen vefayı.. Dava, senin genel başkan olduğun sürece senin davandır. Sen genel başkanlıktan inince, o dava senin davan değildir.. Haydi hazırlan.. Dönmek için, bırakmak için hazırlan..”
Aynı konuşmada Ahmet Davutoğlu şöyle söyler:
“Meselemiz, derdimiz, davamız, bütün şahsi hallerimizin üzerindedir.”
!!!!!
“Aaaa, A.D.. Sen şahsi hallerinin kavgasını vermiyorsun ki.. Senin şahsi halin, aslında senin davandır…”
Farklı konuşmalardan seçmece yapmıyorum.. Aynı konuşmasında Ahmet Davutoğlu devam ediyor:
“Kurucu liderimiz, Kurucu Genel Başkan’ımız, saygıdeğer Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra, AK Parti’ye ikinci genel başkan olduğum kongremizde, ‘Bu kongre bir veda kongresi değil, bir vefa kongresidir’ demişti. O gün verdiğimiz sözü namus bildik. O günden bugüne ahdimize sadık kaldık.”
Namus sözünü duyar duymaz, akla sorular gelir... Sorular, hemen devreye girer.. Şeytan, eski Başbakan’ın aklını çelmeye çalışır:
“Namus falan.. Boş ver bunları A.D.. Söz mü; çiğnersin köz olur.. İnsanlar seni bekliyor.. Senin kurtuluş reçeteni gözlüyor… Namusu, sözü unut… İnsanları kurtar… Merak etme, senin bu sözlerini, üç gün sonra, hiç kimse hatırlamaz bile..”
Veda değil, vefa konuşmasında Ahmet Davutoğlu devam eder:
“O günden beri ülkemizin ve milletimizin hukukunu, partimizin ve Cumhurbaşkanı’mızın hukukunu büyük bir özenle koruduk.”
Şeytan devreye girer;
“Cumhurbaşkanı’nın hukukunu, bırak da kendisi korusun A.D.. O sana bir üniversiteyi bile çok gördü. Ne olurdu sanki, bila bedel, devletten kendi vakfına çaktırmadan devrettiğin arsayı, görmezden gelseydi. Başka üniversitelere verilmiş benzer bir örnek yokmuş gerekçesine kanma. Sen, başka üniversite misin A.D? Kafanı çalıştır.. İlkeli hareket etme gerekçesi ile, dürüstlük gerekçesi ile senin vakfına verilmeyen arsa, senin hakkındı. Sana vermediler. Onlar senin haklarını korumadılar. Sen de onların haklarını koruma sözü vermiş olsan da, koruma!”
Davutoğlu, AK Partililere hitabında konuşuyor:
“Daima partimizin, davamızın birliğini gözettik. Son nefesimize kadar da bunu gözetmeye devam edeceğiz.”
Şeytan şimdi hatırlatır:
“A.D., sen farkında değilsin ama, sana o gün de bu sözleri ben söyletmiştim zaten.. Böyle iddialı sözler, benim sözlerimdir.. Benim sözlerim olduğu için, üzerinden 3.5 yıl geçmeden.. Bunları sana unutturdum... Bak ne güzel, partiden de istifa ettin.. Son nefese gerek kalmadan.. Dünyaya kazık çakacakmışsın gibi, dün bir, bugün iki.. Yeni partiyi de kuruverdin.. Çok güzel hareketler bunlar A.D.. Çok güzel! Sözünde durma.. Dün söylediğini, bugün unut..”
Devamı yarın…