Ülkemizde son yirmi gün içerisine eşine sık rastlanılmayacak, iktidar yanlılarının da inanmakta zorlandığı değişiklikler yaşanmaktadır. Siyasi iktidarın temel taşlarından birisi olduğuna inanılan Maliye ve Hazine Bakanı Sayın Berat ALBAYRAK , ekibi ile birlikte tasfiye edilmiştir. Bu durumun, basit bir görev değişikliği olmadığını, kişilerle birlikte 4-5 yıldır izlenen ekonomik, siyasi ve dış politikanın da 180 derece değişeceğini, yeni göreve getirilenlerin açıklamaları ortaya koymaktadır. Aslında, bu günlerde yapılan açıklamalar, mevcut siyasi iktidarın, yolun başında söylediklerinin aynısıdır. Bu söylemler kendilerini iktidara taşımış, içeride ve dışarıda olağan dışı destek görmelerine neden olmuştur.Daha sonra yaşanan olaylar, başlangıçta izlenen politikalardan iktidarı uzaklaştırarak, bu günkü noktaya taşımıştır.

On yedi yıldır izlenen iç ve dış siyaset ile ekonomi politikaları, gerek muhalefet ve gerekse iktidar yanlılarınca , her türlü platformda tartışma konusu yapılmaktadır. Bundan sonra da mevcut politikalardan yapılacak değişiklikler, aynı şekilde değerlendirmeye tabi tutulacaktır.Ben, bu konuları okuyucunun takdirine bırakarak, iktidarın son 4-5 yıldır izlediği faiz politikasının nelere neden olduğunu, yapılan faiz politikası değişikliğinin olası sonuçlarını irdelemek istiyorum.

Yazımda özellikle vurgulamak istediğim gibi son 4-5 yıldır siyasi iktidar, gerek yurtiçinde yerleşik tasarruf sahiplerine ve gerekse yurtdışından tasarruflarını Türkiye'ye getirerek, ülkemizdeki yüksek faizden yararlanmak isteyen yatımcılara, enflasyonun altında faiz verme şeklinde özetlenebilecek bir politika izlemiştir. Finans dilinde reel olmayan veya negatif faiz diye nitelenen uygulama, Avrupa'nın bazı ülkeleri ile Japonya'da uygulanmaya başlanmıştır. On trilyon dolara yakın bir para, sıfır veya eksi faiz oranıyla devlet iç borçlanma senetlerinde değerlendirilmiştir.Sanıyorum, iktidarımız ülkemizde de benzeri uygulamanın olabileceğine kanaat getirmiştir. Ne var ki değinilen ülkelerin ekonomik yapıları ile insan davranışları bizlerden tamamen farklıdır.Öncelikle, o ülkelerde enflasyon sıfıra yakın, hatta bazen eksi değerlere inmektedir.Ülkemizdeki enflasyonun ise nerelere doğru tırmandığını çarşı pazara çıkanlar gayet iyi bilmektedir.Yine, anılan ülkelerin vatandaşları, ülkelerinde negatif faiz veriliyor diye tasarruflarını dövize veya altına yöneltmemektedir. Ülkemizde ,Ayşe Hanım Teyzelerimiz ile Rıza Bey amcalarımız, verilen faizin, paralarını enflasyon karşısında koruyamadığını anlayınca altın ve dövize yöneltmiş, altının ve dövizin değerinde normal olmayan yükselişler meydana gelmesine neden olmuşlardır. Bu durum, paralarını ülkemize getirerek, faiz geliri elde eden yabancı yatırımcının elde ettiği getirilerin, kurlarda yaşanan artış nedeniyle eksiye dönmesine neden olmuştur. Bunun düzeltilmesi için ilave faiz artışı isteyen yabancıların talebi karşılanmayınca, ülkemizden büyük tutarlı para çıkışları yaşanmış, kur artışları inanılmaz noktaya ulaşmıştır.Kısaca izah edilen kısır döngünün, büyük bir ekonomik krize doğru gittiğini gören iktidar, hem yönetici hem de politika değişikliği yaparak, negatif faiz politikasını terk etmiştir.Uluslararası yatırımcının İstediği faiz artışının yapılması, bundan sonra, piyasaların faiz dahil isteklerinin yerine getirileceği sözünün verilmesiyle birlikte, yurt dışına çıkan paraların bir kısmı geri dönmüş, kurlarda % 15'e varan düşüşler yaşanmıştır. Kurlarda yaşanan düşüşlerin kalıcı olması için, üretim ekonomisine geçilerek, enflasyonun mutlak suretle % 2-3 bandına çekilmesi, hukuk ve demokrasinin Avrupa ülkeleri normlarına yükseltilmesi, kamu kaynaklarının üretimi desteklemeyen kişi, kurum ve alanlarda israf edilmemesi ,bütçe disiplininden kesinlikle taviz verilmemesi gerekmektedir.

Saygılarımla