YIL 1924…

1924 olumlu gelişmelerle başladı. İstanbul’dan kalkan deneme uçağı 3 saatte Ankara’ya vardı. Sadece 1 gün sonra büyük bir devrim yaşandı. Harp oyunları sebebiyle İzmir’de bulunan Mustafa Kemal başkanlığında İsmet Paşa, Fevzi Paşa ve kolordu komutanları toplandı. Toplantı sonucunda 4 önemli karar alındı;

1- Halifelik kaldırılacak.

2- Devlet hukuku ve şeriat hukuku arasındaki ayrımın sağlanması amacıyla Şeriye ve Evkaf vekâleti kaldırılacak.

3- Eğitim ve öğretim birleştirilecek.

4- Genelkurmay Başkanlığı; Bakanlar Kurulu’nun dışına çıkartılacak.

Ayrıca Osmanlı Hanedan mensupları da yurtdışına çıkarılacaktı. Bu kanunla birlikte padişah mallarına da el konuluyordu. Halifeliğin kaldırılması kararıyla birlikte Halife Abdülmecid’in de ne olacağı merak konusuydu. Abdülmecid, Ankara’ya bir telgraf yazarak hilafetin ilgasını Türkiye’nin İslam âlemini ile bağının keseceğini söyledi. Abdülmecid gibi düşünen Kurtuluş Savaşı paşaları bulunsa da çare etmedi. İki haftalık sürede Türkiye’de 141 kişilik Osmanlı Hanedanlığından tek bir kişi bile kalmadı.

***

Kısa bir süre sonra 1921 Anayasası yürürlükten kalktı ve 105 maddelik 1924 Anayasası kabul edildi.

1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

2- Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır. Dili Türkçe, Başkenti Ankara’dır.

3- Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.

Bu yasa ile birlikte medrese ve ordu ortaklıktan çıkartıldı, kanun yapma yetkisi Meclise verildi. Ayrıca Halk fırkasının içinde ve dışında bulunan bazı muhalifler ayrı bir cephe oluşturmak istediler. Bazı yeniliklere, ilan ediliş biçimlerine ve zamanlamalara karşı olanlar Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla bir parti kurdu. Parti lideri Kazım Karabekir’di ve bu partide Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay gibi önemli isimler de vardı. Parti kadrosu genelde Milli Mücadele komutanları ve eski ittihatçılardan oluşuyordu.

Mustafa Kemal o sıralarda The Times Muhabiri Maxwell Mccarthy ile bir röportaj yapmış ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası için şu cümleleri kurmuştu;

“Onlar Cumhuriyetçiliklerinde samimi değiller ve gericiler. Programları bir sahtekârlık örneği.”

16 Nisan gününde ise Lozan Antlaşmasına bağlı olarak genel af çıktı. Buna göre savaş sırasında düşmana yardım etmiş olanlar da af edilecekti. 150’likler hariç… 150’likle Kurtuluş Savaşı sonrası düşman işbirlikçisi ve kuvva karşıtı ilan edilerek sürgün edilen üst düzey makamlardaki kişilerdi.

***

Lozan, Misak-i Milli sınırları içerisinde yer alan Musul sorununa kesin bir çözüm sağlamamıştı. 24’dün Ağustos’unda Süryani olan Nasturiler, bazı Kürt aşiretlerinin desteğiyle Hakkâri’de büyük bir isyan başlattı. Amaçları Hakkâri’yi içine alan bir bölgede Hristiyan unsurlardan oluşan bir tampon devler oluşturmaktı. İsyan bölge petrollerini denetim altına almak isteyen Birleşik Krallık’ın kışkırtmasıyla çıkmıştı. Birleşik Krallık’ın amacı Musul’u kendi denetimlerine almaktı ve Nasturi İsyanı dolayısıyla Türkiye bir operasyon düzenlemeye karar verdi. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa komutanlığındaki Türk birlikleri bölgeye kadar ilerledi. Ancak İngiliz uçakları Türk ordusuna bir hava saldırısı düzenledi. Bu saldırıda bir subayımız ve 14 erimiz şehit oldu. Türkiye bu tehditlere boyun eğmedi ve Cafer Tayyar Paşa isyanın bastırılması için bölge aşiretlerinden Savak Aşireti ile irtibat kurdu. İsyan 26 Eylül’de kesin olarak bastırıldı ve Nasturiler sınırı geçerek Birleşik Krallık mandasındaki Irak’a sığındılar.

1924’dün sonlarına doğru İsmet İnönü, gerici hareketlerden dolayı sıkıyönetim ilan edilmesini ve sert tedbirler alınmasını talep etti. Meclis bu talebi kabul etmeyince İnönü Başbakanlıktan istifa etti ve yerine Fethi Okyar getirildi.

(Devam Edecek…)